İklim görüşmeleri bir şov mu? Trajedi mi? Fars mı?

Bu soruları Kasım sonundaki Paris iklim toplantısı için soruyoruz. Gelişmelere bakılırsa, “İpsiz sapsız bir söz cambazlığı, hatta soytarılık yaşanacak!” demek daha doğru.  Zaten dramatik olaylar ve çirkin numaralar yaşayan (bizimki gibi) ülkelerde kimse olup bitenlerle ilgilenmiyor.  Yani sonuçta yeryüzü ve insanlık kötü kaderine alçakça terk edilecek. Gelin gelişmelere göz atalım.  Kısa kısa.  Telgraf çeker gibi.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

  • Birleşmiş Milletler’in (BM) düzenlediği ve 40.000 kişinin, şöyle ya da böyle katılacağı Paris toplantısının adı (kısaca) şöyle: COP21. Yani bitmez tükenmez görüşmeler dizisinin yirmi birincisi.
  • Toplantı sera gazı salımı ve benzeri konularda herkesi bağlayıcı katı bir antlaşma oluşturma savını taşıyor.
  • Hedef ne? Yüzyılın sonuna kadar sera gazı salımlarını “sıfıra” indirmek.
  • Ülkelerin toplantıya girdi olacak politika belgesi hazırlayıp Mart 2015 sonuna kadar BM’ye sunmaları gerekiyordu.
  • Bu belge ülkelerin sera gazı salımını azaltma konusundaki taahhütlerini taşıyacaktı ve yaşamsal antlaşmanın temelini oluşturacaktı.
  • 195 ülkeden ancak 33’ü bunu zamanında yaptı. (Devletlerin ciddiyetine bakın!)
  • Çaresiz kalan BM ikinci bir ‘son tarih’ verdi: Eylül’ün son günü.
  • Türkiye son gün, son saatte bir acele, yalap şap bir şey gönderdi.
  • “Ben benim” diyen bütün ülkeler salımlarını önemli ölçüde azaltacaklarını söylemişlerdi. Türkiye “Ben arttıracağım” dedi. Üstelik gelişmekte olan ülkelere sunulacak yardım fonundan pay istedi. Gözlemciler bu tavrı şaşkınlıkla karşıladı.
  • Ekimin 20’sine kadar yalnızca 153 ülke belgesini sundu. 42 ülkeden ses yok.
  • Körfez ülkeleri (yani petrolcüler) oralı olmadı ve belge yollamadı: Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri. Ve İran.
  • Gelen katkıları analiz eden araştırmacılar huzursuzluklarını belirttiler: “Belgelerden çıkan sonuç çok karamsar. Yorumları şöyle: “Bu böyleyse ve ülkeler ‘biz ancak bu kadarını yaparız’ diyorlarsa dünya çapındaki bir felakete doğru adım adım ilerliyoruz.”
  • Yaz başından beri birçok ülkenin temsilcisi toplantı halinde. COP21’de ortak imzaya açılacak ortak bir antlaşmanın metnini hazırlamaya çalışıyorlar.
  • İlk ay içinde ortaya “evet ama…”, “eğer ise…”, “istisna olarak…” dolu 86 sayfalık bir metin çıktı.
  • “Olmaz… Rezalet… Bu fazla…” sesleri yükseldi. O zaman iki “uzman” davet edildi. “ Bu metni basitleştirin!” diye. (Yani “Kelime oyunları yapın da, daha az sayfaymış gibi görünsün” diye.)
  • Uzmanlar bu metni 32 sayfaya indirdiler. Temsilciler yeniden toplandı ve metni 55 sayfaya çıkardılar.
  • Kimse hoşnut değil. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin G77 topluluğu ateş püskürüyor: “Önerilerimizi, istek ve beklentilerimizi dikkate almıyorsunuz.”
  • Şöyle ekliyorlar: “Bizler için iklim değişimi yepyeni yatırımlar, yani finansman ve teknoloji transferi demek. Bunlardan somut biçimde söz edilmiyor.”
  • Herkesin aklına Kopenhag’daki COP15 (2009) geliyor. Oradaki toplantıya 300 sayfalık bir antlaşma metni sunulmuştu. Sonuç, kocaman bir fiyasko.
  • Tartışmanın temelinde sanayileşmiş ülkelerin gelişmekte olanlara sağlayacağı parasal destek yatıyor. Böyle bir fonun oluşturulması COP15’te karar altına alınmıştı. Ama sözde kaldı.
  • G77 şöyle diyor: “Bu rezaleti sizler 150 yıl önce kurduğunuz ekonomik düzenle yarattınız. Bunun bedelini niye biz tek başımıza ödeyecekmişiz? Ekonomide ve yaşamda değişimi yaratmak gerekiyorsa, ortada milyarlarca dolarlık bir fatura var. Bunun adresi sizlersiniz. Haydi, eller cebe!”
  • Gelişmişler ise mırın kırım ediyor, kaytarmaya çalışıyor. Değişik bahaneler yaratıyor. Bu konu Paris’te gergin anlar yaratacak belli başlı tartışma alanı. (Not: Aslında G20 toplantısına Antalya’da ev sahipliği yapacak olan Türkiye de gelişmişler grubunda. En son sırada olsa da. Ama ülkemiz ”Biz de yardım isteriz!” deyip duruyor.)
  • Bu arada çok konuşulan başka bir konu, ‘karbon fiyatlandırması’. Yani kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıt kullanımını bir bakıma vergilendirmek. Dünya çapında bir sistem kurarak. Tabii, bu uygulama, örneğin Türkiye gibi kömüre yüklenen ülkelerin ekonomisine ciddi bir yük bindirecek.
  • Yıllardan beri süren bu pazarlık karambolündeki samimiyetsizliğin güzel bir örneği birkaç gün önce patladı. Volkswagen skandalının (araçların sera gazı salımı ölçümündeki hile) patlamasından sonra Fransa, Almanya, İngiltere gibi bazı ülkeler böyle bir duruma göz yumulamayacağını belirtip araştırma, soruşturma başlatmışlardı. Şimdi öğreniyoruz ki, aynı ülkelerden gelen baskıya direnemeyen AB, otomobil egzoz gazı salımlarını sınırlama konusunda getirmeye hazırlandığı düzeni ertelemiş.

