Halk elektriğine sahip çıkıyor

Kömüre de “Hayır!” diyorlar, nükleere de.  Bir araya gelip şirket kurmuşlar, “Bizim elektriğimiz çevre dostu olacak.” diyorlar.  “Bildiğimiz gibi üretip, kendimiz dağıtacağız!”  Daha önce benzeri bir öykü anlatmıştık.  Almanya’daki bir kasabadan.  Ama bu kez Berlin’deyiz.  Ünlü kentin halkı da örgütlenmiş.  İnanması zor bir öykü.  Efsane gibi duruyor.  Üstelik girişimi başlatanlar 25 yaşlarındaki iki genç kız.

OUISE NEUMANN-COSEL

Adları Luise Neumann-Cosel ve Arwen Colell.  Üniversitede okurken bir müzik korosunda karşılaşmışlar, dost olmuşlar.  İkisi de inançlı çevreci.  Bir gün, 2011’de bir kafede sohbet ederken “Yahu, böyle elektrik hizmeti olur mu?  Niye kentin elektrik dağıtım şebekesine el koymuyoruz?” demişler.  Ve öykü işte böyle başlamış.  “Masal mı uyduruyorsun?” diyeceksiniz.  Meselenin mantığını kavramak için gelin, işin içyüzüne göz atalım.

ARWEN COLELL

Berlin’de 35.000 kilometrelik yeraltı kablosundan oluşan ve 3,5 milyon aboneye ulaşan bir elektrik dağıtım şebekesi var.  Ve bu bir tekel.  Kent yönetimi 20 yılda bir, bunun işletimini açık arttırmaya çıkarıyor.  Değeri 1 milyar avronun üstünde.  Şu anda bir İsveç firması işletiyor şebekeyi.  Ancak açık arttırmanın zamanı gelmiş;  bu yıl birkaç ay içinde yapılacak.  Genç kızları bu olgu tetiklemiş.  “Şirket kuralım ve açık arttırmaya girelim.” demişler.  Ama durup dururken niye?

Aslına bakarsanız, Berlin’de elektrik hizmetinin kalitesi oldukça iyi.  Örneğin 2011’de Almanya’nın tamamındaki, arıza nedenli elektrik kesintisi yılda ortalama 15,3 dakika olmuş.  Berlin’de ise yalnızca 10,7 dakika.  (Londra’da 31,9 dakika.)  İki genç kızı başkaldırmaya iten şey işin çevre boyutu.

Sonnenuntergang in Berlin

Almanya’da nükleerin payı az.  Merkel hükümeti hem nükleeri silip atmaya karar verdi, hem de fosil kaynaklı enerjiyi zamanla yok etmeye.  Ancak kömür kullanımı hayli yaygın.  Özellikle Berlin’de giderek artıyor.  Sera gazı salımı da, tabii, almış başını gidiyor.  Yarattığı hava kirliliği de cabası.  Üstelik yeşil enerjiye geçiş politikasında bocalamalar var.  Kimine göre ise konu kopkoyu bir başarısızlığa dönüşmek üzere.

Küçük bir not.  Berlin elektriğini dağıtan İsveç firmasının aynı zamanda kömür ocağı işletmeleri de var.  Ve oradan elde ettiği kömürü Berlin’de kullanıyor.  Elde ettiği kârın neredeyse tamamı kömür girdisinden geliyor.  Böyle olunca da, firmanın yeşil enerjiye geçmekte çaba göstermesi için bir neden elbette yok.  Genç kızların tepesini attıran da bu zaten.

Üç yıl önceki kafe sohbetinin sonunda Neumann-Cosel ile Colell kolları sıvamışlar.  Tabii, önceleri onun bunun eğlencesi olmuşlar.  Millet gülüp geçmiş anlattıklarına.  Bizimkiler yılmamış.  Kapı kapı dolaşarak anlatmışlar düşüncelerini.  İnançlı bir kampanya oluşturmuşlar.  Ve zamanla iş ciddiye dönmüş.  Sonunda şirket (ya da isterseniz ‘kooperatif’ diyelim) kurulmuş:  Bürger Energie Berlin (Halk Enerji – Berlin).  Yüzlerce, giderek binlerce kişi sahiplenmiş kooperatifi.  Üye olmuşlar.  İlginç bir kural var.  İster yüz avroluk katkıda bulunun, ister bin avroluk;  kararlarda herkesin yalnızca bir tek oyu var.  Katılımcı bir demokrasi uygulaması.  Tertemiz, saydam bir yönetim örneği.  Ve ortaya bir halk hareketi çıkmış.

Bu girişimin öyküsünü anlatanlar bir sahneyi özellikle vurguluyorlar.  Berlin elektriğinin tartışıldığı bir panel toplantısı.  Salondakilerin hemen hepsi erkek.  Büyük şirketlerin asık suratlı genel müdürleri…  Yaşlı başlı uzmanlar…  Kapkara kostümler… Kravatlar…  Diz boyu ciddiyet…  Ve bunların ortasında iki gencecik kız.  Güleryüzleriyle…  Günlük, renkli giysileriyle…  Ve söylediklerinin tokat gibi düşen şaşırtıcı etkisiyle…

“Bürger Energie” bu yılki açık arttırmayı kazanabilecek mi?  Kömürcü İsveç firmasının gözü aç hırsını yenebilecek mi?  Şimdilik bilinmiyor.  Bekleyip görmek gerekiyor.  Ama yarattığı önemli bir esinti, verdiği çok yerinde bir ders var:  “Oturduğunuz yerde sızlanıp, yakınmayı bırakın.  Her şeyi hükümetlerden, büyük şirketlerden beklemekle yetinmeyin.  Ayağa kalkın, kolları sıvayın.  Daha güzel bir geleceğe doğru yollanmak hem kişisel, hem de elbirlikçi bir sorumluluktur.  Bir araya gelin.  Bu anlamdaki bir harekete katılın.  Dağları devirmek mümkün.”

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynaklar:  Joel Stonington, Spiegel, 5.3.2013 – Joseph Zammit-Lucia, The Guardian, 5.2.2014

Reklamlar
Bu yazı Enerji, Kentler, Nükleer, Yenilenir enerji içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Halk elektriğine sahip çıkıyor

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s