Türkiye dahil 162 ülke sınıfta kaldı

Malum, iklim değişimi belası var tepemizde.  Bilim insanlarının uyarısıyla başlayan girişimler 23 yıldır sürüyor:  uluslararası toplantılar, tartışmalar, bildiriler…  Hedef sera gazı salımını azaltıp küresel ısınmayı 2 dereceyle sınırlamak.  Her ülkenin imzaladığı en son karara göre ülkeler 31 Mart’a kadar bu amaçlı programlarını sunacaklardı.  Sonuç:  yalnızca 33 ülke bunu yapmış.  Ötekiler program sunmamış.  Umursamazlık!  Ciddiyetsizlik!  Rezalet!

İKLİM 1

Konuya ciddiyetle eğilip gerekeni yapan ülkeler şöyle:  28 Avrupa Birliği ülkesi, İsviçre, Norveç ve Meksika.  Bir de son anda Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya katılmış.  Aslında bu grup (toplam olarak) yalnızca %29 oranında sera gazı salıyor.  (ABD %13,2 – AB %9,5 – Rusya %5,1 – Meksika %1,26 – Norveç %0,13 – İsviçre %0,11)

Buna karşılık son zamanlarda bu alanda önemli atılımlar yapan Çin yok ortada.  Hindistan yok.  Japonya yok.  Brezilya yok.  Konuyu hiç mi hiç ciddiye almamış olan Türkiye de tabii ki yok.

31 Mart’ın sürprizi son anda devreye giren Rusya ile ABD oldu.  Rusya’nın böylesine öncü bir atak yapacağı beklenmiyordu.  ABD’de ise Obama bu konuda kongreyle çatışma halinde.  Çoğunluğu elde tutan ve belli çevrelerin güçlü etkisi altındaki Cumhuriyetçiler iklim değişimini es geçiyorlar.

31 Mart’ın önemi şurada:  Gelecek Aralık’ta Paris’te yaşamsal önemi olan uluslararası iklim zirvesi var.  Bunun bir bakıma en son karar toplantısı olması isteniyor.  Bir bakıma insanlığın son şansı.  Orada ortak ve bağlayıcı bir eylem planı oluşturulacak ve bunun zamandaki gelişmesi adım adım izlenecek.  Ayak uyduramayan ülkeleri zor durumda bırakacak önlemler alınacak.

Nisan-Aralık döneminde de ayrıntılı bir eylem planının hazırlığı yapılacak.  Ülkelerden gelen projeleri, verileri ve niyetleri içerecek bir paket.  Bilginler bu yaklaşımın küresel ısınmayı 2 derecede ancak ve zar zor tutabileceğine inanıyorlar.  Paris toplantısı hedefine varamazsa (10-15 yıl içinde) 4 dereceye kadar uzanacak bir ısınma tehlikesi görünüyor ufukta.  Beraberinde de tam kelimesiyle cehenneme dönmüş bir dünya.

Bakalım, şimdilerde oralarda buralarda devlet yönettiğini ileri sürenler bu çetin çabaya ciddiyetle yaklaşabilecekler mi?  Yoksa gelecek kuşaklara yaşanamaz bir dünya mı bırakacaklar?

Atila Alpöge, Ekogazete, 4.4.2015 /  Kaynak:  Le Monde, Simon Roger, Isabelle Mandraud, 2.4.2015.  [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynağı) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

 

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Genel Konular, İklim içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s