Yakala yunusu, parçala, sonra denize at

Ürperti verici, çirkin bir kırımın öyküsü bu.  Peru’dayız.  Balıkçılar kıyıdan uzaklarda yunus avlıyorlar zıpkınla.  Bu sevimli yaratığı canlı canlı tekneye çekiyorlar ve hâlâ canlıyken kesiyorlar, biçiyorlar, el kadar parçalara dönüştürüyorlar.  İşe yaramaz yerleri gerisin geriye okyanusa atıyorlar, küçük et parçalarını da köpekbalığı avlamada yem olarak kullanıyorlar.  Her yıl 10-15 bin yunus böyle yok ediliyor.  Vahşet!

Yunus zeki, cana yakın, adeta arkadaş canlısı, oyuncu tavırlı ve insan dostu bir yaratık.  Eski çağlarda da gözde bir hayvandı.  Yunan ve Hint mitolojisinde yeri vardı.  Kutsal kitaplarda bile.  Geçmiş kültürlerin yapıtlarında, çanak-çömleklerde, saray süslemelerinde, heykellerde, madeni paralarda hep görülür.  Çağdaş edebiyatta da, özellikle bilimkurguda yer alır.  Denize açılanlara şans getirdiği düşünülür.  [1950’li, 1960’lı yıllarda İstanbul Boğazı’nda izlenen, el sallanan, şarkılar söylenen yunusları içimizden çok kişi herhalde özlemle anmaktadır.]  Böylesine duygusal konumu olan bir yaratığa yapılanları ‘vahşet’ diye adlandırmak şaşırtıcı değil.

Diyeceksiniz ki, güzelim yunuslara Peru açıklarında uygulanan bu işkenceye ne gerek var?  İşin arka planında çok eski bir öykü yatıyor.

YUNUS 01

Yunus avlama merakını İtalyan göçmenler getirmiş Peru’ya.  1960’lı yıllarda.  Rastlantı sonucu balıkçı ağlarına takılan birkaç yunusu, eti ucuz diye, bu göçmenler yemeye başlamışlar.  Bu tür besin giderek yaygınlaşmış ve doksanlı yıllarda yunus avı yılda 20 bine kadar ulaşmış.  Bu sevimli yaratığın dostları ayaklanmışlar ve uzun bir çabadan sonra, 1996’da yunus avı yasağını getirmişler Peru’ya.  İyi güzel de, çoğu yerde olduğu gibi bu yasağı uygulamada zorluklar yaşanmış.  Ava devam eden balıkçılar denetlemenin azaldığı gece yarıları getirir olmuşlar yunus etlerini.  Görevi yasakları uygulamak olan birileri göz yummuş para karşılığı;  diğerleri çaresiz kalmış.  Ne de olsa, Peru’nun 3.000 kilometreye varan okyanus kıyısı var ve yüzlerce limanı.  Bunların hepsini denetim altında tutmak o kadar da kolay değil.

YUNUS 02

Kırıma uğrayan yunus sayısında düşüş yaşanırken birden ortaya yeni bir uygulama çıkmış.  “Okyanusta yunus bol.  Bundan nefis yem olur!” demiş birileri.  “Özellikle köpekbalığı avlamada.  Öyle ya!  Köpekbalığı çok tüketiliyor.  Ne de olsa, bir yılda 100 milyon adetlik tüketim var dünyada.  Hindistan’dan Avrupa’ya çeşitli biçimde yeniyor.  Etinde iyi para var.  Burada yakalayıp Asya’da bile satabiliriz.”  Bu düşüncelerle yunus avında gene bir patlama belirmiş.

YUNUS 03

Üstelik yeni uygulamada kıyıya kaçak et getirme sıkıntısı da yok.  Yunusu çok uzaklarda avla, kes biç, elde ettiğin yemi teknede kullan, atıkları da denize at.  Tıkır tıkır işleyen bir düzenek.  (Gözlemciler Peru kıyılarına vurmuş olan atıklara orada burada hep rastlandığından söz ediyorlar.)

YUNUS 04

İşte bu noktada güncel olaya geliyoruz.  Bir İngiliz gazeteci (Jim Wickens) Peru’dan okyanusa her gün açılan 500 tekneden birinin seferine (ana amacını belirtmeden) katılma şansını buluyor.  Kamerasıyla.  Günler boyu masum görünüşlü çekimler yapıyor.  Bunlardan yunus avının vahşeti üzerine bir belgesel hazırlıyor.  Video geçtiğimiz 17 Ekim’de İngiltere’de ITV televizyonunda gösterilmiş.  Aynı anda da Peru’da.  Video, yunusların canlı canlı parçalandığını gösteren rahatsız edici görüntüler sergiliyormuş.

Jim Wickens’in bu çabasının arka planında uzun yıllardan beri çevre, ekoloji, denizler konusunda önemli ve başarılı çaba gösteren bir örgütlü toplum kuruluşu var:  Mundo Azul (Mavi Dünya).  Tekrar tekrar gösterilen video öylesine bir tepki yaratmış ki Peru’da, iki hafta içinde 100 binden fazla kişi ortak imza vererek hükumetten bu rezalete son vermesini istemiş.  [Bir not:  Mundo Azul Japonya’da ve Faroe Adaları’nda yunus kırımına karşı da çaba gösteriyor.]

Eh, Peru’da toplumun sesine kulak vermeyi becerebilen bir hükumet var anlaşılan.  Ne de olsa, demokratik bir toplumun gereği bu.  Yönetim bu vahşeti önlemek amacıyla ne gerekiyorsa, bunun mutlaka yapılacağını duyurmuş.

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynaklar:  Chrystelle Barbier, Le Monde, 2.11.2013 – Mundo Azul sitesiRachel Chase, Peru This Week, 17.10.2013 – Lara Whyte, ITV News, 18.10.2013 – ITV, 17.10.2013

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar, Doğal kaynaklar, Genel Konular içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s