Tek başlarına zararsızlar, ama birlikte tehlikeli oluyorlar

Sağlam bir kasa düşünün. Diyelim ki, bunun iki kilidi var; iki de ayrı anahtarı. Bunu tek anahtarla açamazsınız. İkisini birden kullanmanız gerekir. Buna benzeyen bir olgu bedenimizde de gözlenmiş. Havadan, yiyip içtiklerimizden ya da günlük yaşamda kullandıklarımızdan kaptığımız bazı kimyasallar tek başlarına bir etki yaratmıyorlar, ama rastlantı sonucu ikisi bir araya gelirse rahatsızlıklara neden oluyorlar.

Bunu, ‘Nature Communications’ dergisinde yeni yayımlanmış bir araştırma ileri sürüyor. Kötü çevre koşullarından kaynaklanan bir olaya yepyeni bir ışık tutuyor bu öykü. [Karmaşık bilimsel veri ve kavramlara dayanan bu araştırmayı basitleştirerek ve günlük bir dile sığınarak özetlemeye çalışalım.]

Çağdaş yaşam hepimizi çeşitli kimyasal maddelerle sürekli iç içe olma haline getirdi. Örneğin, plastik temelli çeşitli madde var çevremizde, yediğimizde, içtiğimizde. Ve örneğin tarım ilaçları her yerde kullanılıyor.

Bir de ‘çözücü’ (ya da ‘solvent’) denilen maddeler var. Kuru temizleme ilaçlarında, boya incelticilerde, aseton gibi tırnak cilasında, leke çıkarıcılarda, deterjanlarda, parfüm içeriklerinde, bazı ilaçlarda kullanılıyor bunlar.

Genelde bu kimyasallara, vücudumuzdaki etkileri bakımından, ‘içsalgı bozucu’ niteliği yükleniyor. Yani içsalgı bezlerimizin yönettiği hormon sistemlerini bozuyorlar. Adı sık sık geçenlerden biri de BPA (Bisphénol A). Bunu örneğin plastiklerde, konserve kutularında, içecek kutularında, diş amalgamlarında buluyoruz. [BPA konusunda eski Ekogazete yazılarına göz atabilirsiniz: Ekogazete-28.10.2011 ve Ekogazete-21.4.13]

Bu kimyasallar bedenimize bulaştıklarında, eğer az miktarda iseler, zarar vermiyorlar. Bu biliniyor. Zararları yalnızca aşırı ölçüde yoğunlaştıkları zaman ortaya çıkıyor. Yukarıda sözünü etmiş olduğumuz araştırma “Ancak…” diyor, “Birbirine yabancı iki kimyasal, çok az miktarda da olsalar, aynı anda bir hücrenin kapısını çalarlarsa gürültü kopuyor.”

Bu noktada gelelim kasa benzetmesine. Bedenimizdeki hücrelerin bazı koruma mekanizmaları var. [Örneğin, bunlardan birine İngilizcede ‘pregnane X receptor’ (PXR) deniliyor.] Görevi hücreye gelmiş yabancı maddeyi fark edip harekete geçmek ve bunu ortadan kaldırmak. Yani kasanın kilidi olmak. Görevini yerine getirmek için de bol miktarda enzim üretiyor. Ama bunun gereğinden fazlası bedenin kendine zarar verebiliyor; örneğin yararlı olabilecek ilaçların etkisini azaltıyor, hatta yok ediyor.

Araştırmacılar 40 değişik kimyasal seçmişler. Bunları ikişer ikişer PXR üzerinde denemişler. İhmal edilebilecek kadar az miktarda. İkili denkleştirme çabalarıyla 780 deneme yapmışlar. Sonunda bir ikilinin kötü, zararlı etki yarattığını saptamışlar. Yani tek başlarına etki yapmayan bu çiftin birleşmesi beklenmedik bir sonuca neden olmuş.

Bu araştırma tıp dünyasında yepyeni bir kapı açıyor. Beraberinde bir ‘acaba’yı getirerek. Şöyle ki, ortalıkta 150.000 kimyasal madde dolaşıyor. Öte yandan da hücrelerdeki değişik koruma mekanizmalarının sayısı 48’e varıyor. Yürütülmüş olan araştırma yalnızca 40 kimyasalı ele almış ve bunları ikili olarak yalnızca bir tek koruma sisteminde denemiş. Acaba geriye kalan binlerce kimyasalın öteki 47 koruma sistemindeki ikili etkisi neler yaratıyor? Bu soru sayısız yeni araştırmaya yol gösteriyor sonuçta. Demek ki, şimdilik karanlıkta kalmış olan bazı sağlık sıkıntılarının nedenini ve ‘çağdaş’ dediğimiz yaşamın (kimyasallarla, vb.) yarattığı çevre sorunlarının içyüzünü kavrama olanağı çıkacak.

Bir örnek: obozite. Hücrelerdeki bir koruma mekanizması ortalıkta fazla yağ bulursa bunu hemen depoluyor. Sonuçta ortaya aşırı şişmanlık çıkıyor. Belki de, obezitenin tek nedeni aşırı beslenme değil. Belki de sözünü ettiğimiz olgu, iki kimyasalın birlikte tetiklemesiyle ortaya çıkıyor. Ya da bu duruma yardımcı oluyor.

Öte yandan beş altı maddenin aynı anda yüzergezer durumda havada olmasının alerji yarattığı da biliniyor. Gene aynı nedenden mi acaba?

Atila Alpöge, Ekogazete, 5.9.2015 / Kaynak: Stéphane Foucart, Le Monde, 4.9.2015. [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynağı) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

 

Reklamlar
Bu yazı Sağlık - Beslenme içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s