12 hafta sonrası tam bir bilmece

Ne bekliyor hepimizi? Yüzümüz gülecek mi? Ferahlayacak mıyız? Yoksa küfredip kızgınlıktan bağırıp çağıracak mıyız? 30 Kasım’da Paris’te iklim değişimi pazarlığı başlayacak. 195 ülkeden 20.000 politikacı ve devlet görevlisi katılacak bu dev toplantıya. Baskı gruplarından da 40.000 gözlemci. Sonuç ne olacak? Dünyayı kurtaracak somut uygulamalar başlayabilecek mi? Yoksa her zamankine benzeyen bir sirk gösterisi mi oluşacak?

“Sirk gösterisi” dedik. Aynen böyle. Bu, 21’inci resmi toplantı. Ülke yöneticisi olduğunu söyleyen bu kişiler yıllardan beri toplanıyorlar. Değişik kentlerde. Günlerce konuşuyorlar; sonunda ‘anlaşma’ adını verdikleri bir kâğıt parçası imzalıyorlar. Sonuç? Sıfır! Herkes bildiğini okuyor.

Aslında konu basit. İnsanlığı, gittikçe şiddetlenen ve 30-40 yıl içinde büyük çaplı felaketlere neden olacak bir gelişme bekliyor: Sera gazı salımlarının yaratmakta olduğu iklim değişimi. Bu gidişi mutlaka durdurmak gerekiyor.

Paris toplantısına katılacak olan ülkelerin (195 ülke), bu amaca ulaşmak için kendilerine çizdikleri hedefleri ve uygulayacakları önlemleri sergileyen politika belgeleri hazırlayıp Mart 2015 sonuna kadar Birleşmiş Milletlere göndermeleri gerekiyordu. Bu bir zorunluluktu. Bu ortak karara bütün ülkeler imza koymuştu.

Şimdi bakalım, kaç ülke ve hangileri bu sorumluluğu yerine getirmiş? 1 Eylül 2015 tarihine kadar, yalnızca 57 ülke! İnsanlığın bu yaşamsal sorununu ciddiye alan saygın ülkelerin listesi şöyle:

Avrupa Birliği’nin bütün ülkeleri (28 ülke) – İsviçre – Norveç – Meksika – ABD – Gabon – Rusya – Lihtenştayn – Andorra – Kanada – Fas – Etiyopya – Sırbistan – İzlanda – Çin – Güney Kore – Singapur – Yeni Zelanda – Japonya – Marşal Adaları – Kenya – Monako – Makedonya – Trinidad ve Tobago – Benin – Avustralya – Cibuti – Demokratik Kongo Cumhuriyeti – Dominik Cumhuriyeti.

(Bu ülkelerin politika belgelerine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.)

Atmosfere salınan sera gazlarının yalnızca %60’ı bu ülkelerden geliyor. Ötekiler nerede? Örneğin üçü bir arada toplam %15 salım yapan Hindistan, Brezilya ve Endonezya’dan niye ses yok? Ya ülkemiz? Uluslararası ortamda kendini gösterme iddiasında olan Türkiye niye bu görevi yerine getirmemiş? Hem de ciddi bir araştırma ülkemizin iklim değişimi çabasında en kötüler arasında yer aldığını dünyaya duyurmuşken. Öte yandan yabancı basın (örneğin The Guardian ve Le Monde) uzun yazılarla ülkenin kömüre dayalı enerji girişimlerini geçenlerde eleştirdi. Antalya’da 20 Kasım’da toplanacak olan G20 toplantısında Türkiye’nin bu politikası gündeme gelebilir, dendi.

Paris toplantısı bu ortamda yapılacak. Gırtlak gırtlağa bir çıkar çatışması içinde. Genelde gözleniyor ki, politikacılar insanlığın ve dünyanın geleceğini düşünmek yerine günlerini gün etmekle meşguller. Kısa süreli çıkarların peşinde koşuyorlar. Bu arada bazı iyi gelişmeler söz konusu. Kötü oluşumların yanında. Olumlu girişimlere bir göz atalım.

