Arı-kadınlar, arı-adamlar ağaçların tepesinde

Yaşlı kadın neredeyse en ince dalların ucuna kadar tırmanmış.  Dal kırıldı, kırılacak ve kadın tepetaklak olacak.  Ne var ki, bunda yalnız değil.  Göz alabildiğince uzanan meyve bahçelerinde bir takım insanlar aynı cambazlığı yapıyor.  Hani, hafife almaya kalksak, oyun oynuyorlar diyeceğiz.  Oysa çok ciddi ve yaşamsal bir çaba bu.  Bu kadınlar, bu adamlar arıların yapamadığını yapıyorlar.

Çin’deyiz.  Meyvecilikle uğraşan bir bölgede.  Söz konusu olan, normalde arıların yüzyıllardan beri büyük başarıyla yaptıkları tozlama, polinasyon, döllendirme işlevi.  Ama yirmi yıldan beri arı nüfusunda durmadan devam eden hızlı bir azalma var.  Bu yüzden polenler çiçekten çiçeğe taşınmıyor ve ürün miktarı düşüyor.  Böyle olunca da arıların yokluğunda köylüler sahneye çıkıyor.  Çocuktu, yaşlıydı, kadındı, erkekti, ailenin tamamı seferber oluyor.  Ve Nisan ayının ikinci yarısında doğru ağaçlara.  Adeta çiçekten çiçeğe konarak.

Bir ağacın işini (yani ağaçtaki bütün çiçeklerin tozlanmasını) ortalama yarım saatte bitirmek gerekiyor.  Çünkü bahçelerde 100-200 ağaç var ve bütün işin bir hafta, bilemediniz on günde bitmesi isteniyor.  Yağmurlar gelmeden.

Öyle ki, ailenin tamamı yetmiyor çoğu zaman.  Gezginci arı-adamlar da var.  Gündeliği düşük bir ücrete yardımcı oluyorlar.

Peki, işin yöntemi ne?  Önce bazı ağaçlardan çiçektozu (polen) topluyorsunuz.  Bunları güneşte kurutup öğütüyorsunuz.  Bu tozu bir torbaya doldurup boynunuza asıyor ve ağaca tırmanıyorsunuz.  Elinizde ufacık bir çubuk var;  çubuğun ucunda da bir sigara filtresi, ya da okul silgisi.  Bu çubuğu göğsünüzdeki torbaya daldırıp azıcık çiçektozu alıyorsunuz ve bunu çiçeklere konduruyorsunuz.

ARILAR-1

Başka bir yöntem daha var:  gezgin kovancılar.  Bunların arı kovanı var.  Kovanlarını oraya buraya kısa bir süre için kiralıyorlar.  O zaman insanların ağaçlara tırmanması gerekmiyor.  Ama bunun maliyeti tabii hayli yüksek.  Bir de kovancılar (arıları kırıma uğramasın diye) ilaçlama yapmadığınızdan emin olmak istiyorlar.

Niye bu hallere düşüldü?  İki nedenden söz ediliyor.  Biri, arıların yaşayıp gelişmesi için çok önemli bir ortam olan ormanların uzun yıllardan beri sürekli olarak tahrip edilmesi.  İkincisi ve daha önemlisi, arıları öldüren, büyük kırımdan geçiren tarım ilaçlaması.  [Ekogazete arı kırımı sorununu birkaç kez işlemişti.  Örneğin, bu yazıda.]

ARILAR-2

Bu sıkıntının Çin’e özgü olduğunu düşünmeyelim.  Amerikan tarım bakanlığı her yıl arı kovanlarında %30’luk bir kayıp belirdiğini saptadı.  Bu olgu tarımsal üretimi allak bullak ediyor.  Kovancılar orada da var ve her yıl arılarını kiralıyorlar.  Örneğin dünya badem üretiminin %80’ini sağlayan Kaliforniya arı kırımı nedeniyle büyük sıkıntı içinde.

Mesele Avrupa’nın da gündeminde.  Arı kırımına neden olan ilaç fabrikalarıyla çevreci gruplar kıran kırana, gırtlak gırtlağa.  Avrupa Birliği de bir o tarafa, bir bu tarafa oynayıp duruyor.

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Harold Thibault, Le Monde, 24.4.2014

 

 

 

Reklamlar
Bu yazı Doğal kaynaklar, Ekoloji Politikası, Genel Konular, Tarım içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s