Dev barajlar akıllı adam işi mi?

Oxford Üniversitesi’nde yayımlanan bir araştırma büyük baraj girişimlerine karşı çıkıyor.  Bunların risk taşıyan yatırımlar olduğunu, projelendirme sırasında tahmin edilen bütçelerini katlayarak aştıklarını, beklenen yararları sağlamadıklarını ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini aşırı borca soktuklarını ileri sürüyor.  Yanlış anlaşılmasın;  burada söz konusu olan normal baraj girişimleri değil.  Dev projeler.  Baraj azmanları.  “En büyüğünü biz yaparız!” çılgınlıkları.

Araştırmacılar bu sonuçlara 1934 ile 2007 arasında inşa edilmiş 245 büyük barajı inceledikten sonra varmışlar.  (Burada ‘büyüklük’ ile duvar yüksekliği 15 metreden daha fazla olan barajlar kastediliyor.)  Hemen hepsinin bütçe tahminlerinin çok üstünde bir fatura çıkardığını, inşaatlarının bitmek tükenmek bilmez bir sürede tamamlandığını görmüşler.  Örneğin Brezilya’daki Itaipu barajının maliyeti 2,5 katı artmış ve 8 yılı aşan bir sürede inşa edilmiş.

Bu durumun ilginç bir istisnası var:  1929’taki Ekonomik Bunalım’dan sonra ABD’de inşa edilen Hoover Barajı.  (Resmi aşağıda.)  Hem maliyeti tasarlanan bütçenin altında oluşmuş, hem de proje süresinden iki yıl önce bitmiş.  Bu mucize barajın bunalım altında ezilen Amerikan ekonomisine büyük katkı getirdiği de biliniyor.

BARAJ-1

Bu arada unutmamak gerekir ki, Uluslararası Enerji Ajansı’nın öngörülerine göre önümüzdeki 30 yıl içinde elektrik enerjisi istemi %56 artacak.  Ve fosil yakıt kaynaklı enerjiden kaçmak istiyorsak, anımsamak gerekir ki, tükenmez kaynaklı enerjilerin %90’ı barajlardan sağlanıyor.  İleride öteki tükenmez kaynaklı enerjilerin payı mutlaka yükselecektir, ama şimdiki durum böyle.  Bu olgu da hidroelektrik gücü çekici kılıyor.

Bununla birlikte Oxford araştırmasının altını çizdiği bir olguyu gözden kaçırmamak gerekiyor.  Barajlarda fosil yakıt söz konusu değil, ama bunlar gene de sera gazına neden oluyor.  Bir defa yapımlarında hudutsuzca kullanılan çimentonun üretimi sırasında sera etkisi beliriyor ister istemez.  Öte yandan su altında kalan bitki örtüsü karbon dioksitten 20 kez daha zararlı olan metan gazı üretiyor.

Uzmanlar burada söz konusu olanın dev barajlardaki risk olduğunu vurguladıktan ve küçük barajları tartışma dışı bıraktıktan sonra, “Yaşadığımız radikal iklim değişiminin nerede, ne gibi sonuçlar yaratacağını kesin olarak bilemiyoruz.” deyip ekliyorlar:  “İleri yıllarda bölgenizde kuraklık artabilir ve ırmağınızın getirdiği su azalabilir.  Yani, bütün umudunuzu bir tek baraja, bir azmana bağlarsanız kumar oynar duruma düşersiniz.  Beklediğiniz enerjiyi elde edemediğiniz gibi ağır borçlar altında ezilirsiniz.  Bu tehlike gelişmekte olan ülkeler için özellikle söz konusu.  Projeniz uzun yıllara yayılacağı için paranızın değerindeki oynamalar yaptığınız borçlanmaları geri ödemede hayli zorlar sizi.  Başka bir deyişle bu, kristal mağazasına fil sokmaya benzer.”

Aşağıda yapımı sürüp giden dört dev barajın durumu sergileniyor.

DEV BARAJLAR-1

[Not:  Bunlardan Belo Monte birkaç kez Ekogazete’de yer almıştı.  Örneğin, bunlardan biri barajın karşılaştığı zorlukları özetlemişti.]

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Lauren Everitt, BBC, 11.3.2014

 

 

 

 

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s