“Kafasız tavuk sürüsü!”

Bu sözler Galler Prensi Charles’a ait.  Üç gün önce Londra’daki önemli bir ödül dağıtımı töreninin açılış konuşmasında söylemiş.  Kimleri hedef almış?  İnkârcıları!  “İklim değişimi diye bir şey yok!” diyenleri.  “Bu lafları çıkaranlar palavracı.  Söyledikleri fasa fiso.  Hava bir ısınır, bir soğur!  Bunlar gelip geçer!” diye binlerce saygın bilginin yıllardan beri yürüttüğü kapsamlı çalışmalara vahşice saldıranları.

GALLER PRENSİ CHARLES

İngiltere’de, yürüttükleri etkinliklerde ekoloji endişelerine başarılı biçimde yer veren genç girişimciler her yıl özel bir törenle ödüllendiriliyor.  Toplantının açılış konuşmasını hep Galler Prensi Charles yapıyor.  Bu yılki konuşmasında ‘kafasız tavuk sürüsü’ dediği inkârcılara ağırlık vermiş.  Şöyle devam etmiş:  “Bir yandan bilime ve teknolojiye gözü kapalı biat ediliyor, hayran olunuyor;  öbür yandan da konu iklim değişimine gelince bilginlerin dediklerine ‘olmaz’ diye şiddetle itiraz ediliyor.  Ve bir takım güçlü inkârcı grupları baskı kurup, sindirme ve yıldırma çabası yaratıyorlar ve bilimsel verilere inanmamamız gerektiğini söylüyorlar.”

Kim bu inkârcılar?  Ve neyi niye inkâr ediyorlar?

Birileri ‘boşverci’.  Aldırmıyorlar.  “Bu felaketin geleceği 20-30 yıl sonra ben ölmüş gitmiş olacağım.  Bana ne?” diye düşünüyorlar.

Başka bir grup meseleyi algılıyor ve yürüttükleri işlerin, eninde sonunda, biçim değiştirme zorunda kalacağını anlıyor.  Ama bu değişim hiç de kolay değil.  Zamana gereksinimleri var.  Oysa bilginler de, çevreciler de değişimin hızla olması, neredeyse ‘şimdi bugün’ gerçekleşmesi için baskı yapıyorlar.  Bu grup zaman kazanmak istiyor.  Radikal önlemleri frenlemek, önlemleri zamana usul usul yaymak için inkârcılığı oynuyor.

Sonuncu grup en hunhar olanı.  Bu gruptakiler ekoloji güdümlü politikaların kendi iş alanlarını yok edeceğini biliyorlar.  Örneğin, zengin petrol kaynaklarının üstüne oturmuşlar;  bunları son damlalarına kadar çıkarıp pazarlamak istiyorlar.  Ya da üretimleri doğal kaynakları talan etmeye dayalı.  Bu nedenle ekoloji sözünü duyunca sinirleniyorlar.  Hele iklim değişiminin kendilerininkine benzer etkinliklerden doğduğu savıyla karşılaşınca köpürüyorlar.

Philadelphia Drexel Üniversitesi sosyologlarından Robert Brulle ‘Climatic Change’ dergisinde bu son takımın çalışmalarını sergileyen bir yazı yayımladı.  Yazı bu girişimlerin Amerika’daki örgütlenmesini ve ortalıkta dönen paraları ayrıntılarıyla didikliyor.  Brulle yıllardan beri inkârcılık konusunda çalışma yürüten 91 kurum saptamış:  Vakıflar…  Dernekler…  Araştırma kuruluşları…  Birkaçının adını verelim:  Cato Institute, Competitive Enterprise Institute, Heartland Institute…

Bunların amaçlarına göz attığınızda şu tür kavramlarla karşılaşıyorsunuz:  Kişisel özgürlük…  Serbest piyasa…  En aza indirilmiş devlet…  Ekonomik rekabet…  Sınırsız girişimcilik…  Yaratıcı atılım…  Muhafazakârlık…  Liberalizm…  Kamuoyu oluşturma…  Ve barış…  “Barış?”  Evet, barış bile sloganları arasına karışmış.

Çalışma yöntemleri de şunları içeriyor:  araştırma, eğitim, işbirliği oluşturma, düşünceleri ortakça savunma, falan filan.  Bu kuruluşların hemen hepsi yapılacak parasal bağışlara vergi muafiyetinden yararlanıyor.  Bunlar kamuoyunda belli bir saygınlık ve ağırlık da kazanmışlar.  ABD’nin ileri gelen çoğu büyük firması bu kuruluşları parasal katkılarla sürekli olarak besliyor.

Bunlar ön plana hiç çıkmadan, ortalıkta hiç görünmeden bazı bilginleri ve danışmanları parasal olarak (hem de külliyetli miktarlarla) destekliyorlar.  Bu uzmanlar araştırma yapmış görünüyorlar, yazılar yazıyorlar, toplantılarda konuşuyorlar.  Yazıların bir takım yayın organlarında yayımlanması da ayarlanıyor.  Amaç kamuoyunu sürekli olarak yönlendirmek.  Yarı gerçeklerle…  Bilimsel kılıklı çalışmalarla…  Söylentilerle…  Önemli taktiklerden biri kuşku yaratmak.  Yani sokaktaki insanın kafasında “Bu bilginler iklim konusunda bir şeyler diyorlar, ama ne kadar emin olunabilir ki!” düşüncesini yaratmak.

2003 ile 2010 arasında adı geçen kuruluşlar inkârcı saldırıda yılda 900 milyon dolar harcamışlar.  Ancak sağlanan bu desteklerin hem miktarları, hem de nerelere gittiği zamanla ve giderek daha da bulanık ve izi bulunamaz konuma girmiş.

Sonuç ortada.  Geçenlerde yürütülmüş olan bir kamuoyu çalışmasına göre ABD halkının %45’i iklim değişiminin ekonomik etkinliklerden kaynaklandığına inanırken, %43’ü bunu inkâr ediyor ve %12 ise görüş bildiremiyor.

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Ben Quinn, The Guardian, 31.1.2014 – Stéphane Foucart, Le Monde, 1.1.2014

Reklamlar
Bu yazı Doğal kaynaklar, Ekoloji Politikası, İklim içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s