İnançla ve elbirliğiyle, kuşku yok, mutlaka başaracağız

Dün (12 Aralık) Paris’te uluslararası bir zirve düzenlendi. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un davetiyle. Buluşmaya devlet başkanları, yabancı hükümet temsilcileri ve (onları azınlıkta bırakarak) yüzlerce devlet dışı uzman, kurum, dernek, iş adamları geldi Paris’e. (Türkiye yoktu.) Nutuk atmaya değil, küresel ısınma konusunda gereken finansman kaynaklarını yaratmaya. Bu alandaki çalışmalara şeffaflık getirip sonuçları dürüstçe ölçmeye. Somut verler oluşturmaya.

“Nereden çıktı, niye gerekti?” diyeceksiniz. Bunun geri planında ABD Başkanı Trump’ın “Ben iki yıl önceki Paris antlaşmasını kabul etmiyorum. Böyle bir uygulama Amerika’nın menfaatlerini zedeler. Biz bundan çıkacağız!” demesi yatıyor. Bu sözlerdeki menfaatin Amerikan menfaatlerinden çok petrolle, kömürle uğraşan şirketlerin menfaati olduğu, Trump’ın da yalnızca bu çıkarları temsil ettiği biliniyor, ama işte.

Öte yandan eski Başkan Barack Obama gülüyor bu sözlere. “Ciddiye almayın. Ufacık bir perde arası, küçücük bir duraklamadır bu!” demeye getiriyor. Çünkü 2015’te Paris’te oluşan tarihi antlaşmadan öyle keyfine, pat! diye çıkılamıyor. Bu antlaşmadan ancak 2020’den sonra ayrılabiliyorsunuz. O tarih geldiği zaman da ABD’de yeni başkan seçimleri yapıldığını ve Trump’ın geldiği gibi gitmiş olduğunu göreceğiz.

Ancak gözlemciler gene de ciddi bir soruna işaret ediyorlar. Paris antlaşması büyük bir fon oluşturmayı gerektiriyor. Bu sayede birçok ülkenin (özellikle gelişmekte olanların) sera gazına dayalı ekonomik yapıdan çıkmalarına yardım edilecek. Bu çabaya ABD’nin önemli katkısı olacaktı. Trump’ın tavrı bu fonu ciddi olarak zedeliyor.

Macron bu zirve davetini Trump’ın o konuşmayı yaptığı gün yapmıştı. “Bu tavra karşın bizler bir araya gelip çözüm bulacağız ve fonu oluşturup mutlaka başarılı olacağız.” dercesine. İnadım inat!

Bu yaklaşımda hiç de haksız değil Macron. Çünkü sayısız tepki var ABD’nin resmi tavrına. Şöyle ki, Unilever, Nike, DuPont, Schneider Electric, eBay, L’Oréal gibi sayısız (360 adet) büyük firma Paris antlaşmasını açıkça destekliyor. Bu çabada etken rol alıyorlar. Küresel ısınmanın onların da felaketine kapı açtığını fark ettikleri için.

ABD’de 15-20 eyalet ve 200 kadar kent yönetimi de resmen bu tavrın içindeler ve küresel ısınmaya karşı somut girişimler yürütüyorlar. Ayrıca 2.500 dolayında örgütlü toplum kuruluşu da devrede. Bu arada birbirine zıt iki partiden de olsalar Kaliforniya eyaleti Demokrat başkanı ile New York’un Cumhuriyetçi eski belediye başkanı yan yana dayanışma içindeler. Küresel ısınma konusunda büyük çaba gösteren Leonardo DiCaprio ile Arnold Schwarzenegger de geldiler Paris’e. Madonna ve Lenny Kravitz gibi müzisyenler de küresel ısınmaya direnen çalışmaları özel konserlerinin gelirleriyle destekliyorlar.

Zirvede Dünya Bankası bundan böyle sera gazına neden olan petrol, gaz, kömür projelerine kredi vermeyeceğini açıkladı. Başka bir deyişle, kömürün %80’ini, petrolün %33’ünü ve gazın %50’sini toprağın altında olduğu gibi bırakmak, bu kaynakları terk etmek hedefleniyor. Ne de olsa şu anda yeryüzünde 6.700 elektrik santralı kömürle çalışıyor.

İşin güzel tarafı şu ki, son birkaç yıldan beri bu tür (petrol, gaz, kömür) yatırımlarında çarpıcı bir gelişme var. İçinde hükümetler, vakıflar, sigorta şirketleri, özel şirketler olan 777 kurum bu tür girişimlere para yatırmaktan vaz geçti. 6.000 kişi de paralarını geri çekti. Bu tür kaynak yatırımlarından uzaklaşan miktar 5.600 milyar doları buldu.

Bu noktada karşı karşıya olduğumuz ciddi meselenin boyutunu belirtmek için birkaç rakam verelim.

Hangi ülkeler sera gazı salma şampiyonları? (Dünyanın tamamındaki yıllık genel toplam 36.183 milyon ton olmak üzere):
• Çin: 10.151
• ABD: 5.312
• Hindistan: 2.431
• Avrupa Birliği: 3.499
• Rusya: 1.635
• Japonya: 1.209
• İran: 656
• Suudi Arabistan: 634
• Güney Kore: 595
• Kanada: 563

Hangi faaliyetler sera gazı yaratıyor ve hangi oranda?
• Enerji üretimi ve kullanımı: %35
• Endüstriyel üretim: %18
• Ulaşım faaliyetleri: %14
• Tarımsal faaliyetler: %14
• Orman katliamı: %10
• İnşaat sektörü: %6
• Atıkların etkisi: %3

Atila Alpöge, Ekogazete, 13.12.2017 / Yararlanılan kaynaklar: Le Monde, 12.12.2017 (Simon Roger, Corine Lesnes, Pierre Le Hir, Stéphane Foucart, Rémy Barroux, Audrey Garric)

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, İklim içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s