Bilim dünyası bizleri bekleyen tehlikeyi abartıyormuş! Acaba?

İklim üzerinde çalışan bilginlerin %97’si sera gazlarının yarattığı küresel ısınmanın insanlığı felakete sürüklediğini analizlere, rakamlara dayanarak ileri sürüyorlar.  Ayrıca devletlerin gerekeni yapmadığını, önlemlerin yetersiz kaldığını belirtiyorlar.  Buna karşılık, menfaati bozulan bazı çevreler bu iddiaya şiddetle karşı çıkıp bilginleri şarlatanlıkla suçluyorlar.  “Küresel ısınma yok!  Olanlar insan ürünü değil!  Bilgin denen düzenbazlar aşırı abartıp panik yaratıyorlar.” diyorlar.

Gerçek nerede?  Büyük paralar verip bir takım uzmanları “Tehlike yok!” diye haykırtan menfaat çevreleri mi haklı?  Yoksa iğne ile kuyu kazar gibi günlerce, aylarca araştırma yapan bilginler mi?

Mümkündür ki, bilim dünyası haklı diyeceksiniz.  Hayır!  Onların da haksız olduğu söyleniyor.  Çünkü vardıkları sonuçlar için ‘aşırı abartma’ deniyor ya, tam tersine, onlar olayı aşırı hafifletip küçük göstermekteymişler.

Çok garip bir çelişki!  Açıklamaya çalışalım.  Meselenin temelindeki olguya gönderme yaparak.  Şöyle ki…  İnsanlık endüstri devriminden beri gittikçe artan oranda gazlar salmaya başladı.  Bunlar atmosferde geçirgenliği az bir perde oluşturdu.  Sonuçta güneş ışınlarının neden olduğu sıcaklığın uzaya geri dönmesi frenlendi.  Yani bir “sera” ortamı belirdi ve oluşan ısı (giderek artan oranda) atmosferin içinde hapis kalmaya başladı.  Bu da küresel ısınmayı tetikledi.  Giderek şiddetlenerek tetikleme devam ediyor.

Bu olgunun en çarpıcı sonuçlarından biri, kutuplardaki buzulların erimesi.  Ancak buzul erimesi basit bir olay değil.  Çünkü akıl almaz büyüklükte buzul birikimi var her iki kutupta.  Bunların erimesi denizlerin yüzeyini yükseltiyor.

BUZULLAR

Birileri bu olguyu hafife alıyor:  “Buzullar eriyecekmiş de, denizler yükselecekmiş!  Ne kadar?  10 santim olsa ne yazar?”

Durum hiç de böyle değil.  Birleşmiş Milletlerin oluşturmuş olduğu bir bilim kuruluşu var.  Adı IPCC ya da Türkçesiyle HİDP (Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli). 1988’de kurulmuş olan ve BM Çevre Programı ile Dünya Meteoroloji Örgütü’nün gözetimi altında çalışan bu kuruluş 195 ülkedeki binlerce iklim uzmanının işbirliğini sağlıyor.  Amacı yaşadığımız iklim değişiminin nedenlerini, boyutunu, sürecini, gelişmesini saptayıp irdelemek.  Bunu dünyanın dört bir köşesindeki uzmanların yürüttüğü bilimsel, teknik, ekonomik ve toplumsal araştırma sonuçlarını derleyip değerlendirerek gerçekleştiriyor.  Bir bakıma dev boyutlu bir elbirliği girişimi.

HİDP vardığı sonuçları zaman zaman rapor halinde yayımlıyor.  Büyük ilgi çeken, köşebaşı olan raporlar.  HİDP bugüne kadar 5 rapor sundu.

Konumuza geri dönelim. Yani denizlerin ne kadar yükseleceğine.  HİDP son raporunda bunun 2100’de 1 metreye varacağını söylüyor.

İki Amerikalı bilim insanı yeni yayımlanan çalışmalarında bu hesabın eksik olduğunu söylüyor.  Onlara göre 2100’de deniz yükselmesi 2 metreyi aşacak.  Bu bilginler Massachusetts Üniversitesi’nden Robert DeCanto ve Pennsylvania Üniversitesi’nden David Pollard.  Araştırmaları Nature dergisinin son sayısında yayımlanmış.  (Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.)

İki uzman çok kapsamlı bir model kullanarak bu sonuca varmışlar.  HİDP’nin hesap yöntemindeki eksiklikleri parmakla gösteriyorlar.  Örneğin, kutuplardaki buzulların içine hapsolmuş olan karbondioksitin hesaba alınmamış olması.  Yani buzul kütlelerinin oluştuğu binlerce yıl içinde, denizlerin durmadan emmiş olduğu CO2 sürekli olarak depolanmış.  Bunun miktarının 1.700 milyar ton olduğu tahmin ediliyor.  Yani şimdi havadaki miktarın iki misli.  Buzulların erimesiyle serbest kalacak olan CO2’nin güçlendireceği sera etkisini düşünmek gerçekten korkutucu.  Bazı gözlemciler bu durumu “gecikmeli bomba” diye tanımlıyor.

Bir anımsatma yapalım.  Biliniyor ki, 100.000 yıl önceleri dünyamız çok uzun bir süre (yüzlerce yıl) aşırı sıcaklık ortamı yaşamıştı.  Ve o dönemde denizlerin seviyesi şimdikine göre 10-20 metre daha yüksekti.  Ve daha sonraki soğuk ortamlarda bu ‘sular’ donup kutuplardaki buzullara dönüşmüştü.  Denizlerin böylesine yüksek olduğu bir ortamda İstanbul’u, ama Antalya’yı, Marmaris’i, Bodrum’u, İzmir’i, Ayvalık’ı düşünelim bu kapsamda.  Ne dersiniz?

Konunun dramatik başka bir yönü daha var.  Amerika’da yapılmış kamuoyu araştırmaları çarpıcı bir sonuç veriyor.  İklim uzmanlarının %97’si “Küresel ısınma bir gerçektir!” derken halk “Uzmanların yalnızca yarısı küresel ısınma var, diyor” gibi bir inancın ve bilginin içinde.  Petrol, kömür benzeri yatırımcı ve girişimcilerin çabaları sayesinde.

HALK NE DÜŞÜNÜYOR

Son bir not:  Belki duymuş ve okumuşsunuzdur.  İklim değişimi, küresel ısınma ve kuraklık konusundaki söylemlere “NASA MASA da ne oluyormuş.  Biz bu konuları biliriz.  Taş gibi uzmanlarımız var.” gibilerden ilkel çıkış yapan devlet yöneticileri bile var dünyamızda.  Yorum yok!

Atila Alpöge, Ekogazete, 16.4.2016  /  Kaynak:  Clémentine Thiberge, Le Monde, 1.4.2016 – Joe Romm, Thinkprogress, 6.4.2016 – Stephan Foucart, Le Monde, 12.4.2016.  [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar, Ekoloji Politikası, İklim içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s