“SU”landırılmış bir dünyaya doğru

Silikon Vadisi’ni belirleyen özellik, teknoloji iyimserliği. Yani, insanlığın karşısına çıkan tüm sorunlara teknoloji ile bir çözüm bulunabilir inancı.  Bunu en güzel örnekleyen kuruluş, Singularity University (SU), Türkçesi Tekillik Üniversitesi.  Aslında, SU, ne bir üniversite, ne de tekilliği öğreten bir mekân.  SU, fakirlik, enerji, besin, eğitim ve hastalıklar gibi küresel sorunlara çözüm getirmeyi amaçlayan bir kurum.

Singularity, Google şirketinin Teknoloji Genel Müdürü, Ray Kurzweil’in ürettiği bir kavram.  Yapay zekâlı araç ve robotların biz insanlara yetişecekleri tarihe Tekillik noktası adını vermiş.  Bill Gates, onu günümüzün en önemli gelecek bilimcisi olarak görüyor.  Ve Silikon Vadisi’ndeki tüm büyük şirketler Kurzweil’in görüşlerini çok ciddiye alıyorlar.

Yanlış anlamayın, robotların dünyayı ele geçirdiği ve insanların, Matrix filmindeki enerji tarlaları olarak kullanıldığı bir dünyadan söz etmiyor.  Makine ve organik arasındaki ayırımın yok olduğu bir ütopya Kurzweil’inki.  Biz biraz mekanikleşeceğiz, robotlar biraz organikleşecek.  Yani dünyaya geldiğimiz bedeni geride bırakıp, yeni teknolojilerle bir çeşit ölümsüzlüğe eriştiğimiz bir gelecek.

“Çok ilginç, ama bizimle ve ekolojiyle ne ilgisi var bunun?” diyeceksiniz.  SU, her yıl yaz döneminde 80 “öğrenci” seçiyor ve bunlara 10 haftalık bir program uyguluyor.  Her birinden istedikleri çok basit(!):  dünyada bir milyar insanın hayatını, 10 yıl içinde olumlu yönde etkileyecek bir fikir üretip, bunu şirketleştirmeleri gerekiyor.

Mezunların şirketleri arasında ekolojiyi ön plana çıkaran ilginç şirketler var.

Getaround, sera gazı salımlarını azaltmak için, bireylerin atıl duran binek araçlarını paylaşmalarını kolaylaştıran bir sistem geliştirmiş.  Blue Oak Resources, elektronik ve bilgisayar parçalarındaki metalleri dönüştürüyor.  Temel yaklaşımı:  “Yeni madenler açılmasın, var olanları kullanalım”.  Buna uygun olarak, atık sulardaki bakırı bakterilere çektiren bir teknoloji geliştirmiş.  Matternet, henüz başlangıç aşamasında.  Bir milyar insanı olumlu etkileyecek çözümü, ilaçları, gelişmekte olan ülkelere, İnsansız Hava Araçları (İHA) ile yollamak.

Son olarak, iki yeni şirket katılmış mezunlar albümüne.  İkisi de laboratuarda et üretmeyi amaçlıyor.  Birkaç yıl içinde, geçen yaz sözünü ettiğimiz yapay etten çok daha lezzetli ve daha az kaynak gerektiren et çeşitleri üretebileceklerine inanıyorlar.  Amaçları yakında 9 milyarı bulacak dünya nüfusunu daha az kaynak kullanarak besleyebilmek.

Bu alanda, Silikon Vadisi’nde, iki başka şirket daha var.  Onlar da, SU mezunu şirketler gibi, Vadi’nin ‘teknoloji-her şeyi-çözer’ iyimserliğini düstur edinmişler.  Ama şu anda, yapay et üretmeye çalışan SU şirketlerinden çok daha ilerideler.

Bir sonraki yazımız onlarla ilgili.

Tahsin Çorat /  Yararlanılan Kaynak:  Jane Wakefield, BBC, 3.12.2013

Reklamlar
Bu yazı Teknoloji içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s