Bir milyonu aşan kişi evini, barkını bırakıp kaçmakta…

Bu satırları yazdığımız sırada, Florence adlı bir kasırga hızı 200 km/saati aşan rüzgârlar yaratarak ABD’de North ve South Carolina’ya doğru ilerliyor.  Önüne geleni yıkıp dökerek.  O kadar ki, kıyıdaki büyük deniz üssündeki savaş gemileri aşırı tahribata uğramasınlar diye, bir acele uzaklaştırılarak başka yerlere gönderilmiş.  Eyalet yönetimleri bir milyonu aşan halkı bölgeyi terk edip kaçmaya zorlamış.

Şu anda okyanusta ilerleyen ve 13 Eylül Perşembe akşamı kıyılara ulaşacak olan Florence’ın etki alanı çok büyük.  Türkiye boyutunda düşünürsek İstanbul’dan Antalya’ya uzanan bir alanı vuracak.  Bunun içinde İstanbul Balıkesir arası kadar bir bölgede korkutucu boyutlu hasar yaratacak.

Ciddi bir felaket söz konusu.  Aşırı yağışların 1 metreyi aşan su bırakacağı ve görülmedik su baskınları yaratacağı tahmin ediliyor.  Bölgede 16 nükleer santral var.  Bunların çalışması Japonya’daki Fukuşima felaketi benzeri bir durum ortaya çıkmasın diye durdurulacak.

Kent sokaklarını, evleri ve işyerlerini hem yağmur suları, hem de deniz suyu basacak.  Binalarda büyük tahribat olacak.  İnsanlar kaçıyor, ama çiftlik hayvanlarını kurtarma olanağı yok; bu nedenle yüzbinlerce hayvanın ölmesinden korkuluyor.  Ve bunların pisliklerinin sulara ve hele içme sularına karışması endişesi var.  Kanalizasyon sularının da.  Öte yandan fabrikalardaki ve benzeri tesislerdeki cıva, arsenik benzeri sayısız zararlı, zehirli maddenin de ortalığa saçılacağı tahmin ediliyor.  Tarım alanlarında tamiri güç tahribat olması bekleniyor.

Bu gergin bekleyiş içinde akla eyalet yönetimlerinin 6 yıl önce aldığı radikal bir karar geliyor.  O günlerde kıyı koruma komisyonu bilim insanlarını da içine alan bir araştırma yürütmüş.  O sıralarda hem kasırgalar gittikçe şiddetlenmeye başlamaktaymış, hem de kutuplardaki erime yüzünden deniz yüzeyinde yükselme yaşandığı gözleniyormuş.  Yürütülen çalışma eldeki verileri, varsayımları ve öngörüleri değerlendirmiş ve bir uyarı yapmış.  “Önümüzdeki 50-60 yıl içinde kıyılarda 1 metreye ulaşabilecek deniz yükselmesi söz konusudur.” demiş rapor.  Bu nedenle kıyı kullanım politikasının gözden geçirilmesinin ve sayısız önlemin alınmasının söz konusu olduğu vurgulanmış.  Başka bir deyişle, “Kıyıya yakın yerleşmelere bundan böyle izin verilmemelidir.” denilmiş.

Çalışma bu sonucu ortaya koyunca büyük gürültü kopmuş.  Özellikle kıyıya yakın arazileri ve yerleşmeleri olan kesimler bunun ipsiz sapsız bir iddia olduğunu ileri sürmüşler ve eyalet yönetimiyle, eyalet meclisine baskı yapmaya başlamışlar.  Bunun arkasında, anlaşılacağı gibi, kıyı cazibesinin kaybolacağı, bina değerlerinin düşeceği, sigorta bedellerinin aşırı yükseleceği ve benzeri endişeler yer almış.

Eyalet meclisi de harekete geçip bilimsel iddia taşıyan bu tür ileri geri tahminlerin tutarlılığına güvenmediğini belirmiş ve bundan böyle gelişi güzel söylemlere dayanarak kıyı kullanım politikalarının değiştirilmesini yasaklayan bir mevzuat çıkarmış.  Yani eyalet yönetiminin bilimsel nitelikli öngörüleri elinin tersiyle silip atmasına olanak sağlanmış.  Böylece dar görüşlü, gözü kapalı çıkar endişeleri bilimsel öngörülerin önüne geçmiş oluyor.  İleri gelen politikacılardan biri, bunun üzerine, “Kendine bilim insanı diyen kişiler güven duyulacak bulgularla gelsinler bize.” demiş.

Sonuçta 6 yıl boyunca kıyıdaki yerleşmeler hızla gelişmeye devam etmiş.  Şık, lüks binalar yapılmış, yollar açılmış, köprüler inşa edilmiş, lokantalar ve eğlence yerleri cesaretlendirilmiş.

İşte bu bakış açısı şimdi, günümüzde milyonlarca kişiyi yerinden ediyor, hayvan katliamlarına kapı açıyor, tarım arazilerini berbat ediyor, suları kirletiyor.  Gözlemciler, buna benzer bir dizi (beş, on) felaketten ancak sonra birilerinin belki uyanacağını, kolları sıvayıp her şeyi başka türlü düşünmek gerektiğini kavrayacağını umuyorlar.  Ama hayli geç kalınmış olunacak diyorlar.

Atila Alpöge, Ekogazete, 12.9.2018 / Yararlanılan kaynaklar: Erin Durkin, The Guardian, 12.9.2018 – Erin Durkin, The Guardian, 12.9.2018

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar, Ekoloji Politikası, Kentler, İklim içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.