Yediklerimizle bedenimize ne giriyor? İşte çarpıcı bir yanıt!

Nasıl besleniyoruz?  Tartışmalı bir konu.  Avrupa Parlamentosu da durmadan sorguluyor:  “Tarımda kimyasal kullanımına evet mi, hayır mı demeli?”  Bu tartışmadan yorulmuş bazı parlamenterler bir deneme yapıp durumu sergilemek istemişler.  Her siyasal eğilimden 48 parlamenter kendi idrarlarını analiz ettirmiş.  Sonuç hayli keyif kaçırıcı.  İdrarlarda yüksek oranda zararlı kimyasal bulunmuş.  Bulgu AB ortamında yepyeni bir durum yaratmış.

Yapılan analizler idrarlarda ortalama olarak litrede 1,7 miligramlık kimyasal saptamış.  Bu değer, içme sularında izin verilen düzeyin 17 katı.  Bazı parlamenterlerin idrarında ise adı geçen miktar 4 miligrama kadar varıyormuş.

Bu denemeyi başlatanlar yepyeni bir öneri atmışlar ortaya.  “Gelin, Avrupa Parlamentosu’nu bırakalım bir kenara.  AB üyesi ülkelerin cumhurbaşkanlarının ve bakanların idrarlarını da analiz ettirelim.  Acaba sonuç ne çıkacak?”  Öneriyi yönelttikleri AB Komisyonu başkanı Jean-Claude Juncker bunu duymazlığa gelmiş, başını çevirmiş.

Peki, farkında olmadan kimyasal içeren bir takım şeyler yiyip duruyorsak ne olur?  Bu soruyu sorunca 5-10 yıldan beri ortalığı sarsan bir tartışmanın içine girmiş oluyoruz.

Söz konusu olan kimyasalın adı ‘glifosat’.  Bunu işin başında, kırk yıl önce, Roundup adıyla üretip pazarlayan da Monsanto adlı dev, küresel Amerikan firması.  Ama glifosat başka tarım ilaçlarına da girmiş artık ve çok yaygın olarak kullanılıyor.  Ülkemizde de.  Her yıl yeryüzünün tarım alanlarına 800.000 ton glifosat seriliyor.  Serilmekle kalmıyor, topraktan içme sularına bile sızıyor.  Sonuçta bakkaldan, marketten, büyük mağazalardan aldığımız hemen her yiyecek maddesinin üretiminde glifosatın katkısı var.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bunun kansere neden olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu bilimsel araştırma sonucu sergileyen bir rapor yayımlamıştı 2015’te.  Birkaç hafta geçmeden bizim Tarım Bakanlığı bu tür söylentilere inanılmaması gerektiği yolunda bir duyuru yapmıştı.  Buğday Ekolojik Yaşama Derneği ise buna gereken yanıtı vermişti.

Geçtiğimiz günlerde Almanya’da yayımlanan bilimsel bir araştırma Almanların %99,6’sının idrarında kabul edilen miktarın üstünde glifosat görüldüğünü duyurmuş.  Araştırma 2.000 kişiyi kapsamış.  Bunların %75’inde üst sınırın 5 katı kimyasal varmış.  %22’de ise sınır 15-42 misli aşılıyormuş.  Birkaç dipnot daha.  Erkekler kadınlara göre, çocuklar ve gençler yaşlılara göre, çok et yiyenler az et yiyenlere göre daha fazla glifosat taşıyormuş.

Ama gerek Amerika’nın, gerekse Avrupa Birliği’nin sağlık ve beslenme sorumluluğu taşıyan birimleri glifosat karşısında tavır almıyorlar.  “Zararı bilinmiyor” gibilerden yanıt vererek bu konuyu geçiştiriyorlar.  Monsanto’nun ve benzerlerinin kurduğu baskının bu tavırda etkili olduğu söylentileri dolaşıp duruyor.

Öte yandan dünyanın her köşesinde Roundup karşıtı tavır ve girişimler artıyor.  ABD’de binlerce kişi ilgili federal birime başvurup araştırma istedi.  Öte yandan ünlü bilim insanlarından oluşan bir grup aynı ABD birimiyle 14 Haziran’da bir toplantı yapacak ve glifosat kullanımının sınırlanmasını, hatta yasaklanmasını isteyecek.  Yürütülen iddialı ve kapsamlı bir proje daha söz konusu:  The Detox Project.

Şimdi geldik konunun can damarına.  Avrupa Birliği Parlamentosu Rounup’ın kendi sınırları içinde kullanımına izin vermişti.  Yukarıda sözünü ettiğimiz bizim Tarım Bakanlığı duyurusu da “AB izin veriyor.  Daha ne olsun?” görüşünü kullanmıştı.  Ancak bu izin 2016 Temmuz sonuna kadardı.  İşte geldik çattık adı geçen tarihe.  AB ne yapacak, ne karar verecek?

Avrupa Komisyonu önce “15 yıl daha kullanımına izin verelim” önerisini geliştirmiş.  O kadar tepki almış ki, bunu dokuz yıla indirmiş.  Tepki şiddetlenmiş.  Bu kez “Canım, uzatma 18 ay olsun” önerisine getirmişler işi.  6 Haziran 2016 tarihli habere göre üye ülkeler bunu da reddetmişler.  Çünkü Avrupa nüfusunun yalnızca %52’sini temsil eden ülkeler ‘kullanalım’ demiş.  Fransa, Almanya, İtalya, Yunanistan, Portekiz başta olmak üzere ötekiler direnmiş.  Bir kararın çıkabilmesi için %65 çoğunluğa gerek varmış.  Komisyon bir acele yeni bir öneri sunma hazırlığına girmiş.

Bakalım bu çekişmenin sonu ne olacak?  Ve eğer uzatma çıkmazsa, bakalım bizim Tarım Bakanlığı kullanımı nasıl savunacak?

Bu arada anımsatalım ki, Ekogazete’de bu konuda bazı yazılar da yer almıştı:  Ünlü müzisyen Neil Young’ın tepkisi…  Monsanto’nun bir davada mahkûm olması…  Dünya buğday piyasasını sarsan bir skandal… gibi.

Atila Alpöge, 8.6.2016 – Yararlanılan kaynaklar:  The Guardian, 6.6.2016 – Cécile Ducourtieux ve Stéphane Foucart, Le Monde, 8.6.2016 – Başyazı, Le Monde, 8.6.2016 – Stéphane Foucart, Le Monde, 13.5.2016 – Stéphant Foucart, Le Monde, 9.3.2016.

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Sağlık - Beslenme, Tarım içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s