Çin’le ABD sera gazı salımlarını radikal ölçüde azaltacakları konusunda tarihi bir anlaşma imzaladılar. Fosil yakıtların (kömür, petrol, doğalgaz) toprak altında kalmasını isteyen büyük bir kampanya var uluslararası ortamda. Bazı büyük para kaynakları fosil yakıt kullanımını ahlak dışı görüyor. Din kurumları bir araya gelip ülkeleri sera gazı konusunda işbirliği yapmaya çağırdılar. Papa Francis çok önemli bir çıkış yapıp kilise görevlilerini ve İnanırları iklim değişimine karşı göreve çağırdı. Uluslararası Enerji Ajansı tükenmez kaynaklı enerjilere hızla öncelik tanınmasını istedi. OECD kömüre yapılan yatırımları en büyük tehdit olarak tanımladı. Sigorta şirketleri iklim değişiminin büyük ekonomik maliyeti olacağından endişe ediyor. ABD başkanlık seçimine aday olan Hillary Clinton 500 milyon güneş paneli kuracağını söylüyor. Önde gelen bankalardan biri olan Citibank hazırladığı bir raporda iklim değişiminin ekonomik yıkım yaratacağını belirtti.  (Citibank raporuna aşağıdaki resmi kapak yapmış.)

CITIBANK

Bunlar iyi haberler. Ama kötüleri de var. Yalnızca birkaç örnek: Bazı şirketler kurdukları vakıfların kanalıyla iklim değişimini inkâr eden saldırgan kampanyalara milyonlarca dolar aktarmaya devam ediyorlar. ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayları iklim değişimi çalışmalarına şiddetle karşı çıkıyorlar. Sera gazı salımını azaltmaları beklenen 500 büyük şirketin son beş yıl içinde, tersine salım arttırdıkları saptandı.  2014’te 18 milyon hektar orman alanı yok edildi.

İki hafta kadar sürecek olan Paris toplantısı böyle bir ortamda oluşacak. Aslında bazı pazarlıklar başladı bile. Çalışma grubu oluştu. Buluşmalar oldu. Hazirandaki ön çalışmada ülkelerin imzasına açılacak 130 sayfalık (!) bir antlaşma taslağı çıktı ortaya. Bunun sayfa kalabalığı aşırı fazla bulundu. Basitleştirme yapıp sayfa sayısını azaltmak için resmi çalışma grubunun dışından iki uzman davet edildi. Bunlar gece gündüz ter döküp sayfa sayısını 83’e indirdiler. Büyük başarı (!). Çalışma grubu şimdi, Eylül başından beri Bonn’da pazarlıklara devam ediyor. Öte yandan dev yürüyüşler, fırtına benzeri sokak gösterileri de planlanıyor. Hedef 30 Kasım.

Ancak vurgulamak gerekir ki, bazı çevreci kuruluş ve kişiler böylesi bir odaklanmayı yanlış bulup eleştiriyorlar. “Her şeyi sera gazı salımına ve iklim değişimine bağlamak yanlış!” diyorlar. “Bu, çok kapsamlı bir olgunun yalnızca bir boyutu. Söz konusu olan, ekonomik yapıyı temelinden değiştirmek… Öncelikleri ve işleyişi yeniden tanımlamak… 150-200 yıllık endüstri çağını kapatıp ekolojik bir çağın yepyeni sayfasını açmak… Yeryüzünün kaynaklarını tahrip eden vahşi saldırıları durdurup doğayla barışık bir düzen oluşturmak…”

Bunlara eklenmesi gereken başka bir şey de var belki: Devletlerin, şirketlerin, finans sistemlerinin gereken değişimi yapmalarını oturup beklemeden, kişilerin kendi günlük yaşamlarında egemen olan aşırı tüketime bağımlı davranış ve biçimleri hızla değiştirmeleri.

Atila Alpöge, Ekogazete, 5.9.2015 / Değişik kaynaklar: The Guardian, Le Monde, The New York Times, ThinkProgress, Der Spiegel ve benzerleri.

 

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Genel Konular, İklim içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s