İklim değişimini kim nasıl anlıyor?

Çoğu zaman, iklim değişiminin korkunç olabilecek sonuçlarını sokaktaki insana kabul ettirmekte zorluk çekildiği söyleniyor.  “Halkta daha gelişmiş bilim kültürü olsaydı, iklim değişimi konusunu kolayca kavrayabilirlerdi!” deniyor.  Ancak hukuk ve psikoloji profesörü Dan M. Kahan bu görüşe katılmıyor.  Ona göre, bu alandaki sorun bilim kültürü eksikliğinden değil, kişilerin ait olduğu grubun değerler sisteminden ve felsefesinden geliyor.  Bu özellik dikkate alınmadığı için iklim değişimi etkili bir iletişim düzeniyle kamuoyuna sunulamıyor.

Dan M. Kahan Yale Üniversitesi’nde profesör.  Yürüttüğü araştırmanın sonuçları iki grubu tavırları bakımından birbirinden ayırmak gerektiğine işaret ediyor:  “Bireyciler” ve “Toplumcular”.  Bireyciler kişinin kendi refahından ve sağlığından ancak kendinin sorumlu olduğuna inanırlar ve yaşam tarzlarına devletin karışmasını kabul etmezler.  Bu nedenle de “İklim değişimi var.  Aman şunu yapma, bunu yapma.” denilmesinden, yasaklara gidilmesinden asla hoşlanmazlar.  Ekonomik etkinliklerin sera gazı salımını azaltması yolundaki kısıntı getirici önerilere karşı çıkarlar.  Giderek iklim değişiminin yaratacağı riskleri hafife alır ve iklim değişimi olgusunu reddederler.

Toplumcular ise büyük sorunlar belirdiği zaman devletin ve örgütlü toplum kuruluşlarının gözetimine, müdahalesine sıcak bakarlar.  Bunun mutlaka olmasını isterler.  Ekonomik etkinliklerin sera gazı konusundaki dirençlerini hoş karşılamazlar.  Kısıtlamalara ve yaşam tarzı değişimine taraftar olurlar.  Bu nedenle onlar için iklim değişimi önemli konudur.

Üstelik unutmamak gerekir ki, kişilerin yargıları bilimsel verileri incelemeleri ve ölçüp biçmeleriyle oluşmaz.  Daha çok kendileri gibi kişilerin oluşturduğu gruplarda oluşan görüşlerden gelir bilgi.  Hele günümüzde o kadar güçlü haberleşme kanalları var ki!  Bunların yanında bilginlerin dedikleri sivrisinek vızıltısı gibi kalmakta.  Grupta şöyle ya da böyle oluşmuş ve yaygınlık kazanmış bir düşünceye ters bir tavır takınırsanız derhal dışlanırsınız.

Amerika’da Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen kişilerinden biri tuttu, seçimlerden önce durup dururken iklim değişimi taraftarı görüşler ileri sürmeye başladı.  Ne oldu?  Seçimi kaybetti.

Prof. Kahan araştırmasının bir noktasında ilginç bir deneme yapmış.  Deneklerine bilimsel nitelik taşıyan iki yazı sunmuş ve değerlendirmelerini istemiş.  Bir yazı sera gazı salımını kısıtlayan katı öneriler taşıyormuş.  Öteki ise geoengineering (iklim mühendisliği) kavramına ağırlık veriyormuş.  Denekler bu son yaklaşımı daha az rahatsız edici (daha az tehdit edici) bulmuşlar.  Aslında iki yaklaşımla, iklim değişimini kabul edip etmeme arasında bir ilişki yok.  Ama denekler iklim mühendisliğini daha olumlu ve yapıcı buldukları için onu tercih etmişler.

Bütün bunlardan çıkan bir sonuç var.  İklim değişimini insanlara anlatırken (sonuç alınmak isteniyorsa) yukarıda değinilen psikolojik ve sosyolojik etkenleri göz önünde tutmak gerekiyor.  Durmadan korkutucu, her şeyi kapkaranlık kılıcı, olumlu ve yapıcı tarafı olmayan söylemler oldukça hatalı.

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Diane Toomey, Yale Environment 360 – The Guardian, 13.9.2013

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, İklim içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s