Çin ve ABD kentleri birlikte seslendi: “Sera gazına son!”

Çin’den ve Amerika’dan 29 büyük kentin liderleri 15-16 Eylül’de bir araya geldiler ve bir bildirge imzaladılar. Bu kentler sera gazı salımlarını önümüzdeki yıllarda radikal ölçüde azaltacaklarını taahhüt ettiler. Bildirge geçen yıl Obama ile Xi Jinping’in imzaladıkları tarihi anlaşmanın doğal sonucu. İki liderin anlaşması politik bir çerçeve tanımlamıştı. Kentlerin şimdiki girişimi ise somut uygulamanın başladığını vurguluyor.

Toplantı Los Angeles’te oldu. Bildirgeye imza koyan kentlerin arasında Amerika’dan Atlanta, Boston, Los Angeles, Washington D.C., Seattle, Portland, Houston, New York ve San Francisco var. Amerika’dan ayrıca birkaç eyalet de (örneğin Kaliforniya) imza vermiş. Çin’den katılan 11 kent arasında Pekin, Zhenjiang ve Guangzhou dikkati çekiyor.

Alınacak önlemlerin başında enerji üretiminde sera gazı salımını sınırlayıp azaltmak var. ABD’de Obama’nın geçenlerde ilan ettiği ‘Temiz Enerji Planı’ bu yaklaşımın yolunu zaten açmıştı.

Neredeyse isyan duygusu yaratacak kadar yoğun hava kirliliği yaşanan Çin’de ise hızlı bir değişim belirdi. Kömür santrallerinin kapatılması planlandı ve 2050’de enerjinin %85’inin güneş, rüzgâr gibi tükenmez kaynaklardan sağlanması hedefleniyor. Bu politika meyvelerini hemen vermeye başladı. Örneğin 2015’in ilk dört ayında Çin’de sera gaz salımı %8 azaldı. Bu, İngiltere’nin aynı sürede toptan saldığı gaz kadar.

Kentlerin imzaladığı bildirge ortak çalışma ve işbirliği araçları da getiriyor. Örneğin kentler saldıkları sera gaz miktarlarını bir sistematik içinde dünya kamuoyuna sürekli olarak ilan edecekler. Öte yandan kendi aralarında girişim ortaklıkları oluşturacaklar; uygulamalar sırasında edindikleri deneyimlerden aldıkları dersleri ötekilere duyuracaklar; birlikte yeni teknoloji uygulamaları başlatacaklar.

Taahhütler birbirinden farklı görünüyor, ama hepsi de çok anlamlı. Birkaç örnek verelim:

  • Kaliforniya önümüzdeki 5 yıl içinde elektriğin üçte birini tükenmez kaynaklı üretimden karşılayacağını belirtiyor. Otomobil ve kamyonların benzin tüketimini %50 azaltma kararlılığını da ileri sürüyor. Ayrıca CO2 emilmesini hızlandırmak için orman alanlarını geliştirmeye öncelik verecek.
  • Connecticut iş dünyasıyla işbirliği yapıp daha ekolojik bir ortam sağlama konusunda ortak projeler geliştirecek.
  • Atlanta merkezdeki işyerlerinde (ki tamamı 9 kilometrekareye ulaşıyor) enerji tasarrufu girişimleri başlatacak ve bunların enerji tüketimini önümüzdeki 5 yıl içinde %20 azaltacak.
  • Los Angeles başka girişimlerinin yanında kömür kaynaklı enerji üretimine son verecek ve kendi araçlarını elektrikliye dönüştürecek.
  • Seattle 2050’ye kadar fosil yakıt kaynaklı enerji üretimini toptan durduracak.
  • Portland enerjisinin tamamını tükenmez kaynaklara dayandıracak.
  • İlginç yaklaşımlardan biri, otomobilin kral olduğu iki kentin, Los Angeles ile Pekin’in işbirliği anlaşması. Buna göre iki kent şehir planlaması ve ulaşım alanlarında işbirliği yapıp, yaşanabilir kent geliştirmeyi amaçlıyorlar.
  • Her ülkenin önde gelen birer araştırma kurumu binalarda aydınlatma, ısıtma ve soğutma sistemlerinin etkenliğini geliştirici ve böylece hem enerji tüketimini azaltıcı, hem de daha ekolojik bir ortam yaratıcı ‘yeşil kent’ çalışmalarında işbirliği yapacaklar.

Bu noktada vurgulamak gerekir ki, sert bir rekabet içinde olan bu iki ülkenin ekoloji alanındaki işbirliği sevindirici bir olgu. Çin hızlı gelişmenin ürünü olan ve toplumda derin çalkantılar yaratan kentlerdeki hava kirliliği karşısında zaten böyle bir atılımı yapmak zorundaydı. Amerika’da ise Obama yönetimi iklim değişimi konusunda direnen (Cumhuriyetçi parti kontrolündeki) Senato’ya karşı yerel yönetimleri devreye almayı yeğlemiş görünüyor.

Bu durumda iki dev ülke Paris’teki COP21 toplantısına güç birliği içinde gidiyorlar ve ötekilerin karşı çıkamayacağı bir cephe oluşturuyorlar. Hem yapılması gerekenleri somut olarak sergileyip ‘işte biz yapıyoruz’ diyecekler, hem de ötekilerin üzerinde ağır baskı oluşturacaklar. Özellikle sera gazlarını ve fosil yakıt kullanımını bir türlü ciddiye almayanların üzerinde.

(Bu noktada bir hatırlatma yapalım. Ülkemizde çevre bilinci konusundaki ilk atılım bu yaklaşımın bütün dünyada yeni konuşulmaya başlandığı bir tarihte, 1973’te ortaya çıkmıştı. Bir yerel yönetim hareketi olarak: “Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği”. Ana amaç durmadan kirlenen Marmara Denizi’ni kurtarmak ve bölgede yaşanabilir bir ortam yaratmaktı.)

Atila Alpöge, Ekogazete, 26.9.2015 / Kaynaklar: Samantha Page, ThinkProgress, 15.9.2015 – Harold Thibault – Corine Lesnes, Le Monde, 18.9.2015. [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Kentler, Yenilenir enerji, İklim içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s