Borcu biz yarattık. Ödemeyi başkalarına bıraktık.

Mirasyedi gibi harcadık.  Elimizdeki kaynakları tükettik.  Gırtlağa kadar borç içindeyiz ve borç durmadan artıyor.  Sanki mahalle bakkalına “Yaz hesaba!  Bir gün birileri öder.” diyoruz.  Hiç utanmadan, sıkılmadan.  Peki, kim ödeyecek faturayı?  Çocuklarımız, torunlarımız elbette.  Hangi faturayı mı?  Yeryüzünün ürettiğinden fazlasını tüketmenin faturasını.  Bu yıl 20 Ağustos’ta yıllık bütçeyi tükettik.  Sonrasını borca yazdırıyoruz.  İşte, Türkiye’nin borcu.

Türkiye

Buradaki yeşil çizgi ülkenin bir yılda (kişi başına) üretebildiği biyolojik olanakları ve tüketim atıklarını emip yok etme kapasitesini gösteriyor.  Gözlenen azalma kesilen ağaçları, yok edilen ormanları, kirletilen denizleri, kötü kullanılan su yataklarını, tarımsal alanlara yerleşme ya da otoyol yapılmasını ve benzerlerini yansıtıyor.  Ayrıca bu değer kişi başına olduğu için nüfus arttıkça da azalıyor.

Kırmızı çizgi de (gene yıllık ve gene kişi başına) “ekolojik ayak izi”ni yansıtıyor.  Yani durmadan tüketmeyi.  “Bütün olanaklar benim olsun” demeyi.  Bu tavır gittikçe artıyor ve “O da benim olsun, bu da benim olsun.  Harca, tüket.” istemini pompalıyor.

Özetle, kırmızı ve yeşil çizgiler içinde olduğumuz çelişkiyi gözlerimizin önüne seriyor.  Yukarıdaki şemadan öğreniyoruz ki, Türkiye 1990 dolaylarında başa baş duruma gelmiş.  Daha sonra (ekolojik anlamda) mirasyediler sınıfına katılmış.  Bir yandan ekonomimiz iyiye gidiyor, diyoruz.  Öbür yandan da ekolojik anlamlı bir borç sarmalında debeleniyoruz.

İyi güzel de, acaba dünya boyutunda durum nasıl?

DÜNYA

Demek ki, dünya çok daha önceleri (1970 gibi) kırılma noktasına gelmiş.  Gelişmiş (dediğimiz) ülkelerin marifeti sayesinde.  Şimdi artık, “gelişmekte olanlar” diye adlandırılan ülkelerin devreye girdiğini görüyoruz:  Çin’di, Hindistan’dı, Brezilya’ydı, Rusya’ydı. Yani şimdi bunların da kendilerine özgü kaynakları yetmez oluyor ve gözleri başka ülkelerdeki kaynaklara kayıyor.

Olaya yıllık temelde bakarsak, görüyoruz ki yeryüzünün bir yıl içinde üretebildikleri belli bir tarihte yetersiz kalmaya başlıyor.  Ve bu tarih her yıl biraz daha geriliyor.  Bu yıl, yukarıda da dediğimiz gibi, borcun başladığı gün 20 Ağustos’tu.  2012’de 2 Eylül.  2011’de 22 Eylül.  2000’de ise 1 Kasım.  [Ekogazete bu olgudan 2001 tarihli bir yazıda da, 2002 tarihlisinde de söz etmişti.]

Bu hesapları her yıl 36 ülkeden 66 kuruluşla el ele Global Footprints Network (GFN) adlı saygın ve güvenilir bir kuruluş yapıyor.  [GFH’nin işbirliği yaptığı kuruluşları görmek isterseniz tıklayın buraya.]

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Thomas Diego Badia, Le Monde, 20.8.2013

Reklamlar
Bu yazı Doğal kaynaklar, Ekoloji Politikası, Genel Konular içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Borcu biz yarattık. Ödemeyi başkalarına bıraktık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s