Cep telefonları hakkında bazı yeni bulgular

Bunlara “cep telefonu” diyoruz, ama cepte durmuyorlar ki, hep kulağa yapışıyorlar.  Bu yüzden de ürkütücü iddiaların kaynağı oluyorlar, ileri geri tartışmaları tetikliyorlar.  Kimi ciddi sağlık tehlikesinden söz ediyor; ama bir başkası omuz silkiyor bu uyarılara.  Ancak öyle anlaşılıyor ki, cep telefonu kullanıcısı bizler konunun perde arkasına pek ulaşamıyoruz.  Bilmemiz gereken bilgilerden bir hayli uzakta kalıyoruz.

Bazı yeni veriler ortaya çıkmaya başladı.  Bunlara göz atmakta yarar var.

Cep telefonlarının bazı koşullarda kansere neden olabildiği, beyin dokusunu etkileyebildiği biliniyor.  Hatta Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların oluşma riskini arttırdığı söyleniyor.  Baş ağrısına neden olma, görmeyi ve işitmeyi etkileme de ileri sürülüyor.  Dünya Sağlık Örgütü (WHO) elektromanyetik dalgaların “kansere neden olabileceğini” vurgulamıştı.

Fransa’nın Beslenme, Çevre ve İş Sağlığı Ajansı (ANSES) birkaç ay önce yayımladığı bir raporda bu dalgaların özellikle çocukların bilişsel fonksiyonlarını ve ruhi dengelerini olumsuz anlamda etkileyebileceğine dikkat çekmişti.

Bu meselenin temelinde SAR (Specific Absorption Rate) diye tanımlanan bir kavram var.  Bu, vücut hücrelerinin sıcaklık olarak emdiği elektromanyetik dalga miktarını yansıtıyor ve kilodaki vat (W/kg) olarak ifade ediliyor.  Bir telefonun SAR’ı ne kadar düşük olursa, o kadar az tehlikeli oluyor.  Üreticilerin bu miktarı tüketicilere duyurması da bir zorunluluk.

Avrupa Birliği 15 yıl önce bir standart saptadı ve “cep telefonları başta ve gövdede en fazla 2 W/kg emilme yaratacak.  Kollarda ve bacaklarda ise bu değer 4 W/kg’a çıkabilir.” dedi.  Anlaşılan uygulamada bu değerler sağlanıyor.  İlke olarak!  Tamam da…  Nasıl?

Yeni cep telefonu modelleri laboratuvarlarda testlere tabi tutuluyor.  Ancak denekler canlı kişiler ya da varlıklar olmuyor.  Onların yerine mankenler kullanılıyor.  Baş ölçümlerinde mankenin başına su ve şeker dolduruluyor; vücut için yalnızca su.  Sonra da ortaya çıkan ısı saptanıyor.  Ancak baş ölçümlerinde telefonun kulağa yapışmış olması isteniyor.  Diğer ölçümlerde ise 2,5 santim uzaklığa göz yumuluyor.

Daha doğrusu “yumuluyordu”.  Nisan 2016’dan itibaren bu mesafe 0,5 santime indirildi.  Çünkü yürütülen araştırmalar 2,5 santimde tutarlı, olumlu duran SAR’ın daha yakın mesafede çok daha yüksek bir değere fırladığını saptamıştı.  Örneğin 2 W/kg’dan 4’e, hatta 7’ye çıktığını.

Bir de ceplere tıkıştırılmış telefonların konuşulmayan zamanlarda bile elektromanyetik dalga yaydıkları ve bunların vücuda 2,5 santimden çok yakında durdukları biliniyor.

Bu mesafenin sağlık açısından çok önemli olduğu anlaşılıyor.  Gözlemciler laboratuvar testlerinde kullanılan mesafelerin telefonların el kitaplarında ve prospektüslerinde çoğunlukla açıklandığını söylüyorlar.  Ama telefonların %25’inde bu bilginin kullanıcıya aktarılmamış, adeta saklanmış olduğuna da işaret ediyorlar.

Ayrıca başka bir itiraz da dile getiriliyor: “Anladık, testler yapılıyor.  Ama ortada bir tutarsızlık var.  İnsan beyni, testlerde kullanılan mankenlerde olduğu gibi, sudan ve şekerden oluşmuyor ki!”

Üzerinde ısrarla durulan bir uyarı daha var: “Kalbine pil takılmış hastalarınıza ve özellikle çocuklarınıza asla cep telefonu armağan etmeyin.”

Atila Alpöge, Ekogazete, 2.1.2017 / Yararlanılan kaynak: Pierre Le Hir, Le Monde, 24.12.2016

Reklamlar
Bu yazı Sağlık - Beslenme, Teknoloji içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s