Meğerse boyumuz uzamış

İngiltere’de yürütülen bir araştırmaya göre geçtiğimiz yüzyıl içinde boyumuz 11 santim uzamış.  Essex Üniversitesi ekonomi profesörü Timothy Hatton böyle diyor.  Aslında sağlık konularıyla ilgilenen birçok ekonomist bu alanda çeşitli çalışma yürütmüş, şimdiye kadar.  Ancak Hatton bunu 1870-1980 arasına yaymış ve 15 Avrupa ülkesindeki verileri kullanmış.  Profesör bu olguya neden olma ihtimali olan çeşitli etkenlere eğiliyor.

Çalışma yüzyıl öncenin ortalama boyları ile yakın zamanlardaki ortalama boyları kıyaslıyor.  Bu verilerin en önemli kaynaklarından biri askere alınan binlerce gencin dosyalarındaki boy ölçümü kayıtları.  Bu nedenle araştırma sonuçlarının kadınlara bu çalışmanın çerçevesi içinde yansıtılamayacağını belirtiyor profesör.

Daha önceki çağlarda da benzeri bir olayın görüldüğünün tahmin ediliyor:  ancak son çağdaki “boy atma” gelişmesinin benzeri olmayan, dramatik denilebilecek boyutta ortaya çıktığı anlaşılıyor.  Özellikle iki dünya savaşının arasında önemli büyüme yaşanmış.

Bununla birlikte Kuzey ve Orta Avrupa ülkelerindeki boylanma, güneye göre daha belirgin.  Örneğin, Danimarka’da 1911-1951 arasında gençler her on yılda bir 1,83 santim boy almış;  ama sonra durulmuşlar ve bu değer 1,38 santime düşmüş.  İspanyollarda durum tersine.  1911-1955 arasında her on yılda ancak 0,78 santim boy alırken, 1951-1980 arasında bu değer 2,58 santime fırlamış.  Araştırmacı bu gelişmelerin Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkelerinde aynı büyüklükte görülmediğini de vurguluyor.

Prof. Hatton olayın nedenlerini (istatistik analizleri yürüterek) irdelemeye çalışmış.  Bunların başında hastalıklarla savaşımdaki başarıları görüyor.  Örneğin, bebek ölümlerinin oranı 1870’lerde binde 178 iken, bu değer 1980’lı yıllarda binde 41’e düşmüş.  Profesör boy kazanmada bu olgunun önemli etkisi olduğunu ileri sürüyor.

Oxford Economic Papers’da Eylül 2013 başında yayımlanan araştırmanın sonuçları hastalıkları kontrol altına alma ve tedavi etme çabalarının daha sağlıklı bir gelişme ortamı yarattığına, bunun da boy uzamasına yansıdığına işaret ediyor.  Gelir düzeyinin artması, daha iyi bir eğitim kazanılması, aile boyutundaki küçülme gibi etkenlerin daha sınırlı etkisi olduğu düşünülüyor.

Bu arada not etmek gerekir ki, araştırmacı bir zamanlar kırsal kesimdeki halkın daha çabuk boy kazanmış olduğunu vurguluyor.  Ancak daha sonra ulaşım altyapısının, özellikle demiryolların gelişmesinin tarlalardan çıkan besin maddelerinin hızla kentlere aktarılabildiğini ve kent halkının da taze ürünlere kolayca ulaşabildiğini (ve bunun boy uzamasında etkili olduğunu) belirtiyor.

[Araştırma 1980’e kadar olan verileri ele almış.  Acaba şöyle bir soru sormak gerekmez mi?  O dönemden sonra içine girilen tüketim toplumu, küreselleşmiş ekonomi, ilaçlanmaya dayalı endüstriyel tarım, obozite gibi olguları yaratan beslenme alışkanlıkları bu konuda ne gibi uzun vadeli sonuçlar yaratacak?]

Atila Alpöge /  yararlanılan kaynaklar:  Oxford Economic Papers, Eylül 2013 – Le Monde, 2.9.2013

Reklamlar
Bu yazı Genel Konular, Sağlık - Beslenme içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s