Doğadan fışkırmış müzik: “Sebze Orkestrası”

Şaka yapmıyoruz.  Zırdelilerden de söz etmiyoruz.  Karşınızda ciddi bir müzik topluluğu var.  “Sebze Orkestrası” diyorlar kendilerine.  Topluluğun adı böyle, çünkü çalgıları taze sebzelerden oluşuyor.  Kendileri mahalle pazarlarında dikkatle seçiyorlar bunları.  Sonra da özenle elden geçirip biçimlendiriyorlar.  Onları çaldıkları zaman da doğanın doğal sesleri yayılıyor ortaya.  Elektronikti, poptu, her türlüsü var müziğin.  Niye bu da olmasın?

Dertleri alışılmışın dışında, deneysel müzik yapmak.  Bizleri günlük yaşantımızda sarıp sarmalayan doğal ses dünyasını keşfetmek.  “Doğadaki (aşağı yukarı) her şeyle müzik yapılabilir.  Çevremizde akustik kalitesi olan çok şey var.  Bunlar bize çok zengin bir ses evreni sunabilir.” diyorlar.

11 arkadaş 1998’de Viyana’da kurmuşlar “Vegetable Orchestra”yı.  Hepsinin de sağlam müzik eğitimi var.  15 yıldan beri değişik kent ve ülkelerde konser veriyorlar, şenliklere katılıyorlar.  Yılda aşağı yukarı 30 konser olmak üzere.  CD’leri de var.

Orkestranın çalışması şöyle.  Bir konsere çıkacakları ya da CD, video kaydı yapacakları gün erkenden pazar yerine gidiyorlar.  En taze sebzeleri özenle seçiyorlar.  Kabak, hıyar, balkabağı, domates, patlıcan, kereviz, lahana, havuç gibi.  Bunların taptaze olması çok önemli.  Daha sonra atölye çalışması başlıyor.  Biçimlendiriyorlar satın aldıklarını.  Örneğin, içlerini oyup, delikler açarak.  Bu işlem, yapılan çalgının türüne göre, 15 ile 30 dakika arası sürebiliyor.  Sonra da müzik çalışması başlıyor.  Yandaki gibi çalgılarla.

BALKABAĞI-2HAVUÇ-2PATLICAN-2Kimi zaman onlara suçlarcasına itiraz edenler çıkıyor.  “Dünyada milyonlarca kişi açken siz besin maddelerini ziyan ediyorsunuz.  Bu yaptığınız ekolojik değil!” diye.  Yanıt hazır:  “Alışık olduğunuz çalgıların yapılımda kullanılan doğal malzemeyi, harcanan enerjiyi unutmayın.  Üstelik bizimkiler çözünür niteliği olan doğal malzeme.”  Dahası da var.  Konserlerden sonra, işi bitmiş çalgılardan ve onların atıklarından yaptıkları çorbayı izleyicilerine sunuyorlar.

Son sözleri de şu:  “Sebzelerin sunduğu müziği, bu eşsiz ses evrenini yaşamak istiyorsanız, pazar yerine gidin.  Bayatlamış sebzelerin satıldığı marketlere, alışveriş merkezlerine değil.  Tarladan yeni gelmiş taptaze ürünlerin sergilendiği pazar yerine.  Kendinizi vererek dinleyin.  İnce, içten, doğal bir müzik işiteceksiniz karşılaştığınız, elleyip yokladığınız sebzelerden.  Daha da ötesi yaşamın seslerinin kurduğu sayısız orkestrayla karşılaşacaksınız.  Ekmeğin, meyvelerin, otomobillerin, ayakkabıların yarattığı senfonilerle.

Bu orkestrayı merak ettiyseniz, sitelerine şuradan ulaşabilirsiniz.  Ya da buraya tıklayıp yarattıkları ses dünyasını dinleyebilirsiniz.

[Not:  Belki anımsayacaksınız, Ekogazete iki ay önce elektronik müziğin simgeleşmiş kişilerinden biri olan Bernie Krause’un çalışmalarını yansıtmıştı.  Krause insanın bozmadığı ‘vahşi’ doğa içindeki 15.000 hayvanın sesini banda alarak 4.500 saatlik kayıt yapmış, 50’den fazla CD üretmişti.  “Doğada bir orkestra var.” diyordu.  ‘Sebze Orkestrası’ Krause’a gönderme yapmıyor mu?]

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Sébastien Iwansson, Reporterre, 11.7.2013

Reklamlar
Bu yazı Doğal kaynaklar, Genel Konular içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s