Ekolojinin sinemada da yeri var

Ekoloji dedik diye, hep karanlık şeylerden mi söz edeceğiz?  Zehirli yeraltı sularından? Kimyasallara bulandırılmış yiyeceklerden?  Atık dağlarından?  İnsanlığın geleceğini umursamayan politikacılardan?  Milyonları tehlikeye atan çıkar çevrelerinden?  Ortalıkta iç açıcı, umut verici, güzel şeyler yok mu?  Gelin, onlardan söz edelim.  Örneğin, ekoloji bilinçli, inançlı bir sinemacıdan.  Hem de eseri yakında ülkemize gelecek olan birinden.  Hayao Miyazaki’den.

MIYAZAKI-2

Miyazaki Japonya’nın insanlığa armağan ettiği  büyük bir usta.  Canlandırma sinemasının en büyük iki, üç adından biri.  Milyonlarca kişinin hayran olduğu bir sinemacı.  60 yıl boyunca eser vermiş bir sanatçı.  Miyazaki geçtiğimiz Eylül’de 600 gazetecinin katıldığı bir basın toplantısında herkesi şaşırtıp üzen bir açıklama yaptı:  “Film yapmayı bırakıyorum.  Emekli oluyorum.  Yeni bitirdiğimiz son filmi sizlere sunduktan sonra köşeme çekileceğim.”  Bu son filmin adı “Rüzgâr Yükseliyor”.  Yapımı beş yıl süren bu film geçen hafta Fransa’da gösterime girdi.  Amerika’da perdelere çıkışı da eli kulağında.  Önümüzdeki haftalarda ise İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da seyirciye sunulacak.  !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde.

[Türkçesine böyle demişler, ama bir uygunsuzluk var.  İngilizcesinde, Fransızcasında ‘rüzgâr esmeye başlıyor’ ya da ‘rüzgâr güçleniyor’ kavramları var.  Üstelik dilimizde ‘güneş ve ay yükselir’ ama ‘rüzgâr eser’.  Zaten politik içerikli olan bu film tehlikeli bir gelişmeye vurgulama yapıyor.  Neyse!]

Ülkemizde de belli bir ölçüde tanınan Miyazaki 1941 doğumlu.  4 yaşındayken atom bombaları patladı ülkesinin üstünde.  Bu vahşet küçük çocuğu tarifsiz etkiledi.  O ortamın acılarını hiç unutamadı.  Bu yüzden hızla ödün vermez bir hümanizme, dopdolu bir doğa sevgisine ve inancı sağlam bir solculuğa kaydı.  Öyle ki, günün birinde, bir filmine verilen Oscar ödülünü almak için Amerika’ya gitmedi.  Nedeni sorulduğunda yanıtı şöyle oldu:  “Ben bir ülkeyi (Irak’ı) durup dururken bombalayan bir yere gitmem.”

Kendi babasını bile suçlayıp durdu.  İkinci dünya savaşı sırasında Japon ordusunun gerçekten korku verici uçaklarının üretimine bir uzman olarak katkıda bulunduğu için.  Hatta son filmi bir ölçüde babasıyla hesaplaşmasını yansıtıyor.  Film 1930’ların ekonomik çöküntüsüne, militaristlerin Japonya’yı serüvenden serüvene sürüklemesine, aşırı silahlanmaya, Çin denizi çevresindeki askeri gerilimlere eğiliyor.  Miyazaki 80 yıl öncesiyle bugün arasında paraleller kuruyor;  günümüzde dünyada olanlara ve Japonya’da yükselen milliyetçiliğe gönderme yapıyor.  “Rüzgâr Yükseliyor”un savaş karşıtlığı ve şimdiki yönetimi (özellikle silahlanma amacıyla anayasayı değiştirmeye kalkan başbakanı) dolaylı da olsa eleştiriyor olması Japonya’daki milliyetçi kesimi öylesine rahatsız etti ki, onu vatan haini olmakla suçladılar.  Ama onun yaptığı, insanlığı giderek sarıp yükselen tehlikeleri keskin bir bakışla didiklemek.

MIYAZAKI-1

Miyazaki son filminde daha çok büyükleri hedeflemiş.  “Bu filmde çocukları bir hayli devre dışı bıraktım.  Onlar filmi daha ileri yaşlarda kavrayacaklar.”  diyor.  Aslında onun filmleri çocuklara seslenir gibi görünüyor, ama aynı anda yetişkinleri de büyülüyor.  Filmlerin estetik kalitesi, zeki buluşları, zengin yaratıcı boyutu, gerçek sorunlara göndermeler yapması, ekoloji konusunda sürekli uyarılar getirmesi onu, örneğin Walt Disney’in ürettiği eğlenceliklerden çok farklı kılıyor.

MIYAZAKI-5

Küçük bir örnek verelim.  Türkiye’de “Küçük Deniz Kızı Ponyo” diye bilinen filminin bir sahnesinde deniz dibini berbat eden trol balıkçılığının zararına gönderme var.  [Buraya tıklarsanız, 3,5 dakikalık bir bölümü izleyebilirsiniz.]  Gene aynı filmde ekolojik dengenin zedelenmesi de ele alınıyor.  İlginçtir, yorumcular bu filmin Fukuşima olayında kıyıları vuracak olan tsunamiyi üç yıl öncesinden adeta haber verdiğini söylediler.

Seyirciyi sarıp sarmalayan bu filmin tamamını (100 dakika) izlemek isterseniz, buraya tıklamanız yeterli.  Üstelik göreceğiniz filmin tamamı Türkçe sözlü.

Miyazaki’ye keyifli bir emeklilik dileyelim ve günün birinde “Haydi, bir film daha yapayım!” diye geri dönmesi umalım.

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynaklar:  Jérôme Fenoglio, M le magazine du Monde, 20.1.2014 – Jacques Mandelbaum, Le Monde, 22.1.2014

Reklamlar
Bu yazı Doğal kaynaklar, Ekoloji Politikası, Genel Konular içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s