“Tehlike kapımızda” korkusunu bırakın! Hazırlığa öncelik verin!

Dünyanın ünlü kentlerinden birinde böyle diyorlar ve gerekeni yapıyorlar.  İstanbul’dan ve yıllardır beklenen depremden söz etmiyoruz.  Konu Paris’in yürüttüğü felaket hazırlığı.  Hesabı kitabı yapılmış, biliniyor ve bekleniyor;  “acaba olur mu?” diye sorulmuyor.  Yalnızca ne zaman olacağı merak ediliyor.  Günün birinde Paris’i sular basacak.  Seine nehri aşırı yükselecek ve sokaklar, binalar görülmedik biçimde su altında kalacak.

“Bu da nereden çıktı!  Paris’i su basar mı?” demeyin.  Bunun sağlam kanıtı bile var.  Yıl 1910.  Aylardan Ocağın son haftası.  Şiddetli bir yağmur başlar ve 15 gün devam eder.  Seine’in seviyesi 8,62 metreye ulaşır.  20.000 evi, binlerce işyerini su basar.  Sokaklarda, caddelerde yürünmez olur.

PARIS-1

Bankaların muhkem mahzenlerde sakladığı evraklar, paralar, değerli eşyalar su içinde kalır.  Dükkânların yiyecek depolarını hem sular basar, hem de fareler.  Kentte açlık başlar.  Kentin yeraltındaki elektrik ve benzeri sistemleri perişan olur.  Kanalizasyonlar patlar ve içindekiler ortalığa saçılır.  Metro işleyemez hale gelir.  Ve bu durum 35 gün devam eder.  Ekonomik maliyet milyarları aşar.

Şimdi biliniyor ki, benzeri bir facia gene yaşanacak;  özellikle iklim değişiminin tetikleyeceği olaylar günün birinde Paris’i yeniden vuracak.  Üstelik bunun bir ön provası geçenlerde yaşandı.  Mayıs ayında Seine gene yağışlar yüzünden 6,10 metreye kadar yükseldi.  Bu olay, kent ve devlet sorumlularına yıllardan beri aldıkları önlemlerin geçerliliğini deneme fırsatını verdi.

PARIS-2

İşte Paris iki ay önce bu haldeydi.  Otoyollar su altındaydı.  Bazı metro hatları çalışmadı.  Müzeler yeraltındaki değerli depolarını bir acele boşalttılar.  Aslında bu olay bir bakıma iyi de oldu;  çünkü Paris bölgesi için çok daha önceden geliştirilmiş bir afet planı ve sistemi vardı.  Mayıs sonundaki olay bu hazırlıkların denenmesine olanak sağladı.

Seine’in günün birinde 8 metreyi değil, daha da fazlasını aşabileceği biliniyor.  Geliştirilmiş olan afet etki sisteminde 450.000 binanın, 100.000 işyerinin etkileneceği, 830.000 kişinin konutunu terk etme durumda kalacağı, 750.000 kişinin çalışamaz konuma gireceği öngörülüyor.  Sonuçta 5 milyon kişinin günlük yaşamının etkileneceği hesaplanıyor.

Bu felaket olgusuna hazırlık olsun diye kent yönetimi çok kapsamlı bir afet senaryosu geliştirmiş.  Senaryo “Böyle bir durumda ne olur, neler yaşanır, neler tehlike yaratır, bunlara karşı ne gibi önlemler nasıl alınır?” ve benzeri sorulara yanıt içeriyor.  Örneğin ‘hangi sokakta su kaç metreye çıkar ve hangi binaları ne kadar su basar’ hesapları bile var senaryoda.

Geçtiğimiz Mart ayında büyük çaplı bir tatbikat yapıldı ve bu uygulama kesintisiz 10 gün sürdü.  Bakın, bunda hangi kuruluşlar rol aldı:  hastaneler, elektrik şirketi, su dağıtım şirketi, metro ve otobüs şirketi, demiryolları, okullar, telefon şirketleri, yaşlılar evleri, cankurtaran firmaları, çöp toplama firmaları, güvenlik kuvvetleri, kanalizasyon hizmeti, Paris bölgesi belediyeleri, bütün bakanlıklar…  Bazı radyo istasyonları da katıldı bu oluşuma.  Tatbikat Avrupa Birliği ile birlikte yürütüldü.  İtalya, Belçika, Çek Cumhuriyeti ve İspanya’dan gelen uzmanlar ve kurtarma ekipleri de katıldı.

Tatbikat gereği olarak, bu kuruluşların arasında özel bir iletişim sistemi kuruldu.  Uygulamayı yönetenler her gün, değişik anlarda (önceden geliştirdikleri varsayımlar çerçevesinde) Seine’in yükselmesiyle ilgili “su şu metreye yükseliyor…  burayı su bastı…” gibi bilgiler dağıttılar ve bunların neden olduğu sorunları attılar ortaya.  Sonra da kuruluşların nasıl, ne zaman tepki verdiklerini izleyip ölçtüler.  Bu başarılı bir prova oldu.  Eksiklikler, sakatlıklar, yanlış öngörüler ortaya çıktı.  Her kuruluş ve kuruluş görevlileri talim yapmış oldular.  Bu yöntem zaman zaman tekrarlanacak.  Kuruluşları hazırlık bilincinde tutmak amacıyla.

Aslında bu senaryo adı geçen kuruluşların arasında yürütüldü.  Sokağa yansıtılmadı, tam anlamıyla halka aktarılmadı.  Ama halk tatbikatın yapıldığını biliyordu.  Kent sakinlerini bilgilendirici, aydınlatıcı bilgiler sürekli olarak sunuluyordu.  Hatta suyun hangi sokağı ne ölçüde basacağını gösteren haritalar bile dağıtıldı.  Sorumlular kurumlara egzersiz yaptırmanın yanında, halkı afet anında neyi nasıl yapmalarının doğru olacağı konusunda bilgilendirmeye büyük önem verdiler.

Tehlikenin geleceği biliniyor.  Bu bakımdan ayrıntılı ve çok kapsamlı hazırlıklar yapıp senaryolar, modeller ve planlar geliştirmek gerekiyor.  Bunları zaman zaman işletip denemek ve alıştırmalar yapmak da işin icabı.  Halkla mutlaka bütünleşerek, el ele vererek.  Çünkü kriz anında olayın gerçek kahramanı sokaktaki insan olacak.

Umulur, beklendiği söylenen İstanbul depremi için de benzeri bir yaklaşım günün birinde oluşur.

Atila Alpöge, Ekogazete, 21.7.2016  /  Yararlanılan kaynaklar:  Laetitia Van Eeckhout, Le Monde, 2.3.2016 – Kim Willsher, The Guardian, 23.6.2016

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar, Ekoloji Politikası, Kentler içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to “Tehlike kapımızda” korkusunu bırakın! Hazırlığa öncelik verin!

  1. Yener dedi ki:

    Acil durumlar ülkemizde ne yazık ki çok fazla ciddiye alınmıyor. Önlemek yerine olduktan sonra çaresine bakma eğilimi taşıyoruz.

    Acil durumlar konusunda şu linkteki yazı da ilgi çekici olabilir.
    http://www.isgnedir.com/acil-durumlara-hazir-misiniz/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s