Bırak, perişanlık olduğu gibi kalsın!

Ivan Macfadyen, ufak yelkenlisiyle okyanusları defalarca geçmiş deneyimli bir denizci.  Avustralya’nın Newcastle kentinde yaşıyor.  Geçtiğimiz aylarda, 10 yıl önceki rotasını izlemeye ve Melbourne’dan Osaka’ya, oradan da San Fransisco’ya gitmeye karar vermiş.  Ancak yolculuğu on yıl öncekinden çok farklı geçmiş.  Bunun üzerine gördüklerini yazmaya ve deniz tutkunlarından yardım istemeye karar vermiş.  Bu, Macfadyen’in perişan okyanusunun öyküsü.

OKYANUS-1“Bu defaki yolculuğun en tuhaf tarafı sessizlikti.” diyor usta gemici.  “Rüzgâr uğultusu, yelkenlerin çırpışması ve dalgaların tekneye vurması dışında hiçbir ses yoktu.  Her yolculuğumuzda bizi takip eden, tekne direklerinde dinlenip yollarına devam eden yüzlerce kuş olurdu.  Şimdi bir tane bile göremiyorduk.  Önce nedenini anlamadık, ama sonra fark ettik ki, kuşların olmamasının nedeni balıkların yok olmasıydı.  Diğer geçişlerimizde oltamızı her attığımızda bir kaç dakika içinde o günlük yemeğimizi tutabilirdik.  Bu defa 28 günde sadece iki balık takıldı oltamıza.”

Ekvator’un kuzeyinde, Yeni Gine’nin biraz üstünde, bir balıkçı teknesi görüyor Ivan Macfadyen ve kardeşi Glenn.  Balıkçı teknesi dedikleri, devasa bir yüzen fabrika.  Gece, gündüz, trolleri ile dipleri kazıyan ve canlı her şeyi yutan bir alamet.  Teknenin yanından geçerlerken, birkaç gemici bir şişme motora binip Macfadyen’lerin yelkenlisine doğru yola çıkıyorlar.  Biraderler biraz ürküyorlar, korsan mı bunlar acaba, diye.

Ama gelenler Melanezyalı balıkçılar, daha doğrusu fabrika işçileri.  Macfadyen’lere beş büyük çuval balık getiriyorlar, hediye olarak.  Fabrika gemilerinin tek aradığı ton balığıymış, yakaladıkları diğer balıkları ne yapacaklarını bilemedikleri için ölü olarak denize atıyorlarmış.  Yelkenliyi görünce “Birazını onlara verelim” demişler.

OKYANUS-2

Macfadyen, bu beş çuval, kaç günlük “artık” diye sormuş.  Yanıt, günlük artığın çok ufak bir kısmı.  Yani birkaç yüz tane ton balığı yakalamak için, yüzbinlerce başka balığı öldüren bir balıkçılık anlayışı.  “Niye balık göremediğimizi ve tutamadığımızı o zaman anladık.” diyor Macfadyen.

Osaka’dan San Fransisco’ya olan kısımda gemici kardeşlerin morali daha da bozulmuş.  Hiçbir canlı varlık görmemişler günler boyunca.  Sonra bir gün kafasında kocaman bir tümörle su yüzeyinde debelenen bir balinaya rastlamışlar.  “Geri kalan zamanda ufak bir balık bile yoktu!” diyorlar.

OKYANUS-3

Ama onların yerine, milyonlarca plastik şişe, torba ve tsunaminin Japonya’dan koparıp getirdiği bin bir çeşit eşya parçası her yerde karşılarına çıkmış.  Yüzen fabrika bacaları, kazanlar, piknik sandalyeleri, oyuncaklar, süpürgeler, ağlar, uzun ipler, ne isterseniz, denizlere yayılmış, geziniyor.  Bu iplerden o kadar çok görüyorlar ki, rüzgâr durduğu zaman bile motorlarını çalıştırmaya korkuyorlar, “Pervaneye bir şey takılır da yola devam edemeyiz!” diye.

[Geçtiğimiz yıl Ekogazete’de bu çöplerin nasıl kocaman adalar oluşturduğunu anlatan bir haber yayınlamıştık.  Macfadyen’in gözlemlediği felaketin bir önceki durumu.]

OKYANUS-4

Tekneye vuran büyücek parçaların sesinden ve ‘hasar olursa’ korkusundan uyuyamaz oluyorlar.  Bir de şunu naklediyor Macfadyen.  Teknesinin parlak sarı boyası yıllardır canlı rengini korumuş, ama bu defa Japonya’dan çıkarken boyanın rengi garip bir tona dönüşmüş ve normal parlaklığı sönmüş.  “Buna neden olan kimyasal maddenin ne olduğunu bilmek bile istemiyorum.” diyor Avustralyalı denizci.

Amerika’ya varınca, diğer denizcilere ve ekoloji sorunlarıyla ilgilenenlere iletmiş durumu.  “Okyanus perişan; kırım geçiriyor.  Dünyayı uyaralım, okyanusun iflas etmiş olduğunu söyleyelim ve bir çözüm bulalım!” mesajını vermiş onlara.  “En azından şu her yeri kaplamış çöpleri toparlamak için teknelerle yola çıkalım, bir çaba gösterelim!” demiş.

Aldığı yanıt:  “Balık sorununa hiçbir hükümet çözüm istemiyor.  Boşuna uğraşma.  Çöp sorununun bilincindeyiz ama hesap ettik, çöpleri kaldırmak için gereken tekne sayısı ve onların harcayacağı yakıt, çöpleri orada bırakmaktan daha fazla ekolojik sorun yaratacak.”

“Bırak böyle kalsın!”

Tahsin Çorat /  Yararlanılan Kaynak:  Greg Ray, The Herald, 18.10.2013

Reklamlar
Bu yazı Atıklar, Denizler - Irmaklar, Ekoloji Politikası içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s