Çocuklarımız doğa nedir bilmeden büyüyorlar

İngiltere’de ilginç bir araştırma yayımlandı.  Devlet yönetimine çevresel konularda danışmanlık yapan resmi bir kurumun ürünü bu çalışma.  Konusu basit:  “Çocuklar doğaya ne kadar açılıyor?  Doğayla ne ölçüde haşir neşir?”  Sonuç parlak değil:  Çocukların yüzde onu geçtiğimiz yılda bir parka, ormana, sahil bir yere ya da benzeri doğal bir ortama hiç mi hiç adım atmamış.

Araştırmada “Natural England”ın imzası var.  Bu yarı bağımsız kurumun amaçları arasında doğal çevrenin sağlığını koruma, çevresel ortamdan zevk alınmasını sağlama, doğal çevrenin geleceğini güven altına alma gibi hedefler var.

Çocukların doğayla ilişkilerine eğilen bu rapor başka bulgular da sermiş ortaya.  Doğaya yönelişte sınıfsal bir farklılaşma saptamışlar.  Kentlerdeki düşük gelir gruplarında doğayla haşir neşir olma oldukça düşük.  Yabancı kökenli olmayan ve orta/yüksek gelir grubunda olan ailelerin çocukları daha fazla açılıyor doğaya.  Neredeyse iki katı oranda.

ÇOCUKLAR VE DOĞA

Orta boy kentlerde yaşayan çocuklar doğaya daha fazla açık.  Ama, örneğin Londra’da çocukların %40’ı doğaya hiç açılmıyor.  Anne-babanın ilgisi de etkiliyor küçüklerin davranışını.  Çocuklarını böyle yerlere götürmek, doğal olay ve oluşumlarla bütünleştirmek yerine, aileler bale dersiydi, yabancı dil öğrenmekti gibi etkinliklere daha fazla önem veriyorlar.

Öte yandan eğitim programlarının doğaya yönelmeleri de yetersiz.  Okullar doğayı ciddi bir konu olarak ele almıyorlar;  örneğin öğrencileri doğal ortamlara götürecek etkinliklere öncelik vermiyorlar.

Bu çalışmanın hem çocukların sağlıklı gelişmesini sağlamada, hem de çevre koruma yaklaşımları oluşturmada yararlı ipuçları vereceği ve etken politikaların tanımlanmasına katkıda bulunacağı düşünülüyor.

Uzmanların ek gözlem ve önerileri de var:

  • Günümüzde çocuklar evlerin dışına fazla çıkmıyor.  30 yıl önce çocukların %70’i sokakta oynardı.  Şimdilerde bu oran %20’ye düştü.  Onları dışarı çıkmaya cesaretlendirmek aslında iyi bir şey.  Bırakalım yaşasınlar dış dünyayı;  evin dışındaki yaşamı öğrensinler.  Gerekirse elleri, üstleri, başları kirlensin.  Bu hiç de önemli değil.  (Ama tabii, büyükler günümüzde güvenlik bakımından hayli tedirgin oluyorlar.)
  • Çocukların kendi başlarına ya da arkadaşlarıyla birlikte dışarıya açılma alanı da çok daraldı.  %90 evin hemen yakınındaki kısıtlı bir alanın içinde kalıyor.
  • Anne-babaların büyük çoğunluğu çocuklarının ağaca tırmanmasına izin vermiyorlar.  Düşer, bir yerini incitir diye.  Oysa yatağından düşüp hastaneye götürülen çocuk sayısı (resmi istatistiklere göre) çok daha fazla.
  • Doğayla içli dışlı olmanın getirdiği kişisel kazanım sanıldığından fazla.  Örneğin kelebeklerin peşinden koşmanın, böceklerin hareketini gözlemenin, kurbağalara yakından bakmanın, yaprak ve çiçek toplayıp kurutmanın ve benzerlerinin sağladığı öğrenim yaşama daha güvenle açılmayı getiriyor.

Aynı ya da benzeri konuda eski Ekogazete yazıları:  Ormanla, doğayla bütünleşen eğitim. 20.1.2014  –  Çocukları içeride bırakmayalım.  14.3.2015  –  Çocuk bahçesi değil, çocukların bahçesi.  10.7.2015

Atila Alpöge, Ekogazete, 13.2.2016  /  Kaynak:  Patrick Barkham, The Guardian, 10.2.2016.  [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

Reklamlar
Bu yazı Genel Konular, Kentler içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s