Ulaşım diye bellediğimiz olgu biçim değiştiriyor

Bambaşka bir anlayış getirerek.  Yepyeni türler sunarak.  Galiba 20-25 yıl sonraki insanlar, bizlerin şimdiki ulaşım alışkanlıklarını gülümseyerek anacaklar.  “Saatlerce otobüs bekledim…  Yollar tıkalıydı… gibisinden şikayetleri varmış!” diyerek.  Bugünlerde Finlandiya’da çığır açıcı, geleceğin dünyasına ışık tutucu birtakım girişimler söz konusu.  Örneğin kendi kendine giden otobüsler servise giriyor.  Siz tenha bir durakta otobüs beklemiyorsunuz, ulaşım ayağınıza geliyor.

Bu yeniliklerden biri belli bir zamandan beri Helsinki’de deneniyor.  Oturanıyla, ayakta duranıyla 9-10 kişilik bir otobüs.  Önceden tanımlanmış güzergâhında gidip geliyor.  Saatte 25 kilometrelik bir hızla.  Sağdan, soldan gelen diğer araçlara, önüne çıkan yayalara aşırı dikkatli ve saygılı davranarak.

helsinki-otobus-02

İyi güzel de freni yok… debriyajı yok… vites kutusu yok.  Direksiyonu da yok.  Daha da ilginci şoförü bile yok.  Bunlar yok ama sensörlü.  Detektörleri var; bir de yazılım kutusu.  Kentin caddelerinden birinde kendi kendine gidip geliyor; yolcu indiriyor, yolcu bindiriyor.  Kentin başka bir yerindeki denetim merkezinde bir görevli bilgisayarıyla gidip gelmeyi izliyor.  Karışmadan, izlemekle yetinerek.  Sadece gözleyerek.

helsinki-otobus-04

Ancak bu otobüsler servise çıkarılmadan önce deneyimli teknisyenler bu güzergâhta uzun bir süre başka araçlarla gidip gelmişler ve yolun özelliklerini detektörlerle kaydetmişler; sonra da bu bilgileri derleyip özetleyerek kumanda görevini yüklenecek olan yazılım kutusuna yüklemişler.

İlgililer bu yaklaşımın işletme maliyetini bir hayli düşürdüğünü söylüyorlar.  Sistemin yaygınlaşacağı ilerideki dönemde otobüs hizmetinin gerçek talebe daha uygun olarak işleyeceğini ifade ediyorlar.  Denenmekte olan bu sistemin adı SOHJOA.  (Sitesine buradan ulaşabilirsiniz.)

Helsinki daha önce başka bir yaklaşımı da denemişti.  Dört yıl boyunca.  Bunun adı KUTSUPLUS idi.  Akıllı telefonunuzdan bu hizmetin sitesine giriyor ve nereden nereye, ne zaman gitmek istediğinizi bildiriyordunuz.  Sistem almış olduğu yolculuk talebi bilgilerini tarıyor, eşleştiriyor ve size üç seçenek sunuyordu.  Saat ve güzergâh seçenekleri…  Siz tercihinizi yapıyordunuz.  O anda ulaşım ücretini de otomatik olarak ödüyordunuz.  Belirtilen saatte bir minibüs kapınıza dayanıyordu.  Otobüsün şoförü sizi aldıktan sonra bilgisayarın belirttiği adreslerden diğer yolcuları da topluyor ve bilgisayarın trafik durumuna göre önerdiği yollardan ilerliyordu.  Sonunda gitmek istediğiniz yerde sizi indiriyordu.

Araştırmalar girişimin başarılı olduğunu, yolcunun istediği yere diğer seçeneklere göre daha kısa sürede, daha rahat biçimde ve sıkıntı çekmeden ulaştığını saptamıştı.  Buna karşılık sistemi yaygınlaştırmak için gereken mali kaynaklar sağlanamadığı için bir yıl önce deneme durduruldu.  (Şu adrese girerseniz sistemin çalışmasını adım adım gösteren çizimlere göz atabilirsiniz.)

Helsinki’de başka girişimler de söz konusu.  Yeni başlayan bir uygulama MAAS GLOBAL adını taşıyor.  (Sitenin haber bültenleri burada.)  Girişim “hareketlilik hizmeti” olarak tanımlıyor kendini; zaten adı da buradan geliyor.  Aylık bir bilet alıyorsunuz.  Bunun sayesinde ay boyunca ücret ödemeden ulaşım hizmetine kavuşuyorsunuz.  Hem de çok kapsamlı bir biçimde.  Akıllı telefonunuzla A’dan B’ye gitmek istediğinizi duyuruyorsunuz.  Firma size kısa süre içinde ulaşım olanağı sağlıyor.  Tramvayı ile, otobüsü ile, taksisi ile, hatta kiralık otomobili ile.  Hatta bunların karışımıyla.  “Nereye nasıl, neyle gideceğim?  Kaça gideceğim?” sorularını düşünmeden.

economist

Bu sistem o kadar dikkat çekmiş ki, önceleri adı MaaS Finland iken, MaaS Global’e değiştirilmiş.  Çünkü şimdilerde Toronto’ya, Avustralya’ya ve Asya ülkelerine de servis verme hazırlığı içindeler.

Helsinki’deki bu canlı ve verimli uğraşının gerekçesi ne?  Ulaşım uzmanları, kent plancıları, politikacılar bir gerçeğe işaret ediyorlar.  Çoğu yer için de geçerli olan bir gerçeğe.  Bütün dünyada kırsal nüfus hızla kentlere koşuyor ve kentler azmanlaşıyor.  Bundan geriye dönüş yok.  Ancak kütlelerin ulaşım gereksinimi de artıyor.  Hem sayıca, hem de mesafe bakımından.  Bu oluşumu şimdiye kadar olduğu gibi özel otomobili destekleyerek karşılamak olanak dışı.  Zaten oto sahiplerinin araçlarını kent içinde giderek çok az kullanmaya başladıkları da gözleniyor.  Hatta gençler arasında oto sahipliği azalmakta.  Daha da ötesi, gençler ehliyet almaya bile heveslenmiyorlar.

Bu durumda kentlerde oto kullanımını ve trafik tıkanıklıkları canavarını hızla azaltıp en aza indirecek, daha ucuz, daha kolay seçenekler geliştirmek gerekiyor.  Bu politikanın sera gazlarını azaltmaya kadar giden sağlık hedefleri de var.

Öyleyse diyor Helsinki, yaratıcı düşünceyi harekete geçirme zamanıdır şimdi.  [Ekogazete bu konuya 17 ay önce de değinmişti.]

Atila Alpöge, Ekogazete, 8.11.2016  /  Yararlanılan kaynaklar:  Henry Fountain, The New York Times, 4.11.2016 – The Economist, 29.9.2016

Reklamlar
Bu yazı Kentler, Ulaşım içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s