Plastik torbalara “Hayır!” deme zamanı artık geldi

Alışverişe gidiyorsunuz.  Bakkala…  Eczaneye…  Kırtasiyeciye…  Karşınızdaki satıcı aldığınız malı özenle ve bütün iyi niyetiyle plastik bir torbaya koyuyor ve size sunuyor.  O haklı;  hizmet verme açısından yapması gerekeni yapıyor.  Bu sahnede önemli olan sizin tavrınız.  Verileni alıp dükkândan çıkmakla yetiniyor musunuz?  Oysa başka bir tavır daha var.  Karşınızdaki satıcıya “Gerek yok!  Benim torbam elimde!” demek.

“Aman aman, denizlerde plastik yüzüyor!  Sokaklar, tarlalar plastik çöplüğüne döndü!” demek kolay.  Ama bunu yaratan aslında bizleriz.  Siz, biz, hepimiz…  Çevre sorunlarına ilgi duyuyorsak, doğanın rezil edilmesine tepki gösteriyorsak (ve örneğin Ekogazete’ye zaman zaman da olsa göz atıyorsak) yapabileceğimiz bir şeyler var.  Alışverişe mi çıkacağız, bez bir torba (olmadı, bu işlere sürekli, her sefer ayırdığımız plastik bir torba) ile yola çıkmak ve satıcıya “Onları ver, ben torbama koyarım!” demek.  Bu kadar basit!  Ama böylesi bir tavır artık “kahramanlık” niteliği taşıyor. Üstelik bunun hayli ötesine giden örnekler de var.

JAVIER GOYENECHE

İşte buyurun.  İspanya’dayız.  Karşımızda Madridli Javier Goyeneche.  2009’da kurduğu bir firması var:  Ecoalf.  Giyim kuşam, moda ürünleri yapıyor, ama bunların yaşam bulmasında geri kazanılmış malzemeleri kullanıyor.  Özelikle plastikleri.  Dünyamızın canına okuyan atıkları yeniden değerlendirerek.  Bunlardan mayo, tişört ve ayakkabı yaparak.

Bunu basit bir olay görmeyin.  İspanya’daki 160 balıkçılık teknesiyle anlaşma yapmış.  Bunlar Akdeniz’de hem balık avlıyorlar her gün, hem de ağlarına takılan plastikleri ya da atıkları bir kenara koyuyorlar.  Hatta atık da avlıyorlar.  Zaten çoğu ağlarına takılıp geliyor;  onlar da bunları denize atmak yerine bir kenara ayırıyorlar.  Bir örnek vermek gerekirse, bir gecede 150 kilo balık tutan bir tekne 10 kilo da atık topluyor.  Seferin sonunda bunları Ecoalf’a teslim edip paralarını alıyorlar.

TORBA

Ecoalf son derecede mutlu.  “Atık plastik torba” dediniz mi, firmanın yüzü gülüyor.  İşte yandaki afişinde bu mutluluğu açıkça ifade etmiş Goyeneche.

Malum, Akdeniz’i berbat bir çöplüğe dönüştürmeyi becerdik.  Plastik torbalardan, şişelere kadar her şeyi denize atıveriyoruz.  Goyeneche’in balıkçıları 6 ay içinde 39 ton atık çıkarmış denizden.  (Belki bunun videosuna göz atmak istersiniz.)  39 ton atık epey önemli bir miktar gibi durabilir.  Ama denizlerde 269.000 ton plastiğin yüzdüğü ya da diplere çökeldiği, sonuçta zavallı balıkların midelerine yerleştiği biliniyor.

Plastikler Ecoalf’e gelince bambaşka bir süreç başlıyor.  Çünkü bunların temizlenip kullanılabilir hale getirilmesi gerekiyor.  Daha sonra da bu hammaddenin ipliğe dönüştürülmesi.  Ancak bunun ustalık, bilgi, hüner isteyen çok zor bir iş olduğu söyleniyor.  Goyeneche Kore’de, Japonya’da, Meksika’da bazı firmalar bulmuş, onlarla işbirliği yapıyor.  Öte yandan ürettiği giyim eşyaları önde gelen butik ve mağazalarda seçkin müşteriler buluyor.

Balıkçılar en başta firmadan gelen işbirliği teklifini çok garip bulmuşlar.  Hatta çöpçülük yapmakla bir tutmuşlar.  Ama zamanla meseleyi kavramışlar.  Çünkü bu pislik yığını giderek kendi mesleklerini mahvedecek bir nitelik taşıyor.  Hem tuttukları balık sayısı azalıyor, hem de kıyıya götürdükleri balıkların ne gibi sağlık sorunu yüklendiği bilinmiyor.  Bu bilincin gelişmesi İspanyol balıkçılarını konuya dört elle sarılmaya sürüklemiş.  Atıkları bir zenginliğe dönüştürme girişimlerini bu sitede de okuyabilirsiniz.

Goyeneche’in bu yaklaşımını alkışlayanlar çok haklı.  Çünkü bilimsel araştırmalar Kuzey Denizi’ndeki kuşların %94’ünün midesinde plastik olduğunu saptamış.  Balıklar da bundan aşağı kalmıyor.

Başka bir gelişme

Fransa’da yürürlüğe giren bir uygulamaya göre mağazaların müşterilerine plastik torba vermesi toptan yasaklanıyor.  Aslında, plastik kullanımını azaltmak için, bu ülkede belli bir zamandan beri satın aldığı mal için torba isteyen müşteriden ayrıca torba parası alınıyordu.  Ama bu önlemin istendiği kadar etkili olmadığı saptanmış.  Şimdiki yasaklamayla müşterinin bakkalına, mağazasına ve eczanesine evden getireceği bir torbayla gitmesi hedefleniyor.

Yasanın birkaç yıl sonra devreye girecek başka bir önlemi de yiyecek maddelerini sarıp sarmalayan plastik paketleri hedefliyor.  Bunların kendi kendilerini çözümlemesi isteniyor.  Ancak petrol kaynaklı olmayıp patates, buğday, yosun gibi biyolojik maddelerden üretilecek bu tür plastikler.  [Anımsıyor musunuz?  Haberini Ekogazete’de okumuştunuz.  Lise öğrencisi bir kızımız –Elif Bilgin- üç yıl önce muz kabuğundan plastik üretmiş ve Scientific American dergisinin dünya çapında düzenlediği bir yarışmada birinciliği kazanmıştı.]

Atila Alpöge, Ekogazete, 9.4.2016  /  Kaynak:  Isabelle Piquer, Le Monde, 29.3.2016 – Martine Valo, Le Monde. 1.4.2016.  [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

Reklamlar
Bu yazı Atıklar, Denizler - Irmaklar, Ekoloji Politikası, Sağlık - Beslenme içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s