Ormanla, doğayla bütünleşen eğitim

Jean-Jacques Rousseau yıllar önce şöyle demişti:  “Kitaplardan nefret ediyorum.  Onlar bize yalnızca, hiç bilmediğimiz şeylerden söz etmeyi öğretir.”  Sağlıklı yaşam ve düşünceyi doğada bulmaya davet eden bir görüştü bu.  Derin iz bırakmış bir öğreti.  Bir bakıma bu yaklaşımı yansıtan, “Orman Okulları” diye anılan bir eğitim hareketi var.  Çevre sevgisiyle, ekoloji endişesiyle birebir çakışan bir oluşum.

Bunlar yuva çağından başlayarak çocuklara, gençlere, hatta yetişkinlere, orman ortamında doğayla bütünleşerek yaşamı öğrenme ve kendini geliştirme olanağı sağlıyor.  Sınıflara, odalara, bina koridorlarına kapanarak, kitap sayfalarına gömülerek, ezberlediklerine dayanarak değil.  Ağaçları, bitkileri, hayvanları, ekosistemleri anlayıp yaşayarak…

ORMAN OKULU-1

Yanlış anlaşılmasın.  Bunda amaç ağaçları ve bitkileri tanıtmak, ekoloji eğitimi yapmak, çevreyi korumayı öğretmek, atıkları değerlendirmeye alıştırmak değil.  Açık havayla, bahçeyle ve özellikle ormanla bütünleşerek eğitim olayını yaşatmak.  Birlikte çalışma, sorun çözme, kendine güvenme, bağımsız olabilme, proje tasarlayıp program belirleme, yaratıcılık, hayal gücü vb. yetilerini geliştirip zenginleştirerek…  Matematikti, iletişimdi gibi soyut kavramları da uygulamayla kavratarak…  Bu yaklaşımda eğitim sürecini güden çoğunlukla çocuk oluyor.  Onun ilgileri, merakları, seçimleri bu oluşumda önemli rol oynuyor.  Kısacası, alıştığımız sıradan eğitim düzenini allak bullak eden bir uygulama.

ORMAN OKULU-2

Orman okullarında eğitim gören çocukların daha huzurlu, daha dikkatli, başkalarına ve çevrelerine daha saygılı, işbirliğine daha yatkın olarak yetiştikleri gözleniyor.

GAYE AMUS

Bu noktada sözü, fazla uzatmadan, değerli bir genç kızımıza bırakmak yerinde olacak:  Gaye Amus.  Gaye Boğaziçi Üniversitesi’nde endüstri mühendisliği okurken eğitime kayıyor.  Zamanla öğretmenliğe geçiyor;  yuvalarda çalışmaya başlıyor.  Bu arada değişik Avrupa ülkelerinde deneyimini zenginleştiriyor.  Sonunda Finlandiya’ya doğada/açık havada eğitime olan ilgisi nedeniyle çalışmaya gidiyor ve orman okullarını da içine alan alternatif eğitim hareketinde yerini alıyor.

Gaye Amus iki yıl önce University of Eastern Finland’da düzenlenen uluslararası bir konferansa orman okulları odaklı bir bildiri sunmuş.  Bunun geliştirilmiş metni geçen yıl Finlandiya’da basılmış.  Bu oluşumu merak ediyorsanız ve geleceğe hem özlenen insan gücü, hem de sağlıklı bir ekolojik ortam açısından bakmak istiyorsanız bu yazıyı mutlaka okumanızı salık veririz.  Bilgilendirici, kapsamlı, önemli (hatta heyecan verici diyeceğiz) bir yazı.  Ekleyelim, göz atmakla da yetinmeyin.  Çünkü yazı uzun, ama tamamını okuyun.  Biz burada yazının sergilediği birkaç noktaya kısaca değinmekle yetineceğiz.

  • Bir yandan aşırı kentleşmenin, diğer yandan da bilgisayarlara, videolara ve televizyonlara odaklanmış bir yaşam biçiminin çocuğu doğadan koparıp aldığı gözleniyor.
  • Çocuk orman okullarında kendini evinde hisseder.  Orada çevre “üçüncü öğretmen”dir.  Öğrenme boş şişe doldurur gibi bilgi aktarma yerine arkadaşlarla, büyüklerle, çevreyle ve doğayla kurulan ilişkiler üzerinde bina edilir.
  • Bunlarda, kötü hava koşulları diye bir kavram söz konusu olmaz;  kötü olan yalnızca giyinme tarzıdır.  Bu nedenle, koşullar ne olursa olsun (kar, yağmur, güneş, sis) çocuk, bütün yıl boyu, açık havada, bahçede, ormanda oynamaya, araştırmaya ve öğrenmeye yönlendirilir.
  • Açık havada, taze orman havası aldıkları için çocuk daha sağlıklı gelişir ve kapalı alanlardaki gibi kolayca bakterilere, virüslere maruz kalmaz.
  • Yemeklerin çoğu bahçede yenir.  Hatta çocukların kendileri de bir şeyler pişirir kimi zaman.  Yedikleri organiktir.  Üstelik besin ürünlerinin bazıları bahçede yetiştirilir; bu çabaya çocuklar da katılır.
  • Orman okulları Finlandiya, İsveç, Danimarka, Norveç, İngiltere, Rusya, Japonya, Lübnan, Avustralya gibi ülkelerde görülüyor.  Örneğin Almanya’da 1.500 dolayında okul var.

BALTACIOĞLU

Bu noktada bir an duralım ve 100 yıl kadar önceye gidelim.  Değerli bir eğitimcimizi selamlayalım:  Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu. (1886-1978)  Baltacıoğlu çok yönlü bir düşünür, öncü bir eylem adamı, seçkin bir aydındı.  Eğitimciydi.  İstanbul Üniversitesi’nin Cumhuriyet dönemindeki ilk rektörüydü.  (Kız öğrencilerle erkek öğrencilerin aynı sınıfta, birlikte eğitim görmesini o sağlamıştı.)  Yayıncıydı.  Türkiye’nin en uzun süreli haftalık edebiyat dergisini yönetmiş, daha sonra ünlü olan birçok kişiye dergisinde yer vermişti.  Tiyatro adamıydı.  Bu alanda da devrimci düşünceler geliştirmişti.

Gençlik yıllarında Jean-Jacques Rousseau’nun büyük etkisi altında kaldı.  1910’da bir yıllığına Fransa, İngiltere, Belçika, Almanya ve İsviçre’ye gitti.  Bu yolculuğunda açık hava okulları, orman okulları olgusuyla karşılaştı.  Ülkeye dönüşünde bir okulun yönetimine geçti.  Kendi şöyle anlatıyor:  “İstanbul’a gelince (1912) ilk işim bir açık hava okulu kurmak oldu.  “Şemsülmekatip” adlı bir özel okul vardı.  Onu Küçük Çamlıca’da geniş bir arazi içinde olan Kamondo Köşkü’ne taşıttım.  Orada barakalar yaptırdım.  Ancak halk bu girişimi fazla tutmadı.  Bir de Balkan savaşı dolayısıyla oraya asker el koydu.  Okulu kapatmak zorunda kaldık.”

Baltacıoğlu’nun bazı görüşlerine de yer verelim:

  • Açık hava okulları olabildiğince kentin dışında, temiz havalı, güneşli yerlerde yapılır.  Bunlarda kapalı dershane yoktur.  Bunlar kapısız, penceresiz, yalnız üç tarafı kapalı barakalardır.  Kar yağarken bile öğrenci bu barakaların içinde çalışır.  Zaten dersler açık havada, toprakların üzerinde, ağaçların altında yapılır.
  • Açık hava okulları hem sağlık kazandırır, hem de bilgi ve zekâ geliştirir.  Kentlerde havasız, güneşsiz kalıp bozulmuş, kansızlaşmış çocukları kurtarır.
  • Okullar hayatı yaşatmıyor, uzaktan seyrettiriyor.  Bize hayat içindeki okul, hayatı yaşatan okul gerekiyor.
  • Ormanlar toplumsal mutluluğun beşiğidir.  Dolayısıyla çocuklara ağacı, ormanı sevdirmek, onlara ağaç dikmenin, orman yetiştirmenin yararını anlatmak, çocukları ormana saygı duymaya alıştırmak önemli bir görevdir.  Ama eğitsel olarak en önemli konu ağaç dikmekten ibaret değildir.  Asıl iş bunların yaşaması, büyümesi için yapılacak devamlı özendedir.  Değişik ağaçların kabuklanması, dallanması, büyümesi hakkında denemeler yaptırılmalıdır.  Orman sevgisiyle ilgili duygular, ilgiler geliştirilmelidir.

Öyle anlaşılıyor ki, orman okullarının yüz yıl önce ülkemize girişini zamanın toplumu anlamamış ve sahiplenmemiş.

Derleyen Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynaklar:  Gaye Amus, yukarıda adı geçen yazı, 2013 – Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu. Yeni Adam dergisindeki çeşitli yazıları, 1930’lar – İ.H. Baltacıoğlu, Mektep Temsillerinin Usul-i Tedrisi, 1915 – Justina Haesaerts, The Guardian, 7.8.2001

Reklamlar
Bu yazı Doğal kaynaklar, Ekoloji Politikası, Ormanlar içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Ormanla, doğayla bütünleşen eğitim

  1. Geri bildirim: SANIRSIN KÖY ENSTİTÜLERİ | ESNAFTURK.ORG / DÜNYANIN ESNAF SİTESİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s