Temeldeki denklem: “Bir” ay -> “Bir” saat -> “Bir” saniye

Yukarıda “denklem” diye biçimlendirdiğimiz kavramlar dizisi tuhaf, hatta gülünç durabilir.  Ama bunda hepimizin varlığıyla ilgili bir tanım var.  Hoşlanmasak da.  Denklem şunu diyor:  Dünyanın, yer kürenin var oluş süresini “BİR AY” ile gösterirsek, bunun içinde insan dediğimiz varlık yalnızca “BİR SAATLİK” bir sürede yer alıyor.  Bizlerse, bireyler olarak bunun içinde yalnızca “BİR SANİYE” kadar varız.

Yukarıda belirttiğimiz süreleri bilim insanlarının çalışmaları veriyor.  Bu çerçeve içinde, evet, bir saniyeliğiz.  Zırt diye geliyoruz ve zırt diye gidiyoruz.  Ama “BİR AY”ın efendisi gibi tavırlar takınıyoruz.  “BİR AY”lık ortama müdahale ediyoruz.  Keyfimizce…  Umursamazca…  Küstahça…

Hatta “çevre”den (ya da yabancı dillerdeki gibi “environment”tan) söz ediyoruz.  Yani bizlerin çevresindeki oluşumlardan.  Merkeze kendimizi koyarak.  Başka bir deyişle, bizler her şeyin efendisiyiz ve çevremizde bazı şeyler var.  Oysa dünyanın çevresinde ufacık bir nokta gibi olan bizleriz.

Çevrede olduğumuz halde işin gerçek efendisi olan dünyaya müdahale edip duruyoruz.  Yeryüzünün dengelerini allak bullak etme pahasına.  64 ülkeden 450 bilginin ortak çalışmayla yeni yayımladıkları iklim raporu müdahalemizin bilançosunu veriyor.

Geçtiğimiz yılda, 2015’te, yaptıklarımızla bütün verilerin üstüne çıkmışız.

  • 150 yıldan beri en sıcak dönemi yaşamışız.  Örneğin Kuzey Kutbundaki sıcaklık bu dönemde 2,8 C artmış.
  • Atmosferdeki sera gazı yoğunlaşması tepe noktasına varmış.
  • Denizler yükselmiş.  Bu, son 20 yılda 7 santimi bulmuş.  Kutuplardaki buzul erimesi kıyı yerleşmelerini tehdit etmeye başlamış.  Yağışların da şiddetlendiği gözlenmiş.
  • Değişik yerlerde şiddetlenen kuraklıklar gözlenmiş.  Kuraklık çeken alanlar son 4-5 yılda iki katına çıkmış.
  • Büyük çaplı orman yangınları daha da şiddetlenmiş.
  • Denizlerdeki yosunlaşma hızlanmış.  Bu gelişme de denizlerdeki yaşamı ve kıyı halkının geçim kaynaklarını etkilemeye başlamış.
  • Öte yandan denizlerin oksitleşmesi hızlanmış.

Çalışma bu gelişmelerin 2016’da giderek güçleneceğini öngörüyor.  Nitekim ilk altı ayda böyle bir olgunun yaşanmakta olduğu gözleniyor.

Atila Alpöge, Ekogazete, 3.8.2016  /  Yararlanılan kaynaklar:  Martine Valo, Le Monde, 4.8.2016 ve diğer kaynaklar.

 

Reklamlar
Bu yazı Genel Konular, Uncategorized, İklim içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s