Merak etmeyin, iklim mühendisleri meseleyi çözecek

Küresel ısınma mı varmış?  Bunun sonu kötü mü olacakmış?  Salıp durduğumuz sera gazlarını kesmemiz mi gerekiyormuş?  Yaşam tarzımızı hızla değiştirmemiz mi isteniyormuş?  Boş laf!  Zırva!  Artık “iklim mühendisleri” çıktı sahneye ve kolları sıvadılar.  “Bu işleri bize bırakın.” diyorlar.  “Teknolojiyi kullanıp iklim değişimini durduracağız.”  Bu söylem bilimkurgu öyküsü gibi duruyor, ama bu çizgideki girişimler devam ediyor.

Örneğin Almanya’da, koca bir dağın buzla kaplı tepesini geniş plastik örtülerle kapatıyorlar.  Yaz aylarının sıcağında erimesin diye.  Yani iklim değişse bile buzlar erimeyecekmiş.

Geoengineering to  combat climate change : covering Zugspitze glaciers, Germany

Başka bir teknolojik girişimi de şöyle özetleyebiliriz.  Niye küresel ısınma var?  Çünkü güneşin ışınları ısıtıyor ortalığı ve sera gazları bu sıcaklığı yeryüzünün üstünde hapsedip tutuyor.  Öyleyse biz de teknolojik numaralarla güneşin ışınlarını olduğu gibi geri göndeririz.  Olur, biter;  ısınma sona erer.  Peki, bunun yöntemi nedir?  Havaya tonlarca sülfat parçacıkları püskürtürüz.  Böylece güneşin getirdiği ısınmayı stratosferde önleyen koruyucu bir tabaka oluştururuz.  [Ekogazete bu çalışmaları dört ay önceki bir yazısında ayrıntısıyla anlatmıştı.]

Bunlara benzer girişimler devam ediyor.  Özellikle bazı küresel firmalar böylesi araştırmalara önemli kaynaklar ayırıyorlar.  Ne de olsa, teknoloji başarılı olursa onlar iklim değişiminin efendisi olacaklar.

Sözü edilen girişimler arasında örneğin şunlar var:  Okyanuslara tuzlu su, ya da parlak damlacıklar sermek ve güneşin ışınlarını yansıtarak geri göndermek…  Atmosfere sülfat sıkıp güneş ışınlarını frenlemek…  Çölleri parlak malzemelerle tamamen kaplamak…  Tarımda ışığı geri yansıtacak bitkilere öncelik vermek…

Ama ne var ki, iklim mühendisliği numaralarına karşı sesini yükselten bir dizi araştırma gündeme gelmeye başladı.  Üç ayrı bilimsel rapor peşi peşine yayımlandı geçtiğimiz günlerde.  Bunların verdiği iki önemli mesaj var:  (1) Tamam, araştırmalar devam etsin.  Ne olur ne olmaz!  Politikacılar eski oyunlarına devam edip almaları gereken önlemleri almazlarsa, o zaman teknolojik çözümlere katlanmak zorunda kalabiliriz. (2) Ancak şimdi önerilenler insanlığı korkunç tehlikelere atacak girişimler.  İklim değişimin getireceği felaketlerden daha beterine neden olabilirler.  Bu bakımdan araştırmalara devam etmekle birlikte uygulamaya geçmemek gerekir.

Yeni yayımlanan bilimsel çalışmalar, kurdukları modellere dayanarak, yukarıda sözü geçen türden girişimlerin hem aşırı kuraklık, hem de bitmek bilmez sağanaklar yaratabileceğine işaret ediyor.  Bu da en az 3 milyar kişinin (dünya nüfusunun neredeyse yarısının) yaşamının allak bulmak olması sonucunu yaratacak.

Bilim insanları bu tekniklerin keyfi uygulanamayacağını, kullanımlarının uluslararası sert antlaşmalara bağlanması gerektiğini belirtiyorlar.  Örneğin, bir ülkenin kendi başına havaya sülfat sıkması başka bir ülkede seller yaratabilir, diyorlar.

Atila Alpöge, Ekogazete, 3.1.2015 /  Kaynak: Damian Carrington, The Guardian, 26.11.2014.  [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynağı) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

 

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar, Ekoloji Politikası, Teknoloji, İklim içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s