İki kirlilik şampiyonu tarihi bir karara imza attı

Bu şampiyonlar Çin’le Amerika.  Birlikte dünyanın ürettiği karbondioksitin %41,6’sını salıyorlar.  (Çin %27,3, ABD %14,3)  Bunların başkanları 12 Kasım’da bir araya gelip sürpriz bir anlaşma imzaladılar:  Bundan böyle CO2 salımlarını radikal oranda azaltacaklar.  Gözlemciler bu gelişmeyi sevinçle karşıladılar ve tarihi bir olay olarak selamladılar.  Dünya basını “İnsanlık için güzel bir haber!  Yepyeni bir çağ başlıyor!” dedi.

Barack Obama and Xi Jinping : Carbon cuts talks

Anlaşılan, iki ülke bu konuyu dokuz aydan beri çok gizli toplantılarda görüşüyormuş.  Anlaşmanın anlamı şu:  “İklim değişiminin insanlık için bir felaket olduğunun farkındayız.  Bu gelişmeye karşı yürütülecek savaşımda ülkelerimize özel bir rol düştüğünün bilinci içindeyiz.  Sera gazı salımlarımızı frenleyip, artışı kontrol altına alacağız.  Salım 2030’da bir tepe noktasına vardıktan sonra hızla azalacak.”

Bu politikanın bir sonucu olarak temiz kaynaklı enerjiye giderek daha büyük ağırlık verilecek.  Çin kömür kullanımına aşırı bir sınırlama getireceğini şimdiden duyuruyor ve 2030’da enerji gereksiniminin %20’sini tükenmez, yenilenir kaynaklardan elde edeceğini açıklıyor.  ABD de daha az petrol ve gaz kullanacağını belirtiyor.

Gerçek soru şurada:  Bu hedefleri gerçekleştirebilecekler mi?  Aslında Çin’de son bir yıl içinde yürütülen bilimsel çalışmalar bunun mümkün olduğunu kesinlikle ileri sürüyor.  Bilginler bu konuda kuşkuları olmadığını söylüyorlar.  Amerika’da ise bir sıkıntı var gibi duruyor;  çünkü birkaç hafta önceki son seçimde iklim değişimine direnen Cumhuriyetçi Parti senatoyu ele geçirdi.  Ancak Obama’nın elinde bu konuda kullanabileceği yeterli kaynak ve yasal araç olduğu söyleniyor.  Bu nedenle de senatonun tavrını dikkate almadan ilerleyebileceği düşünülüyor.

Yaşanan gelişmenin önemini şöyle vurgulayabiliriz:  Bu iki ülke çok eskiden beri sera gazı salımı konusunda sürekli çatışma halindeydiler;  birbirine taban tabana ters olan tavır içindeydiler.  Oysa artık, ortak bir stratejiden söz ediyorlar ve anlaşmalı somut hedefler sunuyorlar.  Şimdi varılan noktaya üç hafta önce Avrupa Birliği’nin aldığı (ve Ekogazete’nin ‘Çok Önemli Bir Gelişme’ diye duyurduğu) kararı da eklersek, konunun hayli umut verici bir eşiğe gelip dayandığını ileri sürebiliriz.

Demek ki, bir yıl sonra, Aralık 2015’te Paris’te düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişimi Konferansı’nda, uluslararası boyutlu, etken ve güçlü bir antlaşma imzalanabilecek.  Belki de sorulması gereken esas soru şu:  Bugüne kadar çevreyi, ekolojiyi, iklim değişimini ciddiye almayan, bir yandan “Biz de çevreciyiz” deyip öbür yandan doğa katliamına devam eden sıradan ülkeler bu duruma nasıl ayak uyduracak?  Çünkü işin püf noktasında, dünya enerji sisteminin baştan aşağıya yepyeni biçimde yapılandırılması var.  Bu da eksiksiz bütün ülkelerin aynı politikayı olduğu gibi uygulamasını gerektiriyor.  Öyle anlaşılıyor ki, büyükler ötekileri bu çizgiye getirmek için büyük baskı kuracak.

Atila Alpöge, Ekogazete, 15.11.2014 /  Kaynak:  Laurence Caramel ve Brice Pedroletti, Le Monde, 13.11.2014 – Damian Carrington, The Guardian, 12.11.2014. [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

 

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Yenilenir enerji, İklim içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s