Karadeniz adına uygun olarak kapkara olmaya başlamış

Uzmanlar “Karadeniz kapkara!” diyorlar.  “Adeta bir çöplüğe dönüşmüş.”  Peşi peşine alınıp analizi yapılan su örneklerinde sayısız zararlı ve zehirli madde saptanmış.  Avrupa Birliği ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) birlikte kurup yürüttüğü bir projenin saptadığı bulgular Karadeniz’in Avrupa’nın çevresindeki diğer denizlere göre iki misli plastik atığı taşıdığını gösteriyor.  Dünyanın en kirli denizlerinden biri oldu, deniyor.

Adı geçen projenin adı “Karadeniz Çevresel İzleme Programı” (EMBLAS).  2017 Mayıs’ında yayımlanan rapora göre Karadeniz’in kıyılarında tonlarca plastik atığı yüzüyor.  Ancak akıntılar bunları denizin daha orta yerlerine de taşımış.  Balık sürülerinin yaşadığı yerlere.  Sulara bulaşmış olan değişik kirli madde miktarı 2.100 olarak saptanmış.  Yalnızca bir örnekte bile 145 zehirli madde görülmüş.  Akla gelebilecek her türlüsü.  Dünya Sağlık Örgütü’nün “en zararlı” diye vurguladıkları dahil.  Benzin artıklarından tütüne kadar.  Salgıbezi bozan kimyasallar (örneğin bisfenol A) bol miktarda yüzüyor Karadeniz’in sularında.  Kullanımı Avrupa Birliği tarafından yasaklanmış tarım ilaçları dahil.

Haydi, bunlar endüstriden ve tarımdan geliyor, diyelim.  Ama kaynağı sokaktaki insan olan kirlenme de söz konusu.  Örneğin kafein…  Örneğin ağrı kesici ilaç olan parasetamol…  Su yalıtımı malzemeleri…

Proje Karadeniz’de 2.561 değişik türden yaşam saptamış.  Hepsi de memeli deniz hayvanı.  Bunların içinde en büyük ağırlığı yunuslar taşıyor.  Bu girişimin amacı “Acaba bir ‘kırım’ başladı mı?  Azalma oluyor mu?” sorusuna yanıt arama endişesi.  Şimdilik fark edilir bir sorun yok gibi duruyor.  Ama uzmanlar zehirlenmenin giderek artmasından, kırımı hızlandırmasından ve aynı zamanda zehirlenmelerin Karadenizlileri şiddetle etkilemeye başlamasından korkuyorlar.

Proje Ukrayna ve Gürcistan kıyılarında halkla birlikte bir girişim başlatmış durumda.  “Sorunu sınırlamakta etkili olabilir miyiz?  Nasıl oluruz?  Alınan önlemler denize yansıyor mu?” gibi sorulara yanıt aramak maksadıyla.  Kıyıda yaşamakta olan yüzü aşan aile bu denemeye katılmış.  Örneğin zaman zaman kıyıya yayılıp plastik topluyorlar.

Karadeniz’in bu sıkıntısı aslında hiç de yeni değil.  Kıyı ülkeleri, yıllar önce, ta 1992’de Bükreş Sözleşmesine imza atmışlardı.  Maksat bu güzel denizin kirlenmesini önlemek ve denizdeki yaşamı korumaktı.  Anlaşılan fazla başarılı olunmamış; ülkeler bu sözleşmenin gereğini pek yapmamışlar.  Yalnızca Tuna ırmağına zehirli ve radyoaktif maddelerin karışmaması için Bulgaristan’da bazı önlemler alınmış.  Şimdi 2020’ye kadar çok daha etken bir atılım bekleniyor ülkelerden.

Not: EMBLAS projesine ulaşmak isterseniz, buraya tıklayabilirsiniz.

Atila Alpöge, Ekogazete, 2.8.2017 / Yararlanılan kaynak: Lola Bodin Adriaco, Le Monde, 23.6.2017

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s