Büyük iklim kavgasına yalnızca 23 hafta kaldı

Paris, 30 Kasım’da dev bir toplantıya ev sahipliği yapacak. 195 ülkenin yöneticileri, uzmanları, politikacıları, binlerce kişi toplanıp 12 gün boyunca dünyanın kaderini konuşacaklar.  Daha doğrusu tartışıp gırtlak gırtlağa boğuşacaklar.  Gündemde iklim değişimine karşı oluşturulacak uluslararası eylem politikası ve programı var.  Ortak kararlar oluşursa, hepimize, çocuklarımıza, torunlarımıza huzurlu bir gelecek olasılığı belirecek.  Oluşmazsa, karanlık bir cehennem.

“Bunlar her yıl buluştu da, ne oldu?” diyeceksiniz.  Haklısınız.  Bu 21’inci toplantı olacak.  Durmadan toplanıp dağılıyorlar.  Ancak bu seferki “en son şans” toplantısı.  Bu yüzden de önemi çok fazla.

Bugünlerde olup bitenlere bakınca bazı umut verici gelişmeler görüyoruz.  Gelin, geçmişi anımsayıp geleceğe göz atalım.

  • 1970’ler. Fark ediliyor ki, atmosferde iklim koşulları değişim geçirmekte. Dünya ısınıyor, iklim düzeni allak bullak oluyor. Bilim dünyası bu değişimin durmadan sera gazı salan ekonomik etkinliklerden kaynaklandığını saptıyor. Önlem alınması gerektiğini ısrarla söylüyor.
  • 1997. Ülkeler Japonya’da, Kyoto’da bir araya gelip bu sorunu konuşuyorlar. En azından ortak bir hedefin lafı beliriyor gibi oluyor: “Sera gazı salımlarını azaltmalıyız.”
  • 2005. İyi niyet ifade eden, genel çizgili bir antlaşma resmen yürürlüğe giriyor. Ancak kâğıt üstünde kalıyor.
  • 2009. Bir süre mırın kırın eden Türkiye antlaşmayı Büyük Millet Meclisi’nden geçirip imzalıyor.

Paris toplantısı Kyoto antlaşmasının uygulamaya dönük temel adımı olacak.

Bazı çıkar çevrelerinin ve dev firmaların azgın bir karşı kampanyası var:  “Bu iddia yanlış.  İklim ısınır, sonra soğur.  Bütün bunlar geçer, gider.  Tanrının işine karışmayın.”  Hatta “Bu, yaşam düzenimizi bozmak isteyen komünistlerin iddiası!” diyenler bile oluyor.  Direniyorlar, çünkü mevcut düzende kısa vadeli (ama kapsamı milyonlarca dolara varan) büyük çıkarları var.  Bunlar ormanları yok etmeye, tarım alanlarını ve denizleri talan etmeye, fosil kaynaklı enerjiyi pompalamaya ve nice yağmacı girişime devam ediyorlar.  Bu konu fazla konuşulmasın diye basını kontrol altında tutuyorlar.

Bu tavra karşı bilim dünyası ve örgütlü toplum kuruluşları yorulmadan çaba gösteriyorlar.  Konuyu durmadan anlatıyorlar, örnekler veriyorlar, direnişler düzenliyorlar.  Kamuoyunu uyarmaya, bilinçlendirmeye çalışıyorlar.

Sevinerek söyleyelim ki, olumlu bir gelişme dönemine galiba girdik artık.  Şöyle ki:

