Sera gazı mı salıyor? Bas vergiyi!

Temeldeki ilke son derecede basit: “Sera gazı mı salıyorsun? Demek ki havayı kirletiyorsun! Demek ki iklim değişimini kamçılıyorsun! Bu tavra göz yumulamaz. Yaptığın tahribatın bedelini ödeyeceksin.” Bu görüş gittikçe yaygınlaşıyor. Kırka yakın ülke, 20 dolayında eyalet ve kent bu yaklaşımı uygulamaya başlamış bile; ya da başlamak üzere. Bu anlayışı 2020’ye kadar bütün ülkelerde zorunlu tutma konuşuluyor artık.

KÖMÜR MADENİ VE SANTRALİ

Yukarıdaki resimde (burası Almanya) ön planda çıkarılan kömürler arka plandaki santralı işletiyor. Dumanını salarak. Bunun artık böyle devam etmesi istenmiyor.

Fransa, İngiltere, Portekiz, İsviçre, İsveç, Norveç, Finlandiya, Polonya, Slovenya, Estonya ve Letonya daha şimdiden bu uygulamayı yürütmeye başlamış. Çin ise bu sistemi önce 7 büyük kentte denemiş; sonucun olumlu olduğunu görünce bütün ülkeye yaymaya karar vermiş. Güney Kore uygulamaya geçmiş. Güney Afrika geçmek üzere. ABD’nin 9 eyaletinde sistem işliyor. Kanada’da Québec ile Ontario aynı yolda ilerliyor.

Avrupa’nın genelinde termik santrallar, rafineriler, uçak şirketleri ile çelik, çimento ve kâğıt fabrikaları bu tür uygulamalara tabi.

Yeni yayımlanan bir rapor bu yaklaşımın geçerliliğini ve etkisini doğruluyor. (Rapora buradan ulaşabilirsiniz.) Bu belge Ekonomi ve İklim Küresel Komisyonu’nun bir çalışması. [Bakınız: 16.6.2013 tarihli Ekogazete] Eski Meksika Cumhurbaşkanı Felipe Calderon’un başkanlığını yaptığı, ünlü ekonomist Lord Stern’in başyardımcısı olduğu bu kuruluş 20 değişik ülkeden eski başbakanları ve ekonomi bakanlarını, firma yöneticilerini, uzmanları içine alıyor. Kuruluş geçen yıl da dünya kamuoyunun önemle karşıladığı bir rapor sunmuştu.

“Yeni İklim Ekonomisi” adını taşıyan yeni belge ‘karbon fiyatlandırma’ diye de bilinen bu vergi sistemini yaygınlaştırma zamanının geldiğini vurguluyor. Bu arada bir endişeyi de yanıtlıyor. Bazı çevrelerde karbon fiyatlandırmanın ekonomik külfet getireceği, çoğu şirketi batırabileceği, ekonomik kriz yaratacağı yolunda görüşler var. Rapor bunun geçersiz olduğunu çarpıcı kanıtlarla ortaya seriyor. Amerika’da sistemi uygulayan eyaletler son 4 yılda salımlarını %18 azaltmışlar. Oysa ABD’nin ortalaması yalnızca %4. Öte yandan ekonomik büyümeleri Amerika ortalamasının üstünde olmuş.

Çarpıcı bir örnek de İsveç. Bu ülke karbon vergisi uygulamaya 25 yıl önce başlamış; bu dönem içinde salımları %23 azalmış ve ekonomik gelişmesi %60 oranında olmuş.

İşin daha da ilginç yanı, bazı firmaların kendi içlerinde (kendi içlerine kapalı olarak) bu tür bir uygulama yaratmış olmaları. Bu girişimlerinin nedeni çok anlamlı: İleride sera gazı kısıtlama politikalarının kendi çalışma alanlarını çok olumsuz yönde etkileyeceğini anlamışlar; şimdiden önlem almaya yönelmişler. Bu yola girmiş firmalar olarak şunlar örnek gösteriliyor: Google, Microsoft, BP, Shell, Exxon, Total, EDF, Renault, Saint-Gobain, Danone, BNP-Paribas, Société Générale…

Atila Alpöge, Ekogazete, 10.10.2015 / Kaynak: Pierre Le Hir, Le Monde, 9.10.2015. [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynağı) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

 

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Enerji, Teknoloji, İklim içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s