Bilim insanını para karşılığı kullanma üstadı: Monsanto

Yıllardır süren Monsanto kavgasını duymuşsunuzdur.  ABD’den Avrupa Birliği’ne kadar ortalığı sarsan, politikacılara, bilim insanlarına ve mahkemelere bulaşan bir olay.  Bir sağlık rezaleti.  Konu yeniden gündemde.  Örneğin Le Monde gazetesinin manşetinde yer aldı.  İki gün süren, 4 sayfanın tamamına yayılan yazı dizisiyle.  Bir de başyazıyla.  Monsanto’nun maaşa bağladığı bazı bilim insanlarıyla oluşturduğu çirkin aldatmaca tezgâhı hakkında.

Yeni bulguları sıralamadan önce meselenin özünü anımsatalım.  [Ekogazete 20 kadar yazıda yansıtmıştı olup biteni.  Bunlardan yaptığımız bir gönderme seçkisini en aşağıda bulacaksınız.]

Monsanto gıda ve tarım alanlanında faaliyet gösteren anlı şanlı bir Amerikan şirketi.  Yüz yıl önceye dayanan güçlü bir firma.  Ana konularından biri GDO’lu (yani geni değiştirilmiş) tohum üretmek.  Buğday, soya ve mısırda yoğunlaşan 2.000 çeşit tohumun sahibi.  Bunların hepsi patentli.  Yani bir çiftçi bunları kullanmaya başladı mı, aynı tohumu her yıl tekrar tekrar satın almak zorunda.  Firma 22.500 kişi çalıştırıyor.  Yıllık satışları 17 milyar dolar civarında.

Ayrıca tarım ilacı da üretiyor.  Verimi arttırmak amacıyla bakterileri, zararlı denilen otları, böcekleri yok etmede kullanılan zehirli kimyasallar.  1974’te piyasaya sürdüğü ve önceleri çok popüler olan ‘Roundup’ zamanla kansere ve diğer ciddi hastalıklara neden olmakla suçlandı.  Davalar açıldı.  Hem Roundup’ın, hem de onun ana girdi maddesi olan ‘glifosat’ın yasaklanması istendi.  Hâlâ isteniyor.  Ama firmaya arka çıkanlar var.  Bu itiş kakış skandalı yıllardır sürüyor.

Amerika’da Monsanto’ya karşı büyük bir dava açıldı.  3.500 kişi glisofattan zehirlendiğini, ya da kanser olduğunu, ya da yakınlarının bu yüzden öldüğünü iddia ederek davaya müdahil oldu.  Firmanın sahtekarlık yaparak bazı bilgileri kamuoyundan sakladığı ileri sürüldü.  Mahkeme de Amerikan yasalarının tanıdığı olanağı kullanarak firmadan bu ilaçlarla ilgili (gizli de olsalar) bütün iç yazışmaları oldukları gibi teslim etmesini istedi.  Böylece binlerce sayfalık şirket notları kamuoyuna açılmış oldu.  Le Monde bu belgeleri didik didik ederek araştırmasını oluşturmuş.

Ortaya çıkan en çarpıcı nokta şu: Monsanto bir tezgâh kurmuş ve bazı bilim insanlarıyla gizli anlaşmalar yapmış.  Bunun sonucu glifosatın asla zararlı olmadığını ispatlayan bilimsel (!) araştırmalar yayımlanmış.  Çok yerde kendini gösteren sayısız yazı.  Ancak bu raporların hepsi önce Montanso’nun kendi adamları tarafından hazırlanıp yazılmış.  Saygın bilgin diye ortalıkta dolaşan tipler de bir iki satırda ufak değişiklikler yaparak bunlara imza basıvermişler; karşılığında binlerce doları cebe indirmişler.

Le Monde sayısız örneği sergiliyor.  Sergileyebiliyor, çünkü gizli yazışmalarda yapılmış pazarlıkların açık ifadeleri var.

Bunlardan biri Henry Miller.  Ünlü Stanford Üniversitesi’nden itibarlı bir profesör.  Önde gelen basın organlarında imzası sık sık görülen biri.  Örneğin Wall Street Journal’da, ya da New York Times’de sürekli çıkmış yazıları.  Mahkemenin elindeki belgelerde açıkça görülüyor ki, Monsanto glifosatı zararsız gösterip savunan yazılar hazırlamış, Miller de bunlara imza vermekle yetinmiş.  Firmadan ona gönderilen yazı taslağıyla, onun imzasını taşıyan basılı yazı hemen hemen aynı.

Monsanto bazı üniversitelerle ve danışmanlık firmalarıyla da sıkı ilişkiler oluşturmuş.  İç yazışmalardan anlaşılıyor ki, özel araştırmalar finanse edilmiş.  Glifosatın tertemiz olduğunu belgeleyen (hayli ciddi bilimsel havalar taşıyan) araştırmalar bilim dergilerinde yer almış.  Bunlar hiç de genel yargılar ileri süren çalışmalar değil.  Tersine çok özel konuları ciddiyetle (!) ve ayrıntıyla (!) işleyen yazılar.  Örneğin, tarım ilacının ana karnındaki çocuğa zarar vermediğini rakamlarla (!) belgeleyen kapsamlı yazılar.

Firmanın ileri gelen yöneticilerinden biri yolladığı mesajlardan birinde bu tür bilgin gruplarına gerekiyorsa bir araştırma yazısının imzası için 250.000 dolar bile ödenebileceğini belirtiyor.

