Zaman 1986’da durdu

Garip gelebilir, ama Kanadalı bir aile 1986’ya geri döndü.  Bilinçli bir seçim yaparak.  Ne demek bu?  Çok basit.  Bu tarihten sonra devreye girmiş olan teknolojilerin tamamına “Hayır!” demek…  Bunları kullanmamak…  Eve sokmamak…  Daha açık söyleyelim.  Cep telefonu, DVD, internet, kablo yayını ve benzerlerini yaşamlarına bulaştırmamak.  Onların yerine sabit telefonla, videoyla, ansiklopedilerle, normal televizyon yayınıyla yetinmek.

Kim bunlar?  Niye 1986?  Gerekçe ne?  Morgan ve Blair McMillan ile biri 5, diğeri de 2 yaşındaki çocukları bu aileyi oluşturuyor.  1986 karı-kocanın doğum tarihi.  Ve çocuklarını kendi ailelerinin onları yetiştirdiği gibi büyütmek istiyorlar.  İşte burada işin püf noktasına geliyoruz.  Morgan ve Blair şimdiki yaygın yaşam modelinin son derecede sağlıksız olduğundan yakınıyorlar.  Bu uygulamadan önceki dönemde baba oğluna ne zaman “Gel bahçede top oynayalım.” dese oğlan omuz silkermiş.  Anne kızına “Gel seni salıncakta saldırayım.” dediği zaman kız surat buruştururmuş.  İkisi de, oturdukları yerde, ellerindeki elektronik şeylerle tık tık yapmaya devam ederlermiş.  “Çocuklar bir ağaca tırmanmaktan, bir çiçek tanımaktan aciz.” diyor karı-koca.

Bu denemeye geçtiğimiz Nisan ayında başlamışlar.  Gelecek yıl aynı aya kadar devam edecekler.  Blair bu yeni ortamın evdeki herkesi birbirine yakınlaştırdığını söylüyor.  Çocuklar anne-baba ile daha fazla birlikte oluyorlar.

Düzenin başka boyutları da var.  Örneğin eve konuk geldiği zaman onlara cep telefonlarını kapatıp kapının yanındaki kutuya koymalarını istiyorlar.  Banka işlemlerini bilgisayar üzerinden değil, bankaya giderek yürütüyorlar.  İlginç, bol bol kitap okumaya başlamışlar.  Büyük zevk alarak.  Morgan işyerinde bilgisayar kullanıyor, ama Blair daha katı çıkmış.  Bu yüzden iş de kaybetmiş.  Örneğin, temas etmek istediği şirketler faks göndermesini kabul etmiyorlar, ‘e-mail gönder’ diyorlar.  Ama beceremedikleri bir nokta var:  otomobil.  Anlaşılan 1986’dan kalma araba bulamamışlar, 2010 model Kia kullanıyorlar.

Bütün bunlardan elbette bir belgesel ya da kitap çıkacak.  Ama acaba ne gibi bir etkisi olur Kanada ortamında?  Burada evlerin %80’inde cep telefonu da var, internet bağlantısı da.  Bunlar bu oyuncaklarından vazgeçebilirler mi?  Ama, bununla birlikte yapılmış araştırmaya göre internet bağlantısı olmayanlar “Böyle şeylere hiç mi hiç gereksinim duymuyoruz.” demişler.

Tabii, bu denemenin zayıf bir noktası da var.  Çocuklar çok küçük oldukları için kolayca ayak uydurmuşlar bu düzene.  Okul yaşında olsalardı acaba nasıl davranırlardı?

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynaklar:  Maryam Shah, Toronto Sun, 4.9.2013  –  Megan Garber, The Atlantic, 9.9.2013

Reklamlar
Bu yazı Genel Konular, Kentler içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s