Akdeniz zor günler yaşıyor

Tarih boyunca, uygarlığın yeşerip geliştiği bir beşik oldu Akdeniz.  Büyük imparatorluklar gördü.  Topraklarından sanat, bilim, teknoloji fışkırdı.  Ana ticaret yolu oldu.  Balıklarıyla, deniz hayvanlarıyla, kıyılarındaki bitki çeşitliliğiyle zengin bir yiyecek sofrası sundu.  Halkların, durmadan savaşmış olsalar da, ortak nitelikli bir kültürde yakınlaşmalarına olanak sağladı.  Ancak bugün sağlığı çok bozuk sevgili Akdeniz’in.  Uzmanlar kara kara düşünüyor.

AKDENİZ 1Diyeceksiniz ki, bütün denizler de hasta.  Doğru.  Ne var ki, Akdeniz’imizin içinde olduğu koşullar daha ağır.  Kapalı bir deniz bu.  Karalardan gelip ona kavuşan su miktarı, buharlaşmayla uçup giden miktardan daha az olduğu için suları daha tuzlu.  Çevresinde aşırı ölçüde yerleşmeler oluşmuş, kıyıları kapışılıp yağmalanmış.  Bunlar kirletmişler Akdeniz’i.  Kanalizasyonları, tarım kaynaklı kimyasalları boşaltmışlar.  Okyanusların %0,8’i kadar bir alan kapladığı halde denizlerdeki toplam biyolojik çeşitliliğin %20’sini barındırıyor denizimiz.  Ama bu zenginliğe sahip çıkılamıyor, örneğin balıkçılık kontrol edilemiyor.

AKDENİZ 2

Endişeler o kadar fazla ki, sonunda kollar sıvanmış.  İki önemli girişim söz konusu.  Biri hayli eskilere dayanan ve yeryüzünün çok yerini hedefleyen bir çaba:  Deniz Koruma Alanları (DKA).  Ya da Fransızcasıyla AMP (Aires marines protégées).  Nedir DKA?  Biyolojik çeşitliliğin, doğal değerlerin korunması için yasa ve benzeri düzeneklerle yönetilip korunan deniz alanları.  Bugün, bunların sayısı 10.280’e varmış durumda.  Bu, hayli fazla gibi görünüyor, ama koruma dünya denizlerinin yalnızca %2,3’ünü kapsıyor.  Ülkeler toplam koruma oranının 2020’ye kadar %20’ye çıkarılmasını hedefliyorlar.

Akdeniz’imizde, alanın %4,6’sını koruma altına almış 677 DKA var.  Aşağıda bunların dağılımını görüyorsunuz.

MEDPAN

Bunların bazıları başarılı.  Öyle ki, kaçıp gitmiş olan balıkların geri döndüğü bile gözleniyor.  Ancak, ne yazık ki, bu alanlar hem genellikle küçük, hem de birbirinden kopuk.  Yarıdan fazlası Fransa, İspanya ve İtalya kıyılarında.  Güney kıyıları bu bakımdan çok yetersiz.  Bazıları yalnızca kâğıt üstünde kalmış.  Sonuç verici koruma yapabilmek için  ödeme yapılan sürekli kadrolar oluşturmak gerekiyor.  Ama bazı yerlerde konu günün belli saatlerinde gelip şöyle bir bakan gönüllülere bırakılmış durumda.  Örneğin Yunanistan’daki ve Hırvatistan’daki alanlarla kimse ilgilenmiyor.

Öyle anlaşılıyor ki, ülkemizin tanımlayıp yönettiği DKA’lar arasında ikisi baş köşede.  Biri Kekova’da, öteki de Datça Bozburun’da.  Yabancı gözlemciler Türkiye’nin bu konuda başarılı bir atılım yaptığını söylüyorlar.

AKDENİZ 3Gelelim, ikinci önemli girişime:  MedPAN (Akdeniz Koruma Alanları Ağı).  Bu, Akdeniz’de kıyısı olan 21 ülkedeki DKA ilgililerini bir araya getiren bir işbirliği ağı.  İlgili dediysek, bunu çok geniş kapsamlı düşünmek gerekiyor:  çevre, turizm, balıkçılık, ekonomi alanlarındaki kamu görevlilerinin yanında, bilim insanları, araştırmacılar, örgütlü toplum kuruluşları, yerel girişimciler…  Örneğin, ülkemizin resmi kuruluşlarının dışında Sualtı Araştırmaları Derneği, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) gibi kuruluşlar katılıyor bu ağa.  Bunlar birbirlerinin deneyimlerini öğreniyorlar, işbirliği kanalları oluşturuyorlar, ortak çabalar gerçekleştiriyorlar.  En önemlisi, ‘tek sesli’ bir baskı grubu olarak ortaya çıkıyorlar.

MedPAN ikinci toplantısını geçen yılın Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirdi.  Çok başarılı geçtiği söylenen toplantıda 300 kişi bir araya geldi ve 2020’ye kadar uzanan, ortak politika hedeflerini tanımlayan bir strateji belgesi oluşturdu.  Bu ‘yol haritası’ geçtiğimiz haftalarda (21-26 Ekim 2013) Marsilya ve Korsika’da düzenlenen ve başka bölgeleri de içine alan başka bir toplantıya sunuldu.  (Raporun Türkçesi burada.)

Ne dersiniz, bu usanmak bilmeyen çabalar, bu inançlı girişimler sevgili Akdeniz’imizi sağlığına kavuşturabilecek mi, ileri bir tarihte?

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Martine Valo, Le Monde, 23.10.2013

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar, Doğal kaynaklar, Ekoloji Politikası içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s