Firmanın iç yazışmalarında eğlenceli öykücükler de göze çarpıyor.  Bir araştırmada yer almış (!) olan biri şikâyet ediyor, “Basılı rapordan benim imzamı niye kaldırdınız?  Adımın görülmesini istiyordum.” diye.  Yanıt basit: “Sen yıllar önce bizim firmada uzun süre çalıştın.  Bu anlaşılırsa bir numara dönmüş lafı çıkar.”

Başka bir olay da ilginç.  2012 Eylül’ünde ABD’deki “Food and Chemical Toxicology” dergisinde bir araştırma yayımlandı ve ortalık birbirine girdi.  Çalışmayı yürütmüş olan Fransız profesörü G.E. Séralini fareler üzerinde yürüttüğü uzun süreli denemelerde Roundup’ın aşırı zararlı sonuçlar yarattığını iddia etti.  [Ekogazete bu olayı iki ayrı yazıyla duyurmuştu: birinci yazı (30.9.2012) ve ikinci yazı (4.11.2012)].  Séralini yaylım ateşine uğradı.  Birçok bilgin araştırmanın tutarsız olduğunu, yanlış ve eksik yapıldığını ileri sürdü.  “Araştırma fareler üzerinde yapılmış.  Bize ne?  Biz insanız, fare değiliz ki!” diyenler oldu.  Bu tepkiler gelince dergi yazıyı geri çekmek zorunda kaldığını duyurdu ve kayıtlarından sildi.  Profesörün statüsü adeta sıfıra indi.

Şimdi, mahkemenin elindeki binlerce belgede açıkça görüyoruz ki, bütün bu senaryo Monsanto’da hazırlanıp gerçekleştirilmiş.  Derginin baş editörü de zaten firmaya para karşılığı danışmanlık yapmaktaymış.  Monsanto editöre yazıyı silmesi için baskı yapmış; o da “Yeterince tepki yok!” diye yakınmış.  Bunun üzerine Monsanto bir kampanya oluşturulup araştırmayı eleştiren yazılar hazırlatmış ve bu tepki yazıları dergide önemli imzalarla yayımlanmış.  Dergi de bilim dünyasından gelen bu tepkiler üzerine ana yazıyı geri çekmek zorunda (!) kalmış.

Alın, bir bulgu daha.  ABD’de federal hükümetin çok önemli (ya da önemli olduğu söylenen) bir birimi var: EPA (Çevre Koruma Ajansı).  İç yazışmalardan anlaşılıyor ki, buradan beş, altı kişi eskiden Monsanto’ya omuz vermişler ve glifosat karşıtı girişimleri frenlemişler.  Emekli olunca ya da işlerinden ayrılınca Monsanto’nun içindeki ya da ilişkili olduğu kuruluşlardaki iyi pozisyonlu görevlere kabul edilmişler.

Belgelerden bir iki mücevher daha.  Bir uzman glifosatın zararları konusunda ortaya çıkan şirket dışı, bağımsız bir araştırma duyulunca arkadaşlarına mesaj göndermiş: “Benim bunu nakavt edecek numaram var.  Ama karşılığında madalya isterim.”

Bir mesaj daha: “Jess raporunu hazırlıyor.  Bizden yana.  Vaziyet tamam.”  Ancak Jess o sırada EPA’da üst düzeyde çalışmaktadır ve raporu ancak altı ay sonra ortaya çıkacaktır.  Jess kısa süre sonra emekli olup Monsanto’da çalışmaya başlar.

Yeni yeni gündeme gelen bir konu daha var.  Yukarıda Roundup’ın temel girdisi glifosat demiştik.  Yıllardan beri tartışılan konu glifosatın zararlı olup olmadığı idi.  Ancak glifosat tek başına girmiyor bu kimyasala.  Başka maddelerle karıştırılıyor.  Firmanın iç yazışmaları ciddi bir kuşkuyu gündeme getiriyor.  Şirket uzmanları kendi aralarında yazışırken “İyi güzel de, kattığımız bu ek maddelerle zehirli ve zararlı bir karışım yaratmıyor muyuz?” rahatsızlığını dile getiriyorlar.  Ama bu kuşku firma tarafından örtbas ediliyor.

Ortalıkta dönen bu aşağılık numaraların biri de Avrupa Birliği’nin EFSA’sı ile ilgili.  EFSA birliğin beslenme güvenliği ajansı.  Burada görev yapan ve ortalıkta “biz bu işleri biliriz” numarasıyla dolaşan efendiler ve hanımlar yıllardır beklenen adımları atmıyorlar ve glifosat ve benzeri maddelere olması gereken yasaklamaları getirmiyorlar.  (Kamuoyunda bu kimselerin üretici firmalarla şöyle böyle ilişkileri olduğu söyleniyor sürekli olarak.)  Aşırı baskı ve suçlama altında kalan bu birim sonunda “Tamam da, birkaç yıl daha araştırma yapalım” benzeri bir öneriyi (Avrupa Komisyonu kanalıyla) Avrupa Birliği Parlamentosuna sundu.  Parlamento birkaç gün önce öneriyi büyük çoğunlukla reddetti.  Bir tokat gibi.

İşte böyle.  Konuyla ilgili eski yazılardan bazıları şunlar:

Atila Alpöge, Ekogazete, 7.10.2017 / Yararlanılan kaynaklar: Stéphane Foucart ve Stéphane Horel, Le Monde, 6.10.2017  ve 7.10.2017

Reklamlar
Bu yazı Sağlık - Beslenme, Tarım içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Bilim insanını para karşılığı kullanma üstadı: Monsanto

  1. Zuhal Çelimli dedi ki:

    Biliyordum ama nasıl başedilebileceği konusunda kaygılarım vardı.Bir adım atılmış ama inslh tökezleyip düşülmez …

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s