Dünyayı kurtarmak istiyorsak nüfus kontrolü gerekiyor

Le Monde gazetesinin bugün öğleden sonra satışa sunulan 10 Ekim tarihli sayısında değişik dallarda uzman bilim insanlarının imzasını taşıyan ortak bir bildiri yayımlandı.  Bunda ekolojik felaketi önleme yolunda çeşitli önlemlerden söz edildiği, ancak çok önemli bir unsurun devre dışı bırakıldığı belirtiliyor: nüfus patlaması.  Sanki insan sayısının katlana katlana artmasını görmezden gelerek sonuç almak mümkün olacak.

Kirli enerji kullanımını azaltmak…  Atıkları sınırlayıp kontrol altına almak…  Üretim tarzını değiştirmek…  Sınırsız ve sorumsuz tüketim alışkanlıklarını değiştirmek…  Bunlar iyi güzel de, bu oluşumlarda rol alan insan sayısındaki baş döndürücü gelişmeyi kenara itip unutmak, yok saymak marifet mi?

Bu olgunun öteki önemli hedeflerle yakından ilgili olduğunu unutmaya, görmezden gelmeye olanak var mı?  Kavramamız gerekiyor ki, dünya hem gelişmiş ülkelerde, hem de gelişmekte olanlarda hudut tanımaz bir nüfus artışı yaşıyor.  Üstelik ekonomilerdeki iyileşme sonucu kişi başına tüketim de artıyor.  Ve hızla artmaya devam edecek.

Bu durumda biyoçeşitlilik daha fazla tahrip edilecek, su kaynakları daha fazla tüketilecek, buzullar daha fazla eriyip denizler daha fazla yükselecek, tarım alanları daha fazla tahrip olacak.  Bu ve benzeri nedenlerden milyonlarca kişi yaşam alanlarını değiştirmek için göç edecek.

Not etmek gerekiyor ki, şu anda bile sayısız ülkede kitlesel göç olayları aşırı gerginlikler yaratıyor ve kimi zaman ‘milliyetçi’, kimi zaman da ‘aşırı sağcı’ diye adlandırılan rejimler ortaya çıkıyor.  Bunların oluşmasında hep göç olayları etken oluyor.  Yani ileri yıllarda bu gelişme baş döndürücü boyutlar kazanacak.

İçinde olduğumuz yüzyılın sonunda, yani 80 yıl sonra dünya nüfusunun 11 milyar kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor.  Hızlı artışın daha çok ekonomisi zayıf ülkelerde görüleceği de biliniyor.  Başka bir deyişle, bu olgu milyonların göçünü kamçılayacak.  Allak bullak olmuş bir dünya ortamında.

Göz göre göre bir felaketin eşiğindeyiz.  Daha geçen yıl Bonn’da düzenlenen Birleşmiş Milletler çevre konferansında 15.000 bilgin çığlık çığlığa bu durumun altını çizmiş ve dünyanın yaşanamaz bir konuma itildiğini duyurmuştu.  Demek ki, doğum kontrolünü etkili biçimde getirme ve ‘Durmadan doğurun’ saçmalıklarına son verme zamanı artık geldi.

Çünkü konu büyük boyutlu bir felaket.  Ve ev değiştirir gibi gidilecek başka bir dünya yok.

Atila Alpöge, Ekogazete, 9.10.2018 / Yararlanılan kaynak: Le Monde, 9.10.2018

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.