İklim değişimi raporu dünya basınının manşetinde

Geçtiğimiz 30 Eylül’de Ekogazete özel bir sayıda beş ayrı yazı sunmuştu sizlere. Bunlar Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli’nin hazırlamakta olduğu çok önemli bir rapordan söz ediyordu. Rapor 31.3.2014’te kamuoyuna açıklandı. Dünya basınında büyük çalkantı ve derin yankı yaratarak. Televizyonlarda düzenlenen çeşitli sohbet programlarına konu olarak. Korku verici uyarılar yapıyor rapor. “Önlem almak için zaman kalmadı” diyor.

Bizim basın, seçimlerin telaşı nedeniyle olacak, rapordan beş, on satırla söz edip konuyu geçiştirdi. Bu nedenle, gelin, rapor ne diyor, yakından bir bakalım. [6 ay öncesinin yazılarına da göz atmak isterseniz buralara tıklayabilirsiniz: Birinci yazı, ikinci yazı, üçüncü yazı, dördüncü yazı ve beşinci yazı.]

Paneli kısaca HİDP diye adlandırıyoruz. (İngilizcede IPCC diye biliniyor. Fransızcada ise GIEC.)

Birleşmiş Milletler Çevre Programı ile Dünya Meteoroloji Örgütü’nün 28 yıl önce oluşturduğu HİDP ürettiği bilimsel raporları belli aralıklarla hükümetlerin dikkatine sunuyor. Bu seferki beşinci rapor. Tamamı 2.000 sayfa. Bunda 1.700 uzmanın emeği ve 12.000 bilimsel araştırmanın girdisi var. Bilginler yeni belgenin ana çizgisini şöyle tanımlıyorlar: “Eski raporlar eriyen buzullar, arılar, kelebekler, balıklar, yükselen denizler gibi konuların üzerinde duruyordu. Şimdi artık ana odak, insan. İklim değişimi sokaktaki bireyi beslenmesiyle, nefes almasıyla, yaşayıp var olmasıyla vuruyor artık. O kişinin geleceği çok karanlık. Çünkü besin maddesi bulmada ciddi zorluklara gireceğimiz, kütlesel açlığa mahkûm olacağımız bir dünyaya doğru ilerliyoruz.”

İklim değişiminin çarpıcı bir boyutu aşağıdaki fotoğrafta görülüyor. Burası Kaliforniya’da büyük bir gölün kenarındaki marina. Aşırı kuraklıktan su çekilmiş ve marina bu hale gelmiş.

BİR MARİNA

Bir yandan yeryüzündeki nüfus katlanarak büyüyor. Öte yandan, tarımsal ürünlerin, örneğin buğdayın, mısırın ve pirincin veriminde düşüşler gözleniyor. İklim değişiminin getirdiği kuraklıklar ve aşırı yağışlar üretimi frenleyen etkiler yaratıyor. Bu demektir ki, önümüzdeki yıllarda besin maddelerinin fiyatlarının ikiye, üçe katlandığını görebileceğiz. Tarımsal sulamanın yanında içme suyu bulmada da ciddi sıkıntılarla karşılaşacağız.

İklim koşullarındaki aşırı oynamalar fakirleri, yaşlıları, hastalıklı zayıf bünyelileri kötü vuracak. Ne var ki, devletler bu tür kırımlara hazır değil; böyle durumlara etken biçimde yanıt verecek sistemler ortalıkta yok.

Milyonlarca insanın barındıkları yerleri ve topraklarını kaybetme tehlikesi söz konusu. Toplumsal yapıyı böylesine allak bullak edecek bir ortam ekonomik şoklara, fakirleşmeye, kütle göçlerine, görülmedik şiddete, kanlı savaşlara davetiye çıkaracaktır. Bu tablo yeryüzünün her köşesindeki halkları istisnasız etkileyecektir. Bu nedenle devletlerin gecikmeden, ısrarla ve bütünlüğü olan bir sistem çerçevesi içinde bir dizi önlem alması gerekiyor.

Atila Alpöge / Yararlanılan kaynaklar: Suzanne Goldenberg, The Guardian, 31.3.2014 – Stéphane Foucart, Le Monde, 1.4.2014 – Justin Gillis, The New York Times, 31.3.2014

 

 

 

 

Reklamlar
Bu yazı Doğal kaynaklar, Ekoloji Politikası, Sağlık - Beslenme, Su, Tarım, İklim içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s