Ortalığı kirlet, sonra da sanatsever numarası yap! Yağma yok!

Bu, sürüp giden bir didişmeyi özetliyor.  Kavganın odak noktasında ünlü sanat kurumu Tate var.  Tate İngiltere’nin dev resim ve heykel müzesi.  Hem İngiliz, hem de uluslararası sanat eserlerini barındırıyor.  Dört ayrı yerde müze binası ve sergi salonları var.  Tamamen bağımsız, ama devletten parasal destek alıyor.  Ayrıca büyük firmaların sponsorluğuna yaslanıyor.  İşte, gürültü de bundan kopuyor.

TATE_Britain_1_standard_use_b

Örneğin British Petroleum sürekli olarak ana destekçilerden biri.  İtiraz eden, gösteri yapan, ortalığı birbirine katan çevreciler “Pazarladığı fosil yakıtlarla dünyanın canına okuyan bir firmanın sanat ortamında ne işi var?” diyorlar.

SANAT VE PETROL

Durmadan gösteriler düzenliyorlar.  Bunlarda “Petrol Değil, Sanat!” ya da “Tate’i Zincirlerinden Kurtaralım!” ve benzeri sloganlar kullanıyorlar.  Yukarıdaki resimdeki gibi.  Petrolcü hortumunu bir tabanca gibi masum birinin kafasına dayamış.  Bunda Vietnam savaşının mide bulandıran fotoğraflarından birine (aşağıda) gönderme var.

imagesT0R6BL14

Sürüp giden kampanya o kadar başarılı oldu ki, sonunda British Petroleum, Tate sergilerini desteklemeye son verdi.  Bu gelişme çevreci çabaların, küresel dengeleri allak bullak eden fosil yakıt firmalarına etik bir sınırlama getirmeye başladığını vurguluyor.  Nitekim, İngiltere Bilim Müzesi de Shell’in iklim değişimi konusundaki tavrından rahatsız olarak bu firmayla olan ilişkisini keseceğini açıkladı.

Bu yaklaşım giderek büyüyor.  İyi güzel de, işin başka bir boyutu var.  Bu sıralarda sayısız ülkede sanat kurumları kamu kesiminden sağladıkları desteğin azaldığını görüyorlar.  Ekonomik kriz, bütçe sorunları, falan diye.  O zaman özel kaynaklara dönme durumunda kalıyorlar.  Bu noktada fosil yakıtlarla uğraşan dev firmalar devreye giriyor.  Çünkü uğraşı alanlarından dolayı tepki çektiklerini biliyorlar.  Sanat etkinlikleri onlara ışıl ışıl ve tertemiz bir görüntü kazandırıyor.

Ne de olsa sanat olaylarına gelenler azınlık da olsalar, seçkin bir ortamı oluşturuyorlar.  Kamuoyunu biçimlendiriyorlar, genel politikaları etkiliyorlar.  Yani bir petrol şirketinin dünya çapında neden olduğu ekolojik rezaleti ‘sanata gösterdiği yakınlıktan’ dolayı hoş görebiliyorlar.  Ancak “Yeter!  Ne işiniz var bu alanda?” diye ortaya çıkıp direnen çevreciler bu tezgâhı bozuyor.

Öyle anlaşılıyor ki, başlatılmış bu etken kampanyanın odağında şimdi British Museum, Royal Opera House gibi yerler var.  Bu tür kampanyaları başlatanlardan birinin sözü not edilmeğe değer:  “150 yıl önce birileri köle ticaretini doğal buluyordu.  Ama bu rezalet büyük çabalar sonunda bitti, gitti.  Fosil yakıtlar konusunda da böyle olacak.”

Atila Alpöge, Ekogazete, 2.4.2016  /  Kaynak:  Arthur Neslen, The Guardian, 17.3.2016ç  [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynağı) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Genel Konular, İklim içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s