  • En büyük kirletici olan ABD ve Çin uyum sağlayarak sera gazı salımını radikal ölçüde azaltma anlaşması yaptılar.
  • Papa Francis bu konuda büyük yankı uyandıran ve tarihi nitelik taşıyan 192 sayfalık bir bildiri yayımladı.
  • Norveç’te bütün partiler oybirliğiyle bir karar aldılar. Bundan böyle devletin sahibi olduğu dev para fonu (dünyanın en büyük fonlarından biri) kömür çıkarma girişimlerini ve kömürlü enerji santrali yapımlarını desteklemeyecek. Bu karar dünyanın değişik yerlerindeki 200 kadar işletmeyi etkiliyor.
  • OECD uzun zamandan beri devletlerin kömür ihracatçılarına büyük sübvansiyon sağlamalarını önlemeye çalışıyor.       Konu bir, iki devletin itirazıyla şimdilik tıkanmış gibi duruyor.
  • Geçen haftalarda Berlin’de G7 diye bilinen zengin ülkeler devlet başkanlarının toplantısı oldu. Bunda Angela Merkel’in büyük çabaları sonunda devletler uzun vadede fosil yakıt kullanımını ortadan kaldırma ilkesinde anlaştılar.
  • Ortaya çıkan rakamlara göre ülkeler fosil yakıt kullanımına her yıl devlet kasalarından (toplam olarak) 5 trilyon avro sübvansiyon veriyorlar.
  • Büyük şirketlerin patronları ortak bir bildiri yayımlayıp ülkeleri CO2 salımına vergi koymaya davet etti.
  • Paris’teki toplantıya girdi olmak üzere, bütün ülkeler Mart ayı sonuna kadar uzun vadeli sera gazı azaltma politika ve projelerini açıklamak zorundaydılar. 195 ülkeden yalnızca 40’ı bunu yaptı. Ötekiler umursamadılar. Türkiye de “Boş ver!” diyen ülkelerin arasında.

Paris toplantısının ana hedefi sera gazı salımını 2050’ye kadar %70 dolayında azaltmak.  Bu hedef gerçekleşirse atmosferdeki ısınma 2°C ile sınırlanacak.  Bunun ötesi felaket.  (Bilim dünyası 1880’lerden bugüne 0,87°C’lik ısınma olduğunu belirtiyor.  Ve bu ısınma giderek artıyor.)

Paris toplantısında en zor tartışma zengin ülkelerle, gelişmekte olan ülkeler arasında yaşanacak.  Gelişmekte olanlar, haklı olarak, şöyle diyorlar:  “Bu felaket ortamına neden olanlar yalnızca sizlersiniz.  Keyfinizce dünyayı ve üstelik bizim topraklarımızı sömürüp gelişmenizi sağladınız.  Şimdi, iklim değişiyor diye, bizlerin gelişmesini frenlemek istiyorsunuz.  Bunun hakça olabilmesi için dev bir yardım fonu yaratmalısınız.  Bizler de bu destekle sera gazı düşük yepyeni bir ekonomi geliştiririz.”  Zengin ülkelerse yeterli kaynakları olmadığını ileri sürüp bu çözüme yanaşmıyorlar.

Konuyu toplantıya ev sahipliği yapacak olan Fransız Dışişleri Bakanı’nın bir sözüyle bitirelim:  “İçine girmiş olduğumuz bu çaba 100 metrelik bir koşu değil.  Bir maraton.”

Atila Alpöge, Ekogazete, 27.6.2015  /  Kaynaklar:  Toplantının resmi sitesiFiona Harvey, 2.6.2015 – Damian Carrington, The Guardian, 5.6.2015 – Simon Roger, Le Monde, 7.6.2015 – Olivier Truc, Le Monde, 7.6.2015 – Kate Connolly, The Guardian, 8.6.2015 – Stéphane Foucart, Le Monde, 9.6.2015 – Philippe Mesmer, Le Monde, 9.6.2015 – Fiona Harvey, The Guardian,11.6.2015 – Frédéric Lemaître, Le Monde, 16.6.2015.  [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

 

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, İklim içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Büyük iklim kavgasına yalnızca 23 hafta kaldı

  1. zggypop dedi ki:

    Fransız dış işleri “bu bir 100 metre yarışı değil maraton” demiş.
    Arkadaş 1970 lerden bu yana sadece protokolleri hazırlayabildiniz ve sonuç raporunuz 2050 son sınır diyor.
    45 yıldır süren ve tamamlanamayan bu maratonu 35 yılda tamamlamayı düşünen sizler ya geri zekalı olmalısınız veya dolandırıcı.
    Şu var ki bizlerin size verdiği bu son şans!
    İşler kötüye gidip de atmosfer kaynaklı ölümler başladığında Politika ve uzantıları içerisinde kim varsa dünya halk ayaklanmaları altında kalacağından emin olabilirsiniz.
    O vakit insan haklarını uygulayabilmeniz için vakit çoktan kaçmış olacak ve üzülecek kimseniz de kalmayacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s