Gene nükleer… Gene Fransa…

Ekogazete iki hafta önce Fransa’da yaşanan ilginç bir olayı yansıtmıştı:  bir devlet kurumunun hazırladığı kapsamlı raporun sansürlenmesi.  Rapor (habere buradan ulaşabilirsiniz) “Rüzgârı, güneşi, deniz akıntıları, dalgaları, barajları ile tükenmez kaynaklı enerjiler 2050’de ülkenin gereksiniminin tamamını karşılayabilir, nükleer enerjiye gerek kalmayabilir.” diyordu.  Yepyeni bir gelişme bu habere tüy dikti:  bir nükleer santralin yapımında yaşanan bir skandal.

Kabul etmek gerekir ki, Fransa nükleer enerjide önder bir ülke.  Şu anda enerjisinin %70 kadarını nükleerden sağlıyor.  1990’ların sonundan beri de ‘üçüncü nesil’ diye adlandırılan, önemli üstünlükleri olduğu ileri sürülen bir teknoloji üzerinde çalışıyor.  Bunun adı EPR (Avrupa Basınçlı Su Reaktörü).  2 santral yapım halinde.  Biri Finlandiya’da, öteki Fransa’da.  Çin’de de iki proje var.  İngiltere de iki tane istiyor.  Bu teknolojinin ana iddiası yapımının daha ekonomik olması ve daha fazla güven sağlaması.

Ancak sorun şurada ki, ilk iki reaktörün yapımı 10 yıldan beri sürüyor.  Yapım kararını oluşturan maliyet tahmini de daha şimdiden üç misline varmış.  Ve yapımın bitmesine daha var.

NÜKLEER

Maliyet artışı yetmiyormuş gibi, güvenlik konusu da bir skandal olarak ortalığa döküldü.  Reaktörün ana yapısı çelik bir tankın, dev bir kabın içinde kalıyor.  Bunun altında ve üstünde, gene çelikten birer kapak var.  Kapakların çapı 5 metre.  Kalınlıkları ise 14 santim (alttaki) ve 23 santim (üstteki).  Geçtiğimiz günlerde yürütülen incelemeler kapaklarda olması gerekenden %50 fazla karbon olduğunu ortaya koymuş.  Bu da kapaklarda, bazı koşullarda, ufak da olsa çatlama belirebileceğini düşündürmüş.  Yani güvenlik konusunda ileri sürülen güvence kuşkulu duruyor.

Şimdi ne olacak?  Fransa’nın Nükleer Güvenlik Otoritesi (ASN) bu durumu çok ciddi bir anormallik olarak kabul ediyor ve yapımcılardan güvenliğin tam olduğu konusunda somut veri istiyor.  Aksi halde ASN bu tankın şimdiki haliyle kullanımına izin vermeyecek, değiştirilmesini isteyecek.  Yani maliyet daha da katlanacak ve yapım süresi daha da uzayacak.

Bu arada not etmek gerekir ki, ASN bu tankta ve çevresindeki yapılarda kullanılan malzemelerin bileşimlerini, niteliklerini, ne olduklarını devlet sırrı olarak tanımlıyor.  Çünkü, bu bilgiler teröristlerin eline geçerse onların planlayacakları bir saldırının ağır sonuçlar yaratacağından korkuyor.

Bu öykünün olumlu tarafı ASN’nin kendi.  9 yıl gibi kısa bir sürede nükleer güvenlik konusunda önde gelen bir konum kazanmış.  Bu özelliğini nükleer karşıtları bile kabul ediyor.  Acımasız tavrıyla, hoşgörüsüz müdahalesiyle, bilimsel kalitesiyle bu alanda yanlışlığa ve ihmale göz yummuyor.  Dolayısıyla, nükleerle oynaşmaya niyetlenen ülkelere önemli bir mesaj veriyor.

Atila Alpöge, Ekogazete, 25 /  Kaynaklar:  Sylvestre Huet, Libération, 17.4.2015 – Emmanuelle Cosse, Le Monde, 21.4.2015.  [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

 

Reklamlar
Bu yazı Nükleer içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Gene nükleer… Gene Fransa…

  1. Temiz enerji kaynaklarının limitli arz kapasiteleri nükleer enerjiye alternatif olmalarını dışlıyor.
    Günümüz enerji talebi, büyük arz kapasiteli santralleri zorunlu kılıyor.
    Bu nedenle enerjide merkezi kontrol gerekiyor; alternatif kaynaklar aranıyor. hiç şüphe yok, nükleer enerji bunlardan biri
    t

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s