Son dakika:  30 Ekimde Birleşmiş Milletler’den sızan haberlere göre, bu tarihe kadar yalnızca 155 ülke COP21’e yönelik politika belgesi teslim etmiş.  40 ülkeden hâlâ ses yok.  Gelmiş belgelerin analizini yapan uzmanlar ise tatsız bir durumun içinde olunduğunu görmüşler.  Bilim dünyası, sera gazları nedeniyle ortaya çıkan atmosfer ısınmasının (1850’lere göre) şu anda 0,85 dereceyi bulmuş olduğunu söylüyordu.  Ve bilginler ileride yaşanabilir bir dünya için bunun 2 dereceyi asla aşmaması gerektiğini vurguluyorlardı.  COP21’e sunulan belgelerin analizi en az 3 dereceye doğru koşar adım gidildiğini göstermiş.

Yorumcular, bu durumda G20 ülkelerinin kolları sıvamak zorunda kalacaklarını, hem kendileri taviz vererek salımlarını daha fazla kısmaya zorlanacaklarını, hem de öteki ülkelerin üzerinde ağır baskılar oluşturacaklarını tahmin ediyorlar. Bu arada iki hafta sonra Antalya’da toplanacak olan G20’nin gündeminde bu konu da mutlaka yer alacak, deniyor.  Hatta Türkiye’nin kömür santrallerinin sorgulanacağı konuşuluyor.  Kısacası, COP21’in çok zor geçeceği anlaşılıyor.

Umarız, bu toplantı düzeysiz bir girişim olarak kalmaz ve ortaya somut, uygulanacak ve imzalanıp yürürlüğe girmiş uluslararası bir antlaşma çıkar. Bunun sonuçlarını siz de, biz de görmeyeceğimiz belki, ama çocuklarımız ve torunlarımız iklim değişiminin yükünü günlük yaşamlarında sürekli olarak taşıyacaklar.

Atila Alpöge, Ekogazete, 31.10.2015 / Kaynaklar: Son iki hafta içindeki yabancı basın organları.

 

 

 

 

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, İklim içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to İklim görüşmeleri bir şov mu? Trajedi mi? Fars mı?

  1. Uluslar arası dayanışmanın ve küreselleşmenin gerçekleşmesine ihtiyacın yoğun olduğu günümüzde görüntü pek iyi değil maalesef. Key word should be sustainability.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s