Çocuklarımıza iklim değişimini nasıl anlatmalı?

Çok zor bir soru bu. Basit yanıtı da yok. Bir defa, bugüne değil, ileri yıllara gönderme yapacaksınız. Sera gazı, fosil yakıt, biyo çeşitlilik gibi neredeyse soyut kavramlara dalacaksınız. Kutuplarda buzul erimesinden, tarımda kullanılan zehirlerden söz edeceksiniz. Bunlar onların günlük deneyimlerinin ötesindeki kavramlar. Hele çok küçüklere anlatmaya gelince. Onların dünyasında kavramlar daha oluşmamıştır ki! Ne yapmalı?

Unutmamak gerekir ki, bilginler bu tür olguları meclislere seçilmiş kerli ferli politikacılara bile anlatmakta çok zorlanıyorlar. Zavallı ufacık çocuk kokusuz, göze görünmeyen CO2’yi nasıl kavrayacak? Acaba “Anlatamayız zaten! En iyisi konuyu unutmak!” deyip vaz mı geçmeli?

Ancak konunun gerçek sahibi ‘çocuk’ dediğimiz minicikler. Bizler bugün varız, yarın yokuz. 30-40 yıl sonrasının olası felaketini bizzat yaşayacak olanlar yalnızca onlar. Ne yapmalı? Nasıl anlatmalı iklim değişimini?

ÇOCUK VE İKLİM DEĞİŞİMİ

İyi niyetli anne ve babalar bu çıkmazla boğuşuyorlar. “Çocuğumu seviyorsam, onun mutluluğunu gerçekten istiyorsam, bunu becermeliyim.” diyorlar. “Kendini geleceğine hazırlamalı. Çünkü bambaşka bir yaşam tarzının, davranış biçiminin, değerler sisteminin içine girecek. Bizler 100-150 yıl önce biçimlenmiş endüstri devriminin yerine oturup olgunlaşmış döneminde yaşadık. Çocuğum yepyeni bir çağın geçiş döneminin çalkantılarıyla boğuşacak.”

Bazı anne-babalar ev yaşamından hareket ediyorlar; elektriği, suyu özenli kullanmaya ağırlık veriyorlar, atıkları ayırıyorlar. Çocuğu bu davranışlara ısındırmaya çalışıyorlar. Ekoloji konularını günlük konuşmalara serpiştirerek veriyorlar. Bazıları bilimsel verileri anlatarak ayrıntılı açıklamalar yapıyorlar. Ya da çocuk için aldıkları kitapları hep çevreden, korumadan, geri kazandırmadan, ağaç dikmekten, enerji tasarrufundan, başkalarıyla el ele verip mahalle için yapıcı şeyler üretmeden söz edenlerden seçiyorlar. (Bu noktada bir not. Bazı ülkelerde ekolojiye yönelmiş sayısız çocuk kitabı var. Ülkemiz bu bakımdan çok zengin değil. Bu arada, birkaç yıl önce yitirdiğimiz Bilgin Adalı’nın bir kitabında çocuklar İstanbul Boğazı’ndaki akıntıdan enerji üretiyorlardı.) Bazı ülkelerde müzeler de çocuklara yönelik ekoloji konulu sergiler düzenliyor.

Bu çabaların bazen bir sonuç verdiği oluyor. Öyle ki, bazı çocuklar evlerinde çevre polisi kesiliyorlar. “Boş odada elektrik yanıyor. Kim söndürmedi?” diye. “Değişik çöpleri niye birbirine karıştırdınız?” diye. “Niye otomobille gidiyoruz oraya? Yürüsek olmaz mı?” diye.

Ancak bu yaklaşımların ciddi riskleri de var. Amerikan Psikoloji Derneği ve EcoAmerica adlı kuruluşun birlikte oluşturduğu bir rapor “İklim değişimi konuları çocuklarda gerginlik, endişe, korku, umutsuzluk, kızgınlık benzeri tepkiler ve psikolojik sorunlar yaratabilir.” diyor. Giderek çocuk kendini çaresiz hissedip her şeyi boş veren bir psikolojiye girebilir.

İstemesek de, çocuk iklim değişimiyle ilgili bazı şeyleri çevresinden duyabiliyor. Evde büyüklerin konuşmasından, gazetelerden, televizyondan, arkadaşlarından ya da örneğin, astım sıkıntısı için götürüldüğü doktordan. Yarım yamalak duyulmuş şeyler karanlık düşüncelere kapı açabiliyor. En iyisi bunları onunla konuşmak ve bu konulara açılmasını sağlamak.

Uzmanlar “Sorunlardan ve bunların karanlık sonuçlarından elbette söz edilebilir.” diyorlar ve hemen ekliyorlar:   “Ama bu çizgide fazla ısrar etmeden hemen çözümlere geçmek gerekir. Yani çözüm yollarının var olduğuna… Çocuk bu yenilikleri çekici bulacaktır. Bunları kendi çapında denemenin heyecanını yaşayacaktır. Yepyeni bir oyuna başlar gibi.

Bu arada 20.000 üyeli Avustralya Psikoloji Derneği bu konularda yol gösteren, geniş kapsamlı bir elkitabı yayımlamış. (Buradan ulaşabilirsiniz.) Bunda yuva çocuklarını, ilkokul çocuklarını ve ergenlik çağında olanları ayrı ayrı ele almış. Elkitabı, çocuklarla doğaya açılmayı, çevre için iyi bir şeyler yapmayı, onları meraklandırmayı, düşüncelerini dinleyip öğrenmeyi, doğanın güzelliklerini yaşamalarını sağlamayı öneriyor.

Atila Alpöge, Ekogazete, 25,7,2015 / Kaynak: Ryan Koronowski, Thinkprogress, 13.7.2015. [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynağı) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

 

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Genel Konular, İklim içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s