Küresel ısınma artıyor, iklim olayları şiddetleniyor

Zincirleme gelişmeler yaşıyor dünyamız.  İnsanların ‘modern’ denilen çağla birlikte uyguladıkları üretim, tüketim ve yaşam biçimleri küresel ısınmayı tetikledi.  Bu da iklim koşullarında görülmedik senaryolar doğurdu: kuraklıklar, orman yangınları, sel baskınları, buzulların erimesi…  Bu olaylar hem büyük çaplı oluyor, hem de yıllar geçtikçe boyutları büyüyor.  Yeni yayımlanan dev bir araştırma bu gerçeği çarpıcı biçimde ortaya koymuş.

kuraklik

Araştırmayı yayımlayan kurum Amerika Meteoroloji Derneği (American Meteorological Society).  Dernek dedik, ama büyük bir kuruluş.  Doksan sekiz yıldan beri etkin…  Yüze yakın ülkede örgütlü…  13.000 kişisel üyesi var.  Ayrıca 175 kurum ve kuruluş da üye.  Ayrıca binlerce araştırmacı, öğretmen, öğrenci kendi çalışmaları için bu dernekle temas halinde.  Dernek onu aşkın dergi, süreli yayın ve bülten yayımlıyor.

Bültenler dizisinin 97’inci cildinin 12’inci sayısına ek olarak, özel yürütülmüş bir araştırmayı da dünya kamuoyuna Aralık başında sundu dernek:  “Aşırı Olayları İklim Perspektifinden Açıklamak”.  Yayın 18 ülkedeki 116 uzmanın katıldığı 25 adet kapsamlı rapordan oluşuyor.

Yayın 2015’te yaşanan atmosfer bağlantılı aşırı olaylara eğiliyor ve iklim değişiminin bunlardaki etkisini inceliyor.  Daha da önemlisi hızlanarak, şiddetlenerek büyüyen doğal olayların kaynağındaki iki ana unsuru birbirinden ayırıyor.  Bunlardan biri normal, her zaman oluşmuş (‘sıradan’ diyebileceğimiz), doğanın kendinden kaynaklanan olaylar.  Örneğin, belli zamanlarda dünyanın neredeyse tamamını etkileyen El Niño.  Bunların yanında insan etkinliklerinin yarattığı, küresel ısınmanın neden olduğu büyük çaplı olgular.

Bu ayırım çok önemli.  Çünkü iklim değişimi söz konusu olunca bir kavgadır gidiyor.  Malum, şöyle diyenler var: “Korku yaratmaya çalışan bazı soytarılar atmosferle ilgili olaylardan söz ediyorlar; bir değişim yaşandığını, bunun tehlikeli sonuçlar yaratacağını ileri sürüyorlar.  İnsanları suçluyorlar.  Saçma.  Bunlar Tanrı işi şeyler.  Güneşin etkisi.  İklim bu!  Bir böyle olur, bir şöyle.  Doğal, basit değişiklikler bunlar.  Değişim değil.”  Örneğin yeni başkan Trump’ın oluşturduğu takım böyle düşünenlerle dolu.  Şimdilerde çevre konuları bu tür kişilere teslim edilmekte, ABD’de.

Yukarıda sözünü ettiğimiz rapor (ortaya koyduğu ayırımla) her şeyin doğal olmadığını, sera gazları gibi insan yapısı etkilerin var olduğunu net biçimde saptıyor.  Bu etkiyi ötekinden ayırarak.

Örnek vermek gerekirse, Nijerya’da alışılmış yağmur mevsiminin gecikmesinde, Hindistan’da seller yaratıp büyük tahribat yapan aşırı yağmurlarda, Kanada’da ve ABD’nin kuzeyinde sert geçen kışta sera gazlarının etkisi yok.  Bunlar doğal olaylar.

Ama yeryüzünün orasını burasını beklenmedik biçimde vuran gelişmeler doğrudan doğruya iklim değişiminin ürünleri.  Örneğin:

  • Yazın Avrupa’yı, Asya’yı, Avustralya’yı kasıp kavuran sıcak hava dalgaları.
  • Alaska’da 2 milyon hektarı yok eden orman yangınları.
  • Florida’daki su baskınları.
  • Pasifik Okyanus’undaki tayfunlar.
  • Denizlerin seviyesinin yükselmesi.
  • İngiltere’de kışın şaşırtıcı biçimde güneşli ve sıcak geçmesi.
  • Kuzey Kutbundaki hızlı buzul erimesi.
  • Kuzey Amerika’da dağ tepelerindeki karların azalması.

Aşağıda raporun incelediği olaylar görünüyor.

2015-durumu

Bir bakıma rapor iklim değişimi konusunda sürüp giden “İnsan yapısı – Hayır değil!” tartışmasına nokta koyuyor.  Öte yandan “Sıradan Değişiklik”le “Köklü Değişim” kavramlarına ışık tutuyor.  Bu noktada bizlerin not etmesi gereken bir olgu çıkıyor karşımıza: değişiklik ile değişimi doğru kullanmak.

Dil Derneği’nin Türkçe Sözlüğü adı geçen iki kavramı şöyle tanımlıyor:

  • Değişiklik–  Bir bütünden bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum.
  • Değişim-  Bir süreç içindeki değişikliklerin tümü.

Demek ki, iklim değişikliği dediğimiz zaman yalnızca yeni, küçük çaplı bir durum söz konusu.  Değişimde ise uzun süreli radikal bir olaydan söz ediyoruz.  Kısacası “İnsan yapısı değil, Tanrı işi” diyenler değişiklik kavramını iteliyorlar.  Değişime gönderme yapanlar ise köklü ve yıllar sürecek dev bir olayın üzerinde duruyorlar.  Bu durumda, küresel ısınmanın ana özelliğini çıkarları yönünden inkâr edip basitleştirmeye çalışanların ‘değişlik’ kavramını tezgahlamalarına karşı ‘değişim’de ısrar etmek gerekiyor.  Öte yandan İngilizce ve Fransızcada değişiklik/değişim kavramlarının tek bir sözcükle (‘change’/’changement’) ifade edildiğini, Türkçenin ise ayırım yaparak olumlu bir kavram zenginliği getirdiğini unutmamak yerinde olur.

Atila Alpöge, Ekogazete, 22.12.2016 / Yararlanılan kaynak:  Le Monde, 16.12.2016

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar, Doğal kaynaklar, Ormanlar, Tarım, İklim içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s