Tükenmez kaynaklı enerjinin şansı hızla artıyor

Kömür santrallarına sarılanlar, nükleere koşanlar, petrole göz yumanlar bir yanda kalsın;  rüzgârlı, güneşli, akarsulu, denizli, akıntılı enerji gittikçe güçleniyor.  Nedeni maliyetlerdeki hızlı düşüş.  Bu olgu tükenmez kaynaklı enerjiyi çekici kılmakta.  Birbirinden habersiz yayımlanan iki yeni rapor hem Çin’e, hem de Avustralya’ya yeşil ışık yakıp iki ülkenin de 2050’de enerjilerinin %85’ten fazlasını böyle elde edebileceklerini söylüyor.

Geçenlerde Fransa’nın devlet kuruluşlarından biri de bunu dememiş miydi?  (Daha doğrusu, demek üzereyken sansür yemişti.)

Avustralya ile başlayalım.  Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ile Avustralya Ulusal Üniversitesi (ANU) birlikte enerji konusuna eğilmişler.  Yürüttükleri çalışmada, 2050’de enerjinin tamamını böyle elde etmenin mümkün olduğu sonucuna varmışlar.  Hem de aşırı maliyet yaratmadan, ekonomiyi allak bullak etmeden…  Ama devletin bu alanda atılacak adımları, girişimleri ve yatırımları uzun süreli, düzenli, ısrarlı bir politikayla desteklemesi koşuluyla.

Ama politik yapının tavrı şimdilik hiç de böyle değil.  Mevcut yönetim iklim değişimini fazla ciddiye almıyor;  hatta küresel ısınmaya inanmıyor.  Bu alandaki politikası en fazla 2020’ye kadar uzanıyor.  Bu umursamaz çerçeve içinde sera gazı salımını ancak %5 oranında azaltabileceğini savunuyor.  Tükenmez kaynaklı enerjileri adeta görmezden gelerek.  Avustralya hükümetinin bu tavrını ABD ve Çin bile sorguladı.

Bu konudaki direnmenin ana nedenlerinden biri maliyet öğesiydi.  Oysa şimdiki maliyetler, 2008’de ilgili devlet kurumlarının hesaplarına esas aldığı değerlerin yarısına indi.  İleride teknolojik gelişmelerle daha da düşeceği anlaşılıyor.

Biraz da Çin’den söz edelim.  Çin dünyanın en büyük kömür kullanıcısı.  Kentlerde yaşanan öldürücü hava kirliliği bunun açık kanıtı.  Ancak yönetim bu gidişi hızla tersine çevirme kararında ve bir dizi önlem almakta.  Bu politikaya destek olan bir örgütlü toplum kuruluşu (Energy Foundation China) konuya eğilen bir rapor yayımlamış.  Bu çalışma önümüzdeki 35 yıl içinde, ekonomide çalkantı yaratmadan, istenen gelişmenin sağlanabileceğini vurguluyor.  Buna göre enerji üretiminde kömür kullanımını şimdiki %75’lik orandan %7’e düşürmek mümkün oluyor.  Sonuçta da rüzgâr ve güneş Çin’in enerji belkemiğini oluşturuyor.

Devletin ileri gelenlerinden biri şöyle diyor:  “Eğer ülkemiz gerçek anlamda gelişmiş bir ülke olmak istiyorsa, ağır endüstriye yaslanmış bir konumdan sıyrılıp düşük karbonlu bir ekonomiye geçmek zorunda.  Bu oluşumda tükenmez kaynaklı enerji kilit bir rol oynayabilir.”

Yabancı gözlemciler, böylesine iddialı bir hedefin hayalci bulunabileceğini, ancak Çin’in son 10-15 yıl içinde bu tür atılımları gerçekleştirmiş olduğunu belirtiyor.  Yönetimin bu konuda çok kararlı olduğu hissediliyor.  Nitekim Çin beş ay önce ABD ile bu anlamda bağlayıcı bir antlaşma imzalamıştı.  (Ekogazete – 15 Kasım 2014)

Atila Alpöge, Ekogazete, 2.5.2015 /  Kaynaklar:  Katharine Murphy, The Guardian, 20.4.2015 – Samantha Page, ThinkProgress, 24.4.2015.  [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

 

Reklamlar
Bu yazı Yenilenir enerji içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s