Ciddi bir tehlike kapımızın önünde: Donald Trump

ABD başkanlık seçimlerine hazırlanıyor.  “Bana ne!” diyeceksiniz.  Demeyin.  Bunun hepimizin geleceğini ilgilendiren korkutucu bir boyutu var.  İki aday söz konusu.  Bunlardan biri Trump.  Milyarder işadamı.  Elini uzatmadığı yer yok.  İstanbul’da bile kulesi var;  Mecidiyeköy’de.  Önceleri onun adaylığını kimse ciddiye almıyordu.  Ama şimdi ‘kazanma şansı var’ deniyor.  Doğa, çevre, iklim endişesi olanların dikkatle izlemesi gereken biri.

Aklı başındaki Amerikalıların hayret ve ürpertiyle izledikleri bir durum.  Büyük inşaat projeleriyle bilinen, ama şimdi politikacılık oynamaya soyunan Trump, akıl almayacak derecede seviyesiz bir kampanya yürütüyor.  Örneğin, diğer adayların cinsel organlarından söz etti.  Meksika sınırına Çin Seddi gibi bir duvar inşa ettirip oradan sızan pis göçmenleri durduracağını söyledi.  Müslümanları ülkeden atmayı gündeme getirdi.  Popülist, ırkçı ve çirkin bir politikacı.

Diyeceksiniz ki, “Bu rezalet bizleri niye ilgilendirsin ki?”  Nedeni basit.  Çünkü bu adam başkan seçilirse, iklim değişimi politikalarını toptan iptal edeceğini söylüyor.  Yani, dünyanın en büyük sera gazı salımcılarından biri olan ABD’yi bildiğini okumakta serbest bırakacak.  Başka bir deyişle, dünyamızı iklim değişimine umursamazca teslim edecek.

Bakın, Trump bilim dünyasının ısrarla söyledikleri hakkında neler diyor:  “Toprağımızın altındaki kömürü de, petrolü de, fosil kaynakların hepsini de son damlalarına kadar çıkarıp kullanacağız.  Devletin elini enerji sektöründen çekeceğiz ve sınırlayıcı, kısıtlayıcı bütün politikaları yok edeceğiz.  İsteyen istediği biçimde, istediği enerjiyi üretsin.  Paris’te oluşturulan COP21 anlaşmasını yırtıp atacağız.  Bu politikalar istihdamı öldürüyor, yaygın ticareti önlüyor.  Ne yani!  Bir takım yabancıların ‘Petrol çıkarma!  Kömür kullanma!’ diye enerji politikamıza burunlarını sokmalarına izin mi vereceğiz?”

Trump iklim değişimi konusundaki bütün bilimsel bulgu ve görüşleri de reddediyor.  Bunları “uyduruk, yutturmaca, sözde bilim” diye niteliyor.  Yıllardan beri kuraklık çeken Kaliforniya’nın bile böyle bir derdi olmadığını ileri sürüyor.  “Yok, kuraklık artacakmış!  Yok, denizler yükselecekmiş!  Bunlar yalan!” diyor.

Böyle diyor, ama bakın kendi çıkarı söz konusu olunca ne yapmaya başlıyor?  İskoçya’da büyük, anlı şanlı bir golf alanı var.  Hemen deniz kıyısında.  Buradan iyi para kazanacak.  (Bunun öyküsünü Ekogazete’de anlatmıştık daha önce.)  Ama ne var ki, iklim değişimi nedeniyle deniz yükselecek ve golf alanını su basacak diye korkuyor.  Su geçirmez bir duvarla alanı korumayı planlıyor.  İşte böylesine sahtekâr.  Yaptığı, dediğini tutmuyor.

Böyle bir kişinin ABD başkanlığına el koyma olasılığını endişeyle izlenmek gerekiyor.  Büyük şirketlerin candan desteklediği bu söylemleri uygulamaya kalkarsa, uluslararası ortamda 20-30 yıldan beri (gıdım gıdım, kan ter içinde) oluşturulmuş iklim değişimi politikaları çıkmaza girecek.  Başka ülkelerde var olduklarını izlediğimiz ve onun seviyesiz seviyesinde politika yaptığını bildiğimiz kimseler de cesaret bulup onun kervanına katılacaklar.  Böylece 20-30 yıldan beri sürdürülen çabalar, binlerce bilim insanının ve düşünürün emeği çöpe atılacak.  Ve hepimiz önümüze konulmuş yaşamsal boyutu çok yüklü bir faturaya merhaba diyeceğiz.

Atila Alpöge, 6.6.2016  –  Kaynak:  Stéphane Lauer, Le Monde, 27.5.2016 – Ben Jacobs, The Guardian, 26.5.2016

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s