Gökdelenleri çelik yerine ahşaptan yapıyorlar

Şaka gibi duruyor bu. Çeliği, betonarmeyi atacaksınız bir yana, bunun yerine kereste kullanarak otuz, kırk katlı binalar yapacaksınız! Olacak şey değil. Gerçi bazılarımızın silinip giden anılarında vaktiyle yaşamış olduğumuz ahşap evlerin nostalji dolu izi hâlâ var. Ama çağdaş yaşam yok etti onları; örneğin İstanbul’un koca mahallelerini. Yüksek kulelerin durmadan dikildiği ortamda ahşap gökdelen düşünmek zor.

Ancak bu bir şaka değil. Fantezi hiç değil. Paris’in ortasındaki bir mahalle için öneriliyor böyle bir yapı. Öneriyi yapan Kanadalı bir mimar: Michael Green. Paris Belediyesi bir yarışma düzenlemiş, “Paris’i Yeniden Keşfetmek” diye. Yarışma sonuçları yaz sonunda açıklanacak. Michael Green “Baobab” diye adlandırdığı 35 katlı ahşap yapı projesiyle katılmış bu yarışmaya. (Baobab, bildiğiniz gibi dev bir ağaç türü.)

AHŞAP BİNA - 1

Bu, yarışma için şişirilmiş, uyduruk bir proje demeyin. Çünkü Melbourne’da Forté Apartments adını taşıyan, 10 katlı ahşap bir yapı iki yıldan beri gerçekleşmiş durumda. Bu yapı aşağıda görülüyor.

AHŞAP BİNA - 3

Viyana, Stockholm ve Vancouver’da da otuz katlı ahşap yapılar yükselmek üzere. İyi güzel de bu nasıl oluyor? Bu tür binalar nasıl ayakta duruyor?

Bu soruların yanıtı kullanılan özel ahşap malzemede. Buna CLT diyorlar. (Ya da açılmışıyla “Cross Laminated Timber”.) Kesilip hazırlanmış keresteler birbirine dik gelecek biçimde preslenerek kat kat yapıştırılıyor. Bu oluşumda beş ya da yedi kat kereste devreye girebiliyor. Ortaya çok güçlü, katı, istikrarlı bir malzeme çıkıyor. CLT on, on beş yıldan beri normal inşaatlarda artan oranda kullanılmaya başlanmış zaten. Çok katlı yapılar için kullanımı yeni devreye giriyor.

ÇAPRAZ AHŞAP

Bunlar özel atölye ya da fabrikalarda hazırlanıyor. Sütun, duvar, bölme olarak. Daha da iyisi, projenin gerektirdiği biçim, boyut ve kalınlıkta imal ediliyor. Yani, işyerine hemen götürüp anında monte etmek üzere. Bu malzemeden kavisli öğeler, büyük açıklıklı kemerler de yapılıyor.

Bununla birlikte söylemek gerekir ki, Baobab’da çelik de, beton da kullanılacak. Ama çok az oranda. Beton, temelde devreye girecek. Çelik de yalnızca rüzgâr gibi yandan gelecek yüklere dirençli kılmak için.

Biraz da bu yaklaşımın mantığına göz atalım. Ne gereği var bu uygulamanın? Yanıt çok basit: İklim değişimi… Sera gazı salımı… Çelikle betonun karbon ayak izi çok fazla; çünkü enerji gereksinimleri yüksek. Tahtanınki ise hayli düşük. Genelde bir yapının neden olduğu sera gazı düşünülürken hep ısınma, soğutma, aydınlatma gibi kullanımda ortaya çıkan öğeler göz önüne alınıyor. Uzmanlar (örneğin İngiliz Mühendislik Enstitüsü’nün bir raporu) inşaat sırasında yaratılan karbonun unutulduğunu söylüyorlar. Bu, betonun ve çeliğin hazırlanması sürecinde harcanan enerjiye ve salınan gazlara kadar gidiyor. Örnek: betonun girdisi olan çimentonun üretimi insanlığın saldığı toplam sera gazlarının %5’ine neden oluyormuş.

Michael Green bu olguya başka bir neden daha ekliyor. “Ahşap, karbon kuyusudur.” diyor. “Fotosentez yoluyla sera gazlarını emer. Baobab’ın ahşapları 3.700 ton karbon emmiş olacak. Bu, 2.207 otomobilin bir yılda ürettiği karbona eşit. Üstelik çok ileri yıllarda bu yapıyı kaldırıp yerine başka bir şey yapmak istendiği zaman CLT levhalarını başka amaçlar için tekrar kullanma olanağı var. Yüzyıllar boyu. Beton ve çelik bu fırsatı vermiyor.”

Evet ama, ahşap yanar; oysa beton, çelik yanmaz. Ancak biliniyor ki, CLT alevle karşılaştığı zaman en üstteki kat kömüre dönüşüyor ve böylece yangının etkisini ve hızını azaltan koruyucu bir tabaka oluşturuyor. Örneğin orman yangınlarında çoğu ağaç gövdesinin kömürleşip ayakta kaldığını görürsünüz. Ama bunun içi hâlâ canlıdır ve zamanla yeniden yeşermeye başlar.

“İyi güzel de, adam CLT elde etmek için ağaç kesmekten söz ediyor.” diyeceksiniz. “Oysa biz ağaçları korumak istiyoruz.” Doğru da, ahşapçılar şöyle bir görüş ileri sürüyorlar. “Ahşap böylesine büyük avantajlı bir ekonomik değer kazanırsa ağaçlara ve özellikle ormanlara daha fazla özen gösterilir. Hatta özel kredi sistemleriyle desteklenen orman geliştirme projeleri patlar. Ağaçlandırma girişimleri başköşeye oturur.”

Michael Green şimdilerde “Acaba 110 katlı Empire State Building” çelik yerine ahşapla inşa edilmiş olsaydı ne olurdu, nasıl olurdu?” sorusuna eğilen bir araştırma başlatmış.

Atila Alpöge, Ekogazete, 18.7.2015 / Kaynaklar: Philip Oldfield, The Guardian, 7.7.2015 – Karissa Rosenfield, ArchDaily, 9.7.2015. [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

 

 

Reklamlar
Bu yazı Kentler, Teknoloji içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Gökdelenleri çelik yerine ahşaptan yapıyorlar

  1. Ahmet Sönmez dedi ki:

    Walla sonuna kadar okudum. Söylenecek çok şey var…
    1. Her malzemenin doğru kullanıldığı bir tasarım mutlaka vardır. Örneğin 1 mt serbest açıklıklı kapı boşluğunun üzerini taş, beton veya ağaç bir lento ile geçebilirsiniz. 10 mt serbest açıklıklı bir kat döşemesini ahşapla geçmek için elli türlü makas, aşık, mertek filan gerekir, oysa demirli beton yapıp işi bitirebilirsin. 100 mt serbest açıklıklı bir spor salonunun çatısını örtebilmek için ahşap kullanmak isteyene deli derler. Betonarme yapmaya kalkışırsan binlerce ton demirli betonu yerden 20 metre yukarıya kaldıracağım ve yerinde sağlam durması için uğraşacağım diye uğraşmış olursun. Oysa uygun tasarlanmış bir çelik çatı sistemi problemi çözmekte yeterli olacaktır. 1000 mt serbest açıklıklı bir köprü yapacaksan, taş, ahşap, betonarme ve konvansiyonel çelik tasarımlarını unutacaksın ve çelik halatlı, çelik gövdeli asma köprü yapacaksın.
    2. Tasarımda alışılagelmiş uygulamaların dışına çıkmak, az da olsa ilgi çekebilir ve müşteri kazandırabilir. İki katlı bir evin taşıyıcı sistemini çelik halatlı asma köprü gibi yaparsan, işten anlayanlar sana uygun bir taraflarıyla gülerler. Malsahibinin parası bolsa ve üstelik kara para aklama gibi bir derdi varsa, dünyanın en gereksiz, en pahalı ve en “ilginç” malzemelerini kullanabilirsin. Sonuç olarak “vay anasını, bunu yapan mimar, preslenmiş kağıdı sertleştirilmiş aluminyumla birlikte kullanıp üzerine de tüy dikmiş,” şeklinde kulağa ilginç gelen teknik yorumlar alabilir.
    3. Çelik ve beton, elastisite modülleri birbirine çok yakın olduğu için birlikte kullanılabilir. Ahşap dediğin malzeme, eğer sadece zemin/duvar kaplama malzemesi değilse, taşıyıcı sistemde çelik ve/veya betonla birlikte kullanılamaz. Sürekli bakım gerektiren bir malzeme olduğu da zinhar unutulmamalı…
    4. Gelelim ahşap malzemenin yüksek katlı yapılarda kullanılma hevesine… Diğerlerine göre daha mı ucuzdur? Kesinlikle hayır. Diğerlerine göre daha mı sağlamdır? Kesinlikle hayır. Diğerlerine göre daha çabuk mu inşa edilir? Eğer prefabrik ahşap paneller (prefabricated timber wall panels) kullanılıyorsa, iki, hatta üç katlı bir yapının diğer malzemelere göre daha hızlı monte edilebilme şansı vardır. Üç kattan daha yüksek yapıları ille de ahşap kullanarak inşa edeceğim dersen, o zaman bamboo elemanlar, baobab kereste gibi sağlam malzemeye yönelmek zorundasın. Çam keresteyi istediğin kadar lamine et, kurtağzı (fingerjointing) teknikleri ile boyunu ayarla, istediğin sağlamlığı ve stabiliteyi yakalayamazsın. Üstelik bir de malzemenin nem oranının kontrol altında tutulması, emprenye (impregnation) tekniklerinin mutlaka kullanılması filan devreye girecektir. Birleşim noktalarında vidalama veya çakma (nailing plates) kullanma mecburiyeti de unutulmamalı.
    5. Makalede değinilen 20 katlı, 50 katlı filan yapıların ahşap malzeme ile tasarlanması, bence ancak Md.2 ile yorumlanabilir. Yani, 1 mt serbest açıklıklı bir kapı boşluğunu, çelik halatla asılmış bir çelik lentoyla geçmek ne kadar mantıklıysa, 30 katlı bir binayı ahşap elemanlar kullanarak inşa etmek de ancak o kadar mantıklıdır.
    6. Son olarak neymiş? Ahşap kullanılırsa çevreye daha az zarar verilirmiş :-)))) Maykıl Abi’den alıntı yaparsak;
    “…Michael Green bu olguya başka bir neden daha ekliyor. “Ahşap, karbon kuyusudur.” diyor. “Fotosentez yoluyla sera gazlarını emer. Baobab’ın ahşapları 3.700 ton karbon emmiş olacak. Bu, 2.207 otomobilin bir yılda ürettiği karbona eşit. Üstelik çok ileri yıllarda bu yapıyı kaldırıp yerine başka bir şey yapmak istendiği zaman CLT levhalarını başka amaçlar için tekrar kullanma olanağı var. Yüzyıllar boyu. Beton ve çelik bu fırsatı vermiyor.”
    Kibarca yorumlarsak; “Hadi canım sende…” Baobab ağaçlarını kesip kereste yapacağız. Sonra bunları CLT (Cross Laminated Timber) olarak işlemleyeceğiz. Sonra bu malzemeyi kullanarak yüksek katlı binalar yapacağız. Aradan uzun yıllar geçip sözkonusu yapı ekonomik ömrünü doldurduğunda da sökeceğiz ve başka yapılarda kullanacağız. Öyle mi? 7 milyar nüfuslu dünyamızda yaklaşık 1 milyar yapı olsa, bu yapılardan üç beş tanesini baobab CLT ile inşa edersek dünyayı kurtaran adam rolüne soyunmuş olacağız… Hay Bin Kunduz… Geçelim.
    7. Ahşap kullanarak 100 katlı bina yapmak filan gibi tuhaflıklar ilgi uyandırır mı? Kesinlikle evet. Baksanıza 70 yaşına dayanmış deneyimli mimarlarımızdan sevgili Semih, çok ilgisini çeken bu makaleyi beğenmiş olmalı ki grup ortamına göndermiş. Diğer bir moruk mimar, yani bendeniz de üşenmemiş, oturup iki karış cevap yazmış ve şu mübarek bayram gününde ağzını bozmamayı becererek efendi gibi eleştirmiş.
    EL NETİCE: Ahşap malzeme ile gökdelen tasarlamak, abesle iştigalden ibarettir. (nokta)
    Selam, sevgi…
    Ahmet the Sönmez

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s