Uçak yolculuğu sırasında hiç fenalık geçirdiniz mi?

Buna İngilizcede “fume event” diyorlar.  Türkçede “pis koku olayı” diyebiliriz.  Uçuş sırasında koltuğunuzda otururken yaşanan bir rahatsızlık.  Beklenmedik bir anda bir koku sarıyor ortalığı.  “Kirli çorap gibi kokuyor!” diyenler var.  Gözlerde yanma… burun ve boğazda tahriş… baş ağrısı… baş dönmesi… ellerde, ayaklarda ve yüzde karıncalanmalar… yorgunluk… terleme.  Oldukça ender görülen bir olay, ama kötü çarpıyor.

Örneğin British Airways’in bir seferi 2016 Ekim’inde bu yüzden (olayın yolcuları da, ekibi de şiddetle vurması sonucu) San Francisco’ya acil iniş yapmak zorunda kalmış.  Genelde yolcular uçuş sırasında yaşadıkları sıkıntıları unutuyorlar, ama olayın en tehlikeli etkisi durmadan, tekrar tekrar uçan personelde ve özellikle pilotlarda görülüyor.

Çok çarpıcı bir olay 17 Temmuz 2015’te yaşanmış.  Minneapolis’ten Boston’a uçan bir uçak inişe geçmeye başladığı sırada pilot kabininde ‘kirli çorap’ kokusu belirmiş; gittikçe artarak.  Bu sırada kule inişle ilgili normal talimatlarını vermeye başlamış.  Ancak kule fark etmiş ki, pilotlar denileni yapmakta gecikiyorlar, hatta yapamıyorlar.  Gerçekten de kabindeki iki pilotun da bilinçli ve tutarlı işlem yapma yetisi çok azalmış o sırada.  Saçma sapan hareketler yapıyorlar.  İkinci pilot bir acele oksijen maskesini takarak kendine gelmiş ve duruma hâkim olmuş.  Aynı zamanda da kaptan pilotun neredeyse bayılma konumunda olduğunu fark etmiş ve ona da maske takmış.  Pilotlar uçağı indirmeyi başarmışlar.

Bu ikili o gün aynı uçakla birkaç uçuş daha yapmış.  Ama daha sonra ishal, mide bulantısı, titreme, yorgunluk duygusu hissetmeye başlamışlar.  Kaptan pilot uçamaz olmuş ve 50 gün sonra da ölmüş.  Daha sonra yapılan incelemeler bu ölümü pis koku olayına ve bunun yarattığı zehirlenmeye bağlamış.

Peki nedir bu olay?  Nasıl oluşuyor pis kokular?  Bundan kim sorumlu?

Kokunun kaynağı motorlar.  Uçakların uçtuğu 10 bin metre üstü ortamda hava -55 derece dolaylarında oluyor.  Hem çok soğuk, hem hava basıncı düşük, hem de havanın kalitesi nefes alınacak gibi değil.  Uçağın içini sürekli ısıtıp oksijen pompalamak ve basıncı yükseltmek gerekiyor.  İşlem merkezi uçağın jet motorları.  Ancak bunlardan sızan hava aşırı sıcak.  Bu bakımdan önce soğutuluyor, temizleniyor ve kabine veriliyor.

Ancak motorlarda performansı sağlamaya yarayan çeşitli kimyasallar var.  Bunlar bazen sızıntı yapıyor ve kabine basılan havaya karışıyor.  Adı geçen sıkıntılara neden olarak.  Bu noktada sürüp gidip bir tartışma var.  Gözlemciler pis koku olayının kısa süreli rahatsızlık yarattığında anlaşıyor.  Ama acaba uzun süreli sonuçlar söz konusu mu?  Havacılık şirketleri ve uçak yapımcıları “Öyle bir şey olmaz!” diyorlar.  Ama uçuş ekibi sendikaları ve bazı bilim insanları belli bir zaman sonra ciddi rahatsızlıkların belirdiğinde ısrar ediyorlar.  2015’teki olayı ve vefat eden kaptan pilotu örnek gösteriyorlar.  Buna verilen yanıt “Bu tür rahatsızlıklar varsa, bunlar kişilerin psikolojik olarak kendilerinin yarattığı tedirginlik ya da rahatsızlıklar!” oluyor.

Aslında bu konuda yeterli bilimsel çalışmanın şimdiye kadar yapılmamış olduğunu genelde herkes kabul ediliyor.

Kaynaklar diyor ki, ABD’de yılda 9 milyon uçuş var; bunların aşağı yukarı 2 bininde pis konu olayı yaşanıyor.  Önemli olan şu ki, bunların çok azı rapor ediliyor.  Ya pilotlar olayı ciddiye almıyorlar, ya da havayolu şirketleri personelin bu tür şikayetlerinden hoşlanmıyorlar.  Bu nedenle olayın üzerine fazla gidilmiyor.

Fransız televizyonu FR2’nin bu konuda geçenlerde yapıp yayımladığı başarılı bir araştırma programı bazı konulara ışık tuttu:

  • Uçak şirketleri böyle bir yakınma olduğu zaman işi ciddiye aldıklarını söylüyorlar ve motorları sızıntı var mı diye kontrol ettiklerini, ciddi bir durum saptamadıklarını iddia ediyorlar. Ancak anlaşılıyor ki, kontrol çok daha sonra yapılıyor; olayın üstüne hemen, anında gitmeden.
  • Bu arada bu sorunu yaşamış uçakların durmadan tekrar tekrar uçurulduğu anlaşılıyor.
  • Sorumlular böyle olayların arada sırada patladığını kabul ediyorlar, ama nedenini bir türlü çözemediklerini söylüyorlar.
  • Bu arada EasyJet ve Air France önümüzdeki bir yıl içinde uçaklara hava kalitesini ölçüp uyarı yapacak sistemler kuracaklarını açıklıyorlar.
  • Havayolu şirketleri meselenin esas sorumlusunun uçak yapımcıları olduğunu ileri sürerek sıyrılmaya çalışıyorlar.
  • Televizyon programının yapımcıları Boeing ve Airbus ile temasa geçip tepkilerini almak istemişler. Bu şirketler görüşmeyi kabul etmemişler.  İki satırlık yazılı bir yanıt yollayıp böyle bir sorunun olmadığını duyurmuşlar.
  • Bu arada program yapımcıları Boeing’in arşivlerine ulaşıp kayıtlarda 1953’ten beri bu konuda ciddi soru işaretleri olduğunu saptamışlar.
  • ABD, Fransa, İngiltere ve Almanya’daki uçuş personeli sendikaları yolcuların da katılımıyla uçak şirketleri aleyhinde dava açmaya hazırlanıyorlar.

Dünyada her gün 11 milyon kişi uçak yolculuğu yapıyor.  Bunların (sayıları çok az da olsa) bazılarını “kirli çorap”ın çarpmayacağını kim söyleyebilir?

Atila Alpöge, Ekogazete, 1.5.2018 / Yararlanılan kaynaklar: Elise Lucet, FR2 televizyonu, 26.4.2018 – Simon Hradecky, Aviaton Herald, 8.4.2018 – Civil Aviation Authority, United Kingdom

Reklamlar
Bu yazı Genel Konular, Ulaşım içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.