“Siz beceremediniz, bırakın meseleyi biz çözelim!”

Hepimizin karşısına dikilen bir olgu var: iklim değişimi.  Kaçınamadığımız, uzak duramadığımız yaşamsal bir sorun.  Bazı çıkar gruplarıyla özdeşleşmiş yönetim sistemleri ve politikacı takımı bu konuda durmadan laf ebeliği yapıyor da gereken önlemleri bir türlü almıyor.  Sonuçta tehlikenin boyutu giderek büyüyor.  İnsanlığın geleceğini karanlığa boğarak.  Bu durumda bazı bilginler devreye girmiş ve “Biz hallederiz” demeye başlamış.

Bu konuda sahaya çıkmaya başlayan bilim dalına “jeomühendislik” deniyor.  Ya da “iklim mühendisliği”.  İddia şu:  “Gelişmiş teknoloji kullanarak atmosferi keyfince biçimlendirmek ve küresel ısınmayı durdurmak mümkün.”  Nasıl mı?  Yepyeni bir teknoloji oluşturarak güneşin ışınlarının etkisini frenlemek.

Aslında bu yaklaşım o kadar da yeni değil.  3 yıl önce Ekogazete’de sözünü etmiştik.  (Bu adresten ulaşabilirsiniz o yazıya.)  Bazı bilim insanları “havaya balon salıp, bir kilometre yukarıya sülfatlı su damlacıkları püskürteceğiz.” diyorlardı.  Bunların oluşturacağı tabakanın ışınların dünyaya kontrollü ulaşmasını sağlayacağını ve ısınmayı istenen düzeyde tutacağını ileri sürüyorlardı.

Şimdi ise ünlü Harvard üniversitesinin bir deneme projesi söz konusu.  20 milyon dolarlık finansman bulmuşlar.  Projeyi destekleyenler arasında Bill Gates de varmış.  Önümüzdeki günlerde uygulamaya geçilecekmiş.  Yapılmak istenen, bu kez 20 kilometre yükseğe kalsiyum karbonatlı su sıkmak.  Daha sonra ise bu çabayı alüminyum oksitle desteklemek.  Bu denemenin sonunda jeomühendislik yaklaşımının olumlu sonuç verdiği ispatlanınca tam uygulamanın planlanması düşünülüyor.  Yani dünya çepeçevre bir koruma tabakasıyla sarılıp sarmalanacak.  Bunu gerçekleştirmek için de rüzgâr fırıldakları, güneş paneli ve benzerleri yoluyla enerji elde etmeye harcanan fonların yalnızca yüzde birkaçı kadar kaynak yetecektir, deniliyor.

Bu iddia çoğu kişide rahatsızlık yaratıyor.  Çünkü, şu anda oluşturulmaya çalışılan ‘iklim değişimiyle mücadele’ çabasına verilen kaynakların başka bir kanala kaydırılacağından korkuluyor.  Üstelik küresel ısınmaya neden olan fosil yakıt kullanımına ve benzeri uygulamalara daha fazla göz yumulacağı düşünülüyor.

Üstelik güneş ışınlarıyla oynayarak yapılacak müdahalelerin yeryüzünde ciddi kuraklık yaratacağını vurgulayan güvenilir araştırmalar da var.  Tabii bu durumun neden olacağı büyük boyutlu açlık ve salgın hastalık krizleri de söz konusu.

Bu tür eleştirilere karşı çıkan jeomühendislik yandaşları ise küresel ısınmayı 1,5 ya da 2 °C’da tutma hedefinin adeta iflas ettiğini, ülkelerin bunu beceremediklerini vurguluyorlar.  Bu nedenle başka çözümlerin araştırılmasının gerektiğini söylüyorlar.  Küresel ısınmayı, iklim değişimini toptan inkâr eden Başkan Trump ve benzerlerinin söz sahibi olduğu şimdiki düzende acaba haklılar mı?  Hatta “Ne olur ne olmaz!  Elde başka çareler de olmalı.  Aykırı yaklaşımları bile denemekten bir zarar gelmez!” demek en doğru yaklaşım mı acaba?

Atila Alpöge, Ekogazete, 28.3.2017 / Yararlanılan kaynaklar: Arthur Neslen, The Guardian, 24.3.2017 – Andrew Snyder-Beattie, The Guardian, 15.5.2015 – Karl Mathiesen, The Guardian, 11.2.2015

Reklamlar
Bu yazı Teknoloji, İklim içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s