Oturmaya devam edin, ama bedeli yüksek

17 ülkeden 153.996 kişi üzerinde yürütülmüş uluslararası bir araştırma.  Ülkelerin arasında Türkiye de var.  Araştırmanın bulgusu son derecede net:  kişisel televizyon, bilgisayar ve otomobil sahipliği ile obozite ve diyabet arasında yakın ilişki var.  Gelir düzeyi arttıkça bu hastalıklar da artıyor.  Araştırmacılar bu olgunun nedenini adı geçen araçların kişiyi esir alıp, saatlerce oturmaya mahkûm etmesine bağlıyorlar.

Kanada Tıp Derneği Dergisi’nin 10 Şubat tarihli sayısında yayımlanan araştırma 25 uzmanın imzasını taşıyor.  Aralarında İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Profesörlerinden (endokrinoloji uzmanı) Kubilay Karşıdağ da var.

Araştırma, gelir düzeyindeki artışların otomobil, televizyon ve bilgisayar türü araç sahipliğini pompaladığını vurguluyor.  Bunun sonucu da kişilerin saatler boyu (bu araçların içinde ya da karşısında) oturmayı tercih etmeleri ve bunu bir yaşam alışkanlığı haline getirmeleri oluyor.  Bedensel hareket azalıyor.  Yiyecekler yoluyla elde edilen enerji miktarı belli sınırların ötesine çıkıyor.  Hoş geldin obozite, hoş geldin diyabet!

Geliri düşük ülkelerde bu araçların sahipliği de düşük (%4).  Gelişmiş ülkelerde ise hayli yüksek (%84).  Anlaşılan gelişme süreci yaşayan ülkelerde (örneğin, Türkiye’de) bu araçlarla hastalıklar arasında daha güçlü bir ilişki görülüyor.  Olasıdır ki, bu ülkelerde televizyon, bilgisayar, otomobil sahipliğine doğru hızlı bir yarış var.  Yaşam mutluluğu bu sahiplikte aranıyor.  Dolayısıyla oboziteye ve diyabete kapılar kolayca açılıyor.  Çoktan gelişmiş ülkelerde ise bu araçlara zaten doyulmuştur;  başka bir yaşam tarzı hareketliliğe daha fazla yer vermektedir.

OTURMAK-1

Belki, not edilmesi yararlı olacak başka bir husus da var.  Hızlı bir ekonomik gelişme yaşandığı zaman obozite ve diyabet de hızlı bir artış gösteriyor.  Bu olgu da ülkelerin toplum sağlığı sistemini ve bütçesini aşırı ölçüde zedeliyor.

Bu sonucu çağrıştıran bazı araştırmalar eski yıllarda da yapılmıştı.  Kanada’da 17.000 kişi üzerine yapılan bir çalışmada gün içinde uzun süreli oturmakla kalp krizinden erken ölümler arasında bağlantı kurulmuştu.  Avusturalya’da 200 binin üstündeki kişiyle yürütülen bir çalışma ise ilginç sonuçlar yakalamıştı.  Buna göre günde 8-11 saat oturanların ölüm riski oranı, 4 saatten az oturanlara göre %15 fazlaydı.  Ama kişi 11 saatten fazla oturuyorsa risk oranı %40’a yükseliyordu.

OTURMAK-2

Devletlerin halkı bu konuda uyarıcı, cesaretlendirici, ipuçları sağlayıcı politikaları ve uygulamaları pek yok.  Var olanlar bile yeterli değil.  Özellikle bilgisayar oyunlarına, televizyon izlemeye saplanıp kalmış olan çocuklara yönelik olarak.  İşyerlerinde bütün gün oturarak çalışanlar için de yapılabilecekler olmalı.

[Bu noktada okuyucunun aklına bir soru takılabilir:  “Bütün bunların ‘çevre’ ile, ‘ekoloji’ ile ne ilgisi var?” diye.  Aslında burada üzerinde durduğumuz şey üretim ve tüketim biçimlerimiz.  Yaşam mutluluğunu nasıl algıladığımız.  Etrafımızda gözlediğimiz insan yapısı çevre felaketlerinin temelinde bunlar var.]

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Kirsten Patrick, Canadian Medical Association Journal, 20.2.2014

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Genel Konular, Nüfus, Sağlık - Beslenme içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Oturmaya devam edin, ama bedeli yüksek

  1. Geri bildirim: Oturmaya devam edin, ama bedeli yüksek | Dağ Medya

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s