İlk iklim sığınmacısı kapıya dayandı

Hep konuşuluyordu; günün birinde olacak deniyordu.  Sonunda o gün geldi.  Üç çocuk babası Ioane Teitiota, ailesinin yerleşik olduğu adada deniz yükselmesi yüzünden yaşam olanağı kalmadığını ileri sürdü;  1951 Uluslararası Cenevre Konvansiyonu’na gönderme yaparak Yeni Zelanda’ya sığınma talebinde bulundu.  Yeni Zelanda ise konuyu demagojik biçimde çarpıtarak talebi reddetti.  Şöyle bir gerekçeyle:  “Ülkenize dönerseniz, kimse sizi öldürmeyecek.”

Bu, iklim değişimi nedeniyle yapılan ilk sığınma isteği oluyor.  Ioane Teitiota Pasifik Okyanus’unun orta kesiminde yer alan, takımadalardan oluşan bir ada ülkesinde, Kiribati Cumhuriyeti’nde yaşıyor.  100.000 nüfuslu küçük bir ülke burası.  Ama Maldivler gibi topun ağzında.  İklim değişiminin ilk faturasını alacak yerlerden biri.

DALGA

Ioane’nin avukatı Yeni Zelanda’nın kararına derhal itiraz etti.  Ülke denizden birkaç karış yükseklikteki otuz kadar adadan oluşuyordu ve sular zaman zaman yükselerek geniş kesimleri kaplıyordu.  Ekinler tahrip oluyor, içme suyu kaynağı olan yeraltı sularına bol tuz karışıyordu.  Avukata göre, içme suyuna erişme en doğal, en yaşamsal haklardan biriydi ve bu konuda Kiribati hükumetinin tek başına alabileceği hiçbir önlem yoktu.

Halkların, iklim değişimi kaynaklı çölleşme, doğal felaketler, deniz yükselmesi gibi nedenlerden yaşam yeri değiştirmesi yeni değil aslında.  Ama bu göç hareketleri hep ülkelerin içinde kalıyordu şimdiye kadar.  İşte, artık olay uluslararası boyuta çıkıyor.  İnsanlar sınırları aşıp başka ülkelere kaçma zorunda kalıyor.  Ancak, Yeni Zelanda gibi, 1951 Konvansiyonunun özüne değil de, sözüne bakmakla yetinirsek, bu durumun uluslararası hukukta yeri yok.  Çünkü sığınmacı, kâğıt üstünde “ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti ya da siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönmeyen ya da dönmek istemeyen kişi” diye tanımlanıyor.

Şimdilik yalnızca iki ülke, İsveç ve Finlandiya, Cenevre Konvansiyonu’nu iklim değişimi mağdurlarını da içine alacak biçimde uygulamaya başladı.  Amerika ile Avrupa ikili oynuyor ve bazı açık kapılar bırakmış gibi görünüyorlar.  Ama bu yaklaşıma sıcak bakmıyorlar.

Bu sinsi direnişe karşın, İsviçre ve Norveç sığınmacı tanımını genişletip ekoloji boyutunu devreye alabilecek bir girişim başlattılar.  Avustralya, Almanya, Meksika, Kosta Rika, Filipinler, Kenya ve Bangladeş bu çabayı destekleme kararı aldılar.  Ama ülkelerin çoğu çekimser davranıyor, ufak tavizlerin ötesine gitmek istemiyor.  Bu bakımdan gözlemciler, Cenevre Konvansiyonu’nun daha da genişletileceğini ve ekoloji sığınmacılarına bir takım haklar tanınacağını pek sanmıyorlar.  Hele gelişmiş ülkelerde, özellikle Avrupa’da ırkçı, ayrımcı eğilimlerin hızla arttığı bir ortamda.

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Laetitia Van Eeckhout, Le Monde, 24.10.2013

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar, Doğal kaynaklar, Nüfus, İklim içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s