Kullanıp içtiğimiz suda bile plastik var

Ekogazete plastikten çok fazla söz etti.  Tekrar tekrar.  Bugüne kadar 20 kadar yazı yalnızca plastikten söz etmiş; 80 kadar yazı da şöyle bir değinmiş.  Evet, hepimiz plastik konusundan bıktık artık.  Ama plastik bizlerden bıkmadı.  Şimdi tekrar gündemde.  İrkiltici bir boyutuyla.  Kapsamlı bir araştırma dünyanın her köşesindeki herkesin sağlığını tehdit edebilecek bir olguyu hepimizin dikkatine sunuyor.

Olayın özeti şu: Günlük yaşamda kullandığımız, hatta içtiğimiz suyun içinde plastik parçacıkları (zerreleri, molekülleri) var.  Lif halinde.  (Bunlara mikroplastik deniyor.)  Ve bunların ne gibi sonuçları olduğu ve sağlık sorunlarını tetikleyip tetiklemediği şu anda bilinmiyor.

Birçok ülkeden, yüzlerce noktadaki kullanım sularından sayısız örnek alınıp analiz edilmiş.  Bu araştırma iki ayrı değer üretmiş.  Biri: örneklerin plastik lifli (yani kirli) olup olmadığı.  Öteki de kirli olanlardaki lif adedi, yanı plastik yoğunluğu.  (Çalışma 10-15 ülkedeki üniversitelerin işbirliğiyle OrbMedia tarafından yürütülmüş.  Araştırmaya buradan ulaşabilirsiniz.)

Toplamda örneklerin %83’ünün kirli olduğu görülmüş.  Kimi yerde çok daha fazla, kimi yerde ise daha az olmak üzere.  Yani yalnızca bazı örneklerde (%17’sinde) lif çıkmamış.  Örnek alınan yerler arasında ABD’den Kongre binası, Çevre Koruma Ajansı Merkezi ve (artık ters anlamda ün kazanan) New York’taki Trump Tower da var.  (Bunların suyu da kirli.)

Ülke çapında şampiyonluk ABD’de.  Örneklerin %94’ü kirli.  İngiltere, Almanya ve Fransa’da bu oran %74’e düşüyor.  Kirli sulardaki lif miktarına bakarsak, ABD’de yarım litrede (gene ortalama olarak) 4,8 adet lif var.  Avrupa’da 1,9 adet.  Başka örnekler de verelim.  Kirlilik oranı ve kirli olan yarım litre sulardaki lif adedi olarak.

  • Ekvator- %79,2 (2,2 adet)
  • Hindistan- %82,4 (4,0 adet)
  • Uganda- %80,8 (2,2 adet)
  • Endonezya- %76,2 (1,9 adet)
  • Lübnan- %93,8 (4,5 adet)

Mikroplastik kirliliği konusunun çok yeni gündeme girdiği ve ancak yeni yeni inceleme konusu olduğu biliniyor.  Örneğin İrlanda’da dört ay önce yürütülen daha küçük çaplı ve yerel bir araştırma benzeri sonuç vermiş.  Almanya’da da değişik markalı 24 biradaki araştırma bunlarda plastik lif bulmuş.  Hatta balda ve şekerde bile.  Geçen yıl Paris’te yürütülen bir çalışma kente her yıl havadan 10 ton plastik lif yağdığını ve bunların ev içlerine bile sızdığını saptamış.

İyi güzel de, plastik lifler nereden, nasıl kaynaklanıyor ve evlerdeki havaya bile nasıl girebiliyor?  Bambaşka bir çalışmanın verdiği bir ipucu var; bu araştırmaya göre bir çamaşır makinası her işleyişinde yıkananlardan kopan 700.000 adet lifi atılan suya salıyor.  Başka bir çalışmaya göre de kurutma makinaları da bol miktarda lif saçıyor ev içine ya da atmosfere.  Örneğin, Endonezya’daki kuyu sularında görülen lif kirliliği atmosferdeki mikroplastiklerin yağmurlar tarafından taşınmasına bağlanıyor.  En başta aktardığımız araştırma şişe sularında bile plastik lifler saptamış.

Uzmanlar kentlerin arıtma sistemlerinin belli büyüklükteki atıkları tutup suyu başarıyla temizlediklerini, ama mikroplastik boyutunda başarılı olamadıklarını belirtiyorlar.

Lif kirlenmesinin başka bir boyutu da hayvanları etkiliyor.  Büyüğünden küçüğüne, balığından kuşuna çoğu yaratık beslenirken mikroplastikleri de yutuyor.  Bunlar dolaylı yoldan bizlere de ulaşmış oluyor.  Ayrıca (lif halinde de olsa) plastik toksik maddeleri emip saklayabiliyor ve giderek çevreye salabiliyor.  Dolayısıyla bu zehirli maddeler dolambaçlı yollarla bizlere kadar ulaşıyor.

Uzmanların işaret ettiği çok önemli başka bir nokta daha var.  Yukarıda sözünü ettiğimiz OrbMedia araştırması 2,5 mikron ve üstü büyüklükteki plastik parçacıklarını yakalamış.  Ama bunun 1.000 katı küçük nanometre boyutunda plastikler de var.  Bunlar da doğaya bulaşıyor.  Ve belki de kolaylıkla vücudumuzdaki hücrelere sızıyor; yediklerimizle, nefes aldığımız havayla.  Ama nanometre düzeyinde olanları bir kenara bırakalım, 2,5 mikronluk boyutta olanların bile ne gibi etkiler yarattığı şu anda bilemiyoruz.  Bilinmeyen bir olgu.  Bilim insanları bu konuya gecikmeden eğilmek gerektiğini ısrarla söylüyorlar.

Atila Alpöge, Ekogazete, 20.9.2017 / Yararlanılan kaynaklar: Jessica Glenza, The Guardian, 8.9.2017 – Damian Carrington, The Guardian, 6.9.2017 – Damian Carrington, The Guardian, 6.9.2017

Reklamlar
Bu yazı Sağlık - Beslenme, Su içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Kullanıp içtiğimiz suda bile plastik var

  1. Selçuk Taylaner dedi ki:

    Bu gidiş sonunda bir yüz yıl sonra dünyada bugünkünden hayli değişik canlılar dolaşıyor